kız tarafı hemen pişmanları oynamaya başlar çünkü karşı tarafın her ilişkide böyle mi yapıyor diye düşünmesinden çekinir. sevişmenin hemen ardından o pişmanlık ve moral bozulması tripleri ondandır. ayrıca hemen olmasa bile zamanla erkek de böyle düşünmeye başlar. *
alexander birtoveregan 15.yüzyılda londrada gittiği bir pavyonda yaşadığı anıyı şöyle anlatmıştır.
pavyondan içeri girdim.
sonra yanıma bir kadın geldi sen 'o'' musun dedi.
bende kadın çok güzel olduğundan evet dedim kime benzettiğinin bir önemi yoktu.
beraber olduk daha sonra beni kime benzettin dedim.
alexander birtoveregan'a dedi.
o an aldığım tadı ne matematikten ne filozofluktan ne şiirden almadım.
türkiye gibi üçüncü sınıf ortadoğu ülkesinde yadırganan olay. neyse ki partnerlerimle buluşmadan evvel bu seks konusunu açıp zemin hazırlama gibi bir zekiliğim var. ancak bu durumda partnerle yatağa girme oranı %3,5 gibi içler acısı bir yüzdeye düşüyor.
türk kadını maalesef cinsel olarak baskı altına alındığından, bu topraklarda bunu görmek ve yaşamak hakikaten zor. bir kadına cinsel anlamda bir şeyler hissetmek, çok afedersiniz onu sikmek istemek; ayıp, terbiyesiz ve hatta günah olarak görülüyor. gözlere bakıldığında içte yanan ateş, elinden tutulduğunda bedendeki titreme gibi romantik semptomlardan bahsedildiğinde malum cinsiyet bunu bir ayıp olarak görmüyor, tam tersi egolarının okşanması ve içlerinde besledikleri o ağır kompleksli türk kızını ortaya çıkarıyor ve yelkenlerini indiriyor.
hayatlarının belli bir noktasına kadar cinsel münasebete ayıp gözüyle bakan işbu kadın güruhlar, yaşları ilerledikten sonra ya evleniyorlar yahut çaresizlikten aşık olduğunu sandığı herhangi bir erkeğe kukularını armağan ediyorlar. kukusunu ödül olarak gören zihniyet de burada ortaya çıkıyor.
bekaretini kaybeden herhangi bir kadın "ben bu yaşa kadar böyle bir zevkten nasıl mahrum kaldım" gibi soru işaretleriyle kafasını meşgul ederken, bir yandan da hoşlandığı erkeği elde etmek için adeta bir silah olarak kullanıyor ve ödülü en sona saklamaya çalışıyor.
türk erkeği de bir süre sonra amaç/araç ekseninde kadının peşinde divane olup, ego okşama noktasında avrupa standartlarını yakalıyor.
dünyanın hiçbir ülkesinde kadınlar türkiye'de gördükleri kadar ilgi görmüyorlar. türkiye'den de beter suudi arabistan, katar gibi yobaz ülkelerde kadınlar sadece gözle taciz edilirken, işbu yarı özgürlük ülkesinde işler tecavüz, taciz gibi çirkin olaylara kadar yol alıyor.
türk kadını, sevişmeyi erkeğe bir armağan olarak gördüğü gibi, onları peşinden koşturmak için de bir koz olarak kullanıyor.
ne yazık ki ben bundan utanıyorum. her ne kadar çevremde bu tip yobazları barındırmak istemesem de, asla dış görünüşle içi bir olmuyor insanların. her ne kadar modern bir görüntü çizse de, içinde, yüreğinin bir köşesinde sakladıkları o kezban ve yobaz insanı her daim ortaya çıkarmayı görev ediniyorlar.
daha sağlıklı ilerleyecek bir ilişkinin habercisi olabilir.
ilk buluşmada sevişilirse, erkek, partnerini yatağa atmak için, gereksiz şaklabanlıklara, şirin görünmeye vb. türlü yapmacık hareketlere başvurmayacaktır. kızda, kutsal kasesini koruma iç güdüsüyle saçma sapan triplere girmeyecektir. çiftler, ya birbirine karşı rol yapmadan ilişkilerini sürdürecektir yada hemen ayrılacaktır.
Anlamı olabileceği gibi herhangi bir anlam içermeyecek bir eylemdir. Aslında sonu mühimdir. Sabah uyandığınızda birlikte kahvaltıya gidiyor musunuz yoksa herkes kendi yoluna mı...
iki taraf da yüksek alkollü olmasına rağmen ekseriyetle iyi sonuç verir. sanırım alkol etkisini sabırsız, yaramaz bir heyecan bastırıyor her defasında.