düğün, yeni gelin evi gibi çomarlıklardan hoşlanan kadınla evlenmeyin. vizyonu geniş, bir ömür sıkılmadan beraber olabileceğiniz insanla evlenin. aşağıdaki videoyu mutlaka izleyin.
"Beklenti eken, hayal kırıklığı biçer."
evliliğe büyük beklenti ve umutlarla başlamayın.
Ayaklarınız yere bassın.
Beklentiniz ne kadar az olursa, hayal kırıklığı yaşamanızda o kadar düşük olacaktır.
evlenip ayrılmış birinin tavsiyeleri ne denli yararlı olacaktır bilemem ama en azından benim yaptıklarımı yapmayın diye yazıyorum;
-evlilik kararını sadece mantığınıza dayanarak almayın, içinde aşk ve sevgi olmayan evlilik yürümüyor,
-karşıdakine değer verdiğinizi belli edin, cinsellikten kaçmayın.
-sorunlarınızı ailelere açmayın, onlar da karıştığında cümbür cemaat bir aile kavgasına dönüşüyor iş,
-ilk 2 sene kesinlikle çocuk yapmayın,
-gelin-kaynana sürtüşmesine müsade etmeyin, evet beyler size diyorum. annenize gidip gelini falan şikayet etmeyin oğlum. sonra siz gelinle barışıyorsunuz ama o anlattıklarınız annenizin kafasını kemiriyor her daim.
-kadın kısmı çok ayrıntıcıdır, ayrıntılara dikkat edin.
-çok şımartıp, prenses olduğunu dünyanın onun etrafında döndüğünü hissettirmeyin kadınlara. o göt bir kalktı mı bir daha indiremezsiniz.
-bunu giyme, şunu yapma dedikce hatun daha da yapmak istiyor, mesela o kırmızı ruju sürmesini istemiyorsan ortalığı iyice kolaçan et bak kimse yoksa at cebe ruju, işe giderken de atacak bir çöp bulursun. (ya da hediye edecek bir kadın) *
-ne kadar sinirlenip kızarsanız kızın, o evden o an ayrılın. sakinleşene kadar gelmeyin. avazı çıktığı kadar bağırarak ağlayan bir kadın ya da odasına kendini kilitlemiş sessizce ağlayan bir kadın ile karşılaşmak istemiyorsanız.
-asla ama asla el kaldırmayın. unutmuyorlar, ileride ayrıldığınızda falan bunları delil olarak sunuyorlar.
-aldatmayın, o kadın artık zevk vermiyorsa ayrılın ama aldatmayın.
-sürekli süprizler yaparak kılıbıklaşmayın, arada yapın ki kıymetini bilsin.
-birlikte olmak istemiyorsa bunu konuşarak halledin, üzerine atlamayın. yoksa ne o ne siz keyif alırsınız.
-arkadaşlarınız ile ailece yemeğe çıktığınızda veya oturmaya gittiğinizde ( ne oturması ya demeyin artık evli bir adamsınız paşa paşa gidiyorsunuz o oturmalara) arkadaşlarınıza eşinizi şikayet etmeyin.
-başkalarının yanında birbirinizi rencide etmeyin.
belli bir yaşa gelmiş (30 lu yaşlar) iseniz, eğer karşı cins yönünden şansız iseniz, çok isteyip te doğru düzgün flört dönemi yaşayamadıysanız, karşı cinsten hep olumsuz yanıt aldıysanız, bulduğunuzda veya bulduklarında (aile, eş, dost , arkadaş, görücü usulü, falan filan aracılığı ile) kaçırmayın hemen evlenin, fırsat bu fırsat bir daha bulursun bulamazsın, ah keşke dersin, hemen davran.
ama gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiriyorsan, sana talip çok ise, elini sallasan ellisi ise de, hayatın tadını çıkar, bıkana kadar evlenme derim. bıkana, sıkılana kadar yatabildiğin kişi ile yat, öpebildiğin kişiyi öp, değişik fantazileri değişik kişilerle yaşa (tabi uç noktalara da kaçma), içinde birşey kalmadığında, artık hayatını düzene sokmaya karar verdiğinde evlenirsin.
bunların çaprazını denemeye kalkma, hayatın alt üst olur, depresyona bile girersin.
ikinci kez evlenecekler için geçerli olmayan tavsiyelerdir. neden? çünkü adamın gözünü kan bürümüş, entry mentry hak getire onu. allah kurtarsın kardeşim, üçüncüyü de bekleriz. dörde kadar yolun var. biz seni tutmayalım.
Efendim evliliğin beş yılını geride bırakmış bir insan evladı olarak, evlilik güzeldir evliliği zamanla sıradanlaştıran ve sıkıcı hale getiren kişilerdir, evlilik sevgi ve saygıdır demek yetmez bence evliliğin en büyük anlam karşılığı özveridir. Eşler evlilikleri boyunca sevmekte, saygı ve özen göstermekte, incelikleri kaybetmemek konusunda tamamen eşit özveride bulunduğu sürece sonuç çok iyi olur. Ama dediğim gibi terazinin kefeleri eşit ağırlıkta olduğu sürece, çünkü o denge bir tarafa daha fazla yük bindirince denge bozulur ve dolayısı ile büyü de bozulur.
Aileleriniz arasında yıkılmaz bir köprü olun ne ailenizi eşinize ezdirin ne de eşinizi ailenize, adaletli olun. insani de olsa bazı ihtiyaçlarınız mahremdir, flort ederken nasıl bunlara dikkat ediyorsanız evlendikten sonra da dikkat edin. Flort ederken kendinize gösterdiğiniz özeni evlendirdikten sonra da devam ettirin. Kişisel temizliğiniz flort ederkenden bile daha önemli artık ona göre davranın, suya-sabuna, epilasyon aletine, deodaranta, diş macunu ve diş fırçasına daha fazla dokunun.
Bir şeyin arkasında durduğunuzda gördüğünüzle yanında durduğunuzda göreceğiniz manzara bambaşkadır bunu unutmayın o nedenle Eşlerinize ben her zaman arkandayım demeyin, daima eşinizin yanıda olun ve bunu ona hissettirin. Dokunarak sevin, her kişinin içinde sevilme ve şevkat ihtiyacı vardır, bu otuzlu yaşlarında bir kadın olsa da birdoksan boyunda iri-yarı bir adam olsa da değişmez. Evlatlarınızı sevin ama onları size kazndıran eşlerinizi de unutmayın. Eşlerinize çok kızıp, gözlerinizin içinden ateşler, kulaklarınızdan buharlar çıktığında ağzınızı açmadan ya da harekete geçmeden önce içinizden ona kadar sayın, derin bir nefes alın ve bir an onun öldüğünü, artık hayatınızda olmadığını düşünün ve ondan sonra ne yapacaksanız yapın göreceksiniz ki daha ölçülü olacaksınız.
Bir konu kakında konuşurken ya da tartışırken muhakkak birbirinizin yüzüne bakın, söylenenler hoşunuza gitmese bile başınızı başka yöne çevirmeyin, çünkü böyle yaparsanız karşınızdakini sadece dinlemiş olursunuz anlamaya çalışmış olmazsınız. Dinlemekle anlamaya çalışmak arasında çok fark vardır unutmayın yeri geldiğinde özür dilerim, hatalıydım demeyi de bilin. Bilin ki bu insanı küçülten birşey değil eşinin gözünde bin kat daha yücelten ve karşısındaki kişiye kendini değerli hissettiren birşeydir.
Özel günlerinizi unutmayın, hiç bir eş kendisine hediye alınmadığına kızmaz, kızdığı sadece önemsenmemektir. Maddi durumunuz yoksa en azından bir küçük mesajla bu özel günü unutmadığınızı gösterin, hala önemli ve değerli olduğunu hissettirin.
Eşinizin yanındayken bir başka erkeğe/kadına bakmayın siz farketmediğini sanabilirsiniz ama inanın eşiniz dahil tüm insanlar bunu farkediyor ve dışarıdan gerçekten çok itici görünüyorsunuz. Eşlerinizi aldatmayın, unutmayın ki aldatan sadece kendini aldatır, başta çok cazip görünen bu fikir içinizde bir vicdan azabı, sırtınızda koca bir yük olarak mezara kadar kalır sizinle. Evliliği tüm karşılıklı eşit özveri göstererek yine de yıprattıysanız ki gerçekten bu dengeyi bozmadıysanız bunun olması çok zor birbirinizi maddi manevi mağdur etmeden evliliğinizi bitirin.
Yazacak öyle çok şey var ki aslında ama evlilik bu dipsiz kuyu ne kadar yazsan biraz eksik kalıyor sanki.. Son olarak yeni öğrendiğim bir sözü yazacağım, vicdanınız sizin kıblenizdir onu kaybetmeyin...
eşinizle sidik yarışı yapmayın...
birbirinizin ailesi ile asla can ciğer kuzu sarması olmayın. mesafefi koruyun...
tartışmalarınızda bir suç ya da suçlu aramayın...
hak ya da haksızlık kavramlarını sadece eşinizden başkaları için kullanın... eşinizin ya da sizin haklı olmanız size madalya getirmez...
mutlaka dinleyin.. hele de erkek olan taraf sizseniz..
"oğlum böyle nereye kadar",
"yalnızlık sadece allah'a mahsustur",
"hayatına bir çeki düzen ver",
"şimdi şöyle bir eve gitsen, kapıda seni çoluk çocuğun karşılasa, oturup sıcak bir yemek yesen fena mı olur?",
"böyle bekar bekar hayatta ne amacın olabilir, parayı ne için, kimin için kazanabilirsin ki?"
diyen evli arkadaşların, sen evlenmeye karar verdikten sonra:
"iyi düşündün mü lan?",
"oğlum manyakmısın? mis gibi ne karışanın ne soranın var",
"yani illa karı dırdırı çekecem diyorsun?",
"dışarıda bunca öpülesi hatun varken manyakmısın oğlum?"
ve
"hay ben senin aklını skeyim!"