ilkokul dördüncü sınıftayken bir gün sıranın altından ani bir kavrama ile elimi tutup beni korkutandır. 23 senelik hayatımda egoma ilk darbeyi burada almıştım. istemediğim bir kız beni zorla elde etmişti. kirletilmiştim. ne alaka bilmiyorum fakat doğumgününe gitmediğim için evimizin telefonundan arayıp bana kürt olmadığım halde "kürtsün sen işte, kürtsün, pis kürt" diye hiç anlamadığım, duymadığım, o zamanlar bilmediğim bir küfür olduğunu sandığım şeyler söylemişti. artık kızın evinde ne konuşmuşlarsa baya etkilenmiş. geçen gün facebook da karşıma çıkınca aklıma geldi. avukat olmuş. kendisini arayıp "kürt değilim ben ya" demeyi düşündüm. sonra vazgeçtim. dünyanın yuvarlak ve enteresan bir yer olduğunu bir kere daha düşündüm ve meyhaneye gittim.
insanın kalbinde her zaman ayrı yeri olan kişi. o ilk yaşananların vermiş olduğu heyecan saflık ve güven hep hatırlanır aranır. ilk sevgili eğer bir de son sevgiliyse işte o zaman tadından yenmez.
uzun yıllar birlikte olunmaması gereken sevgilidir. zira yıllar sonra ayrılık gelirse aynen benim gibi 25 yasında ve ilk sevgilisinden ayrılmıs, adeta gözü yaşlı bir kazma gibi hayatta tek basına kalmak kacınılmazdır.
ilk sevgilisiyle evlenebilenleri takdir etmek gerekir. imrenilesi, hatta kıskanılası insanlardır.
nereden başlayacağımı bilemediğimdir. adı güzel, uysal falan, uyku katili hem dur bi dk kokusu burnumda daha... aslında sevgili değildir. en güzel yanı da bu değil midir?
Denizin maviliklerinde kaybolurken,
Yine yosun kokusu ve dalgaların hırçın çırpınışları...
Bak nasıl da gülümsüyor güneş tanrısı,
Bak nasıl da uçuşuyor kırlangıçlar,
Bak nasıl da dans ediyor minik kelebekler...
Yağmur taneleri düşerken
Yeryüzünün o karanlık boşluğuna,
Neden hala yalnızlığın tutsaklığında
Çırpınıp duruyorsun
Beyazlığın saflığında yitip giden,
Kalbindeki sevgi çanlarını
Bilebile susturan
Ve sessizliğin eşliğinde
Minik bir göl kenarında
Masumca bekleyen bir kuğu gibi...
ilkler unutulmaz derler ya, dogrudur, unutulmaz;
ona dokunmanin onunla paylasmanin verdigi ilk mutluluk asla unutulmaz. saatlerce bakismak, ondan bir an olsun bile ayrilmak istememek.. ama zaman akip gidiyor tabi, bazi seyler degismek zorunda, istesek de, istemesek de. hatta degisenlerin arasinda ilk bulusma mekaninin yeri bile var. ben halen her yil yaz aylarinda ilk bulusma yerine gittigimde o eski masamla bas basa kalir, eve aldigim ilk bilgisayarim ile yaptiklarimi dusunurum. koskocaman simgeler, ilk paint resmi, ilk mayin tarlasi oyunu, ilk disketler, ilk ses karti, ilk ram upgrade i.. dedim ya cok zaman gecti, haliyle cok sevgili gecti uzerinden bu surede. hehh, bunlari kendisine anlattigim su anki bilgisayarim da hic kiskanmiyor neyseki. cunku ilk olanin yeri ayridir, o da biliyor bunu. onun ilk sevgilisi de benim. ben aslinda hep ozelim, hep birinciyim.
50 yaşına geldiğinde ilk aşkını aklında onu son gördüğündeki haliyle hatırlıyacaksın. sana sorulduğunda ise sen onu 21 yaşındaki güzelliğiyle anlatacaksın. halbuki o da büyümüştür. yıllar onun yüzünde de iz bırakmıştır. onu anlattığın kelimeler ise artık hoş bir sadadan öteye gitmeyecektir.
sevgililer arasında ayrımcılığa iten kıstas.
nitekim ilki de bir sonu da. ilk şeklinde bir sıfatlandırma yapıldığına göre en az bir 2. si olmuştur. ayrılık olduktan sonra ilk-son farketmez. tüm sevgililer eski sevgililerdir.
hepsinde aynı şeyler yaşanmıştır.
-tanışma
-kaynaşma
-sırnaşma
-yavşama
-mayışma
-bayma-bayılma
-sıkılma-sıkma
-ayrılma...