Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil! Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu.
Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor.
Peki bu neden böyle oluyor?
Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş, insan insana kendini adamaktan kaçıyor.
Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk.
Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının... Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı.
Nerde ideali, aşkı uğruna her şeyden vazgeçen dünün insanı... Nerde hiçbir şey için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bugünün insanı.
Bugünün insanı aşkta da köşe dönmeci.
Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor.
Sevmeden sevilmek, vermeden almak istiyor.
Hiç değilse bir koyup üç almak istiyor.
Bir koyup üç alamadı mı ilişki bitiyor.
ilişkiler çıkar, menfaat üzerine kurulu.
Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik sevişmeler aşk sanılıyor.
Sevgili bayanlar baylar, aşka ayıp oluyor!!!!!!
Can Dündar
yoktur öyle birşey. konunun uzmanları bile belirtir bunu önemle, bedensel bir etkilenmedir sadece, içi boştur tamamen. aşk deyip birde aşk kelimesini kirletmesin insanlar, başka bir isim bulsunlar lütfen. gördüm aşık oldum? oldu gözüm evet o dediğinden, sen sanmaya devam et daha, aşkı öğrende öyle gel.
ilk görüşteki aşk değil etkilenmedir. aşk yaşadıkça olur. tanıdıkça olur. ruha aşık olur sonra insan. bedenin aşkıyla pekiştirir. ilk gördüğü gün gelir aklına. ne zaman bu kadar sevdim der. aşk dediğin uykulara girer. rüyalar bile ona adanır. aşk uzun olmalıdır. bir bakışa sığmamalı bir ömre sığdırılmalıdır.
insanın bütün kriterlerini yerle bir eden; eğer karşılıklıysa elle tutulur gözle görülür elektriğin bakışlarla insanı hipnotize ettiği birden çevrede bulunan insanların flulaştığı sadece ilgi çekenin feromon etksiyle odağa yerleştiği boyu posu endamıyla kalp atışlarını hızlandıran yanlışlıkla ilk temasta insanın baştan aşağı kızarmasına sebep olan ilk görüş'tür. **
kalabaliklar icinde, yuzlerce insan arasindan o benim dediginizdir. gulerken kivrilan duduklari, kocaman saatini tasiyan guclu bilekleri, o saatin durusu, gomleginin pantolonundan kurtulmus bir ucu, pantolonun ayakkabilarina degdigi cizgideki ahenk. ve sahip olugu ya da sizin ona, o anlik hediye ettiginiz aurasidir.belki sizin aynaniz, belki icinizin atesidir. o gece sizindir. benim dediginizdir.ve hicbir sakal,hicbir yuze bu kadar yakismadiysa simdiye kadar, ilk goruste carpildiginizdir.
bütün aşkların ilk evresidir.
şöyle ki kişi birini görür ve etkilenir, sonra o'na aşık olduğunun farkına varır.
sonra kişiyle yakınlaşır, duygularını belli etmeye çalışır ve teklif eder.
karşısındaki kişide teklfini kabul ederse bir ilişki başlar.
ilişkinin ilk zamanlarında kişiler sadece birbirlerinin kusurlarını görürler, hatta kendi kendine "acaba bu ilişkiye başlamasaydım" gibi cümleler de kurabilir.
ama sonra tekrar aşk denilen duygu ipleri eline alır ve kişiler bu kusurları görmemeye başlar, görememeye hatta o kusurları sevme ihtimaliniz bile vardır. yani aşk insanın gözünü kör eder.
biraz zaman geçer, cicim ayları diye tabir edilen süre biter ve kişiler birbirinden sıkılmaya başlar.
ve kişiler ayrılır bazı ilişkilerde daha bir-iki hafta önce "canım, cicim, balım,..." gibi güzel sıfatları birbirine söyleyen kişiler bu evrede birbirlerine küfür bile edebilirler. (bkz: askin iki yuzlu olmasi)
ve ayrılırsınız bir müddet sonra o'nu unutur yeni bir ilişkiye başlar ve aynı şeyleri yaşarsınız, tekrar tekrar. ta ki evleneceğiniz o şanslı kişiyi buluncaya kadar.
eğer cicim aylarında ayrılmışsanız sebepsiz, nedensiz bir şekilde. o kişiyi hiçbir şekilde unutamayacaksınızdır boşuna uğraşmayın, bu gerçekle hayatınıza devam edin.