abd'ye akp'nin tarafını tutmaması için yalvarmış, hatta söz konusu fikirlerini iletebilmek için "karanlıklar lordu" dick cheney'in danışmanlarından birkaçına ulaşmaya çalışmıştır. ayrıca güzel amerikalı isminde bir de kitabı vardır.
taha kıvanç birkaç yazısında çok güzel çözmüştü ilhan selçuk'u...
4 ocak 2007 tarihli taha kıvanç yazısı'ndan bölümler;
cumhuriyet gazetesi kendine sonunda bir 'misyon' buldu: tayyip erdoğan'ı Çankaya köşkü'ne çıkarmama... tayyip bey bakma fırsatı buluyorsa, cumhuriyet'te okuduklarına kıs kıs gülüyordur. 80 yıldan fazla süreyle yayın hayatında olan bir gazete olduğu için, böyle bir 'misyon', kimilerine 'eski ve hoş olmayan' günleri hatırlatacaktır.
gazetenin her şeyi ilhan selçuk şu günlerde hayli hüzünlü. bir ay kadar önce (5 aralık 2006), "eyvah!.. haklı çıktık..." başlığını uygun gördüğü yazısında hüznünü cumhuriyet okurlarıyla da paylaştı. okuyalım: "türkiye'nin bugünkü hal-i pür melâline baktıkça keyiflenemiyorum... / söylediklerimiz doğru çıktı.. / haklı çıktık.. / ve haklı çıktım.. / ne yapmalı? / yazar olarak bunca yıldır yazdıklarımızın haklılığı sergilendi ve kanıtlandı diye doğrularımızın tadını mı çıkaralım?.. / keyifle geğirelim mi?.. / - gaarrç... / yoksa hüzünlenelim mi?.. / bu gidişle türkiye'nin sonu çıkmaza saplanır dedik, haklı çıktık!.."
iyi bir cumhuriyet okuru sayılmam, o sebeple ilgili kitaplara göz attım; neredeyse hepsi, ağız birliği etmişcesine, "geçmişteki olayların tahlilinde cumhuriyet yanlış çıktı" tespitinde bulunuyor. son durağı 'sosyalizm' idi cumhuriyet'in, dünya ve türkiye de o durağa mutlaka uğrayacaktı; bugün ise farklı telden çalıyor cumhuriyet...
buna rağmen, ilhan selçuk, "haklı çıktım, geğireyim mi?" diye yazabiliyor... geğirsin, bence hiçbir mahzuru yok... rahatlar...
şimdi neyi türkiye için çıkış yolu olarak görüyor cumhuriyet? Üşenmedim, gazetenin son iki aylık nüshalarını bu soruya cevap aramak üzere karıştırdım; ilhan selçuk'un yazıları üzerinde özellikle yoğunlaşarak... karşıma çıkan tablo beni müthiş şaşırttı. ilhan bey gecesini-gündüzünü karartan bir 'büyük sorun' olarak bakıyor bugünün türkiyesi'ne ve çözümü... şaşırsanız da yazmak zorundayım: Çözümü, george w. bush'tan bekliyor...
inanılacak gibi değil, ama doğru...
bakın 15 kasım günü ne yazmış: "herkesin bildiği gibi türkiye'deki siyasal iktidarların ipleri amerika'nın elindedir... / Önümüzdeki yıl bizde hem cumhurbaşkanı seçimi var... / hem genel seçim var... / topal ördek ne yapacak?.. / bush ne düşünüyor?.. / amerika irak'a girdi, komşumuzda yarım milyondan fazla insan öldü... / kayıplar 650 bini aştı.. / 'ilımlı islam devleti modeli' ni türkiye'nin başına bela gibi saran artık topal ördektir... / peki, bu topal ördek türkiye'de topallamayacak mı?.."
18 kasım günü de aynı keskinlikte bir başka yazı: "artık çok iyi biliniyor ki dinci ya da takıyyeci akp iktidarı ortadoğu'da bir amerikan marifeti... / ancak bush 'akp operasyonu' ndan beklediğini alamadı!.. amerika bugün terör örgütü pkk'yi türkiye'ye karşı kullanıyor... / türkiye'de 'huzursuzluk' ve 'istikrarsızlık' doruğa tırmanıyor... / bush yönetimi ne yapmalı?.."
bakın ne yapmalıymış: "bir yandan ilımlı islam devleti tasarımında dinci iktidarı, öte yandan terör örgütü pkk'yi kullanarak türkiye'yi sıkıştıran başkan bush bu tutumundan vazgeçmelidir; zararın neresinden dönerse dönsün, kârdır... / akp'nin toplum temelinde oy desteği zayıflıyor, geriliyor; ülkede amerika düşmanlığı yükseliyor, yoğunlaşıyor... / abd'nin ortadoğu tasarımında 'revizyon'a, türkiye'de ise yeni bir iktidara gerek var!.."
en keskin yazı "bush'un türkiye siyaseti değişmeli" başlığını (16 kasım) taşıyor. şu satırları okuyalım: "bush, ortadoğu'da bir yeni istikrar arayışına yönelmek zorundaysa bu işe türkiye'den başlaması aklın yoludur... / (..) ortadoğu cehennem... / bu cehennemde ne yapacağını şaşıran başkan bush'un türkiye'de dincilik ve bölücülük siyasetlerini bir yana bırakarak atatürk'ün laik cumhuriyetini ortadoğu'da bir denge unsuru gibi düşünmesi gerekiyor..."
cumhuriyet okurları ne bekliyorlar bilmem, ama "türkiye'deki siyasal iktidarların ipleri amerika'nın elindedir" tezinin sahibi ilhan selçuk, 'topal ördek' diye andığı abd başkanı bush'un türkiye'nin iç politikasına doğrudan müdahale ederek iktidarı değiştirmesini bekliyor.
4 nisan 2008 tarihli taha kıvanç yazısı'ndan bölümler;
--- alıntı ---
(...)
maçı özel olarak italya'dan getirilmiş makarnayı kaşıklayarak bekledik. gruptan biri, "yahu" dedi, "meğer önceki hafta sonu çok ciddi bir varta atlatılmış..." Önceki hafta sonu, türkiye'yi ayaklandıran gözaltına almalar yaşanmıştı; ne vartasıymış bu? dostumun anlattığına göre, birileri türkiye için çok büyük bir macera hazırlığına girmişler ve ona giden yolda büyük etkisi olacak bir siyasi suikast planlamışlar. Çetenin tetikçisine havale ettiği kişi gözaltına alınınca oyun da bozulmuş... hastane koruma altında tutmaya da yarıyormuş...
şu insanlar ne senaryolar yazıyorlar! bir diğer dostum, "vartayı ben de duymuştum, ama siyasi suikast boyutunu değil" dedi ortaya. muhtemelen bizden sonra başka ayrıntılar daha eklenir bu senaryoya...
(...)
--- alıntı --- http://yenisafak.com.tr/Y...?i=10202&y=TahaKivanc
taha kıvanç'ın ilhan selçuk'un "karanlıklar lordu" dick cheney'in danışmanlarına ulaşmaya çalıştığını anlatan ve ayrıca ilhan selçuk'un güzel amerikalı isimli kitabından da bahseden yazısıyla karşılaştık daha sonra...
9 nisan 2008 tarihli taha kıvanç yazısı;
--- alıntı ---
amerika ve hastanesi
bir aklıevvelin uydurduğu gibi insanları hedef gösteren biri değilim ben; yufka yürekliyimdir. şu sıralarda da yoğun biçimde ilhan selçuk'un sağlığıyla ilgiliyim. dün üç damarının birden tıkalı olduğunu öğrendiğimde içim "cızz" ediverdi. hastaneye yatması, hâzik doktorların ihtimamı altına girmesi, sağlığının ne kadar kırılgan olduğunun öğrenilmesini sağladı hiç değilse... cumhuriyet'te kimse ilhan selçuk'un sağlığıyla ilgilenmemiş mi bugüne kadar?
"neden amerikan hastanesi'ne yattı?" diye soranlar ve bundan olur olmaz anlamlar çıkarmak isteyenler var. bence insanın sağlık amacıyla yaptığı tercihlerden sonuç çıkarmak yanlıştır. sonra, amerikan hastanesi epey bir zamandan beri koç vakfı'na ait... koç'ların inan kıraç üzerinden ilhan selçuk'a ilgisini de garip karşılayacak değiliz ya?
ilhan selçuk'un gazetesinin washington muhabirini dick cheney'in ofisiyle ilişki kurmaya yönlendirmesi bazılarını şaşırtmışa benziyor. bilginin kaynağını bilmiyorum. "bu birliktelik arayışından amaç, yardımcıları aracılığıyla cheney'e 'abd olarak ak parti iktidarını desteklemekten vazgeçin, esas destek çıkmanız gerekenler ulusalcılar' mesajını vermekti" diyenler, bu bilgiye ilhan bey'in uluslararası telefon konuşmalarının deşifresinden erişmemişlerdir umarım. polisler için 'izinle serbest' olsa bile, telefon kayıtlarının gazeteler tarafından yayını yasak da ondan...
istanbul-washington arası telefon trafiği 2006 kasım ayında yapılmış olabilir mi?
18 kasım 2006 tarihinde şunu yazmıştı ilhan bey: "artık çok iyi biliniyor ki dinci ya da takıyyeci akp iktidarı ortadoğu'da bir amerikan marifeti... / ancak bush 'akp operasyonu' ndan beklediğini alamadı!.. amerika bugün terör örgütü pkk'yi türkiye'ye karşı kullanıyor... / türkiye'de 'huzursuzluk' ve 'istikrarsızlık' doruğa tırmanıyor... / bush yönetimi ne yapmalı?.."
ne yapılması gerektiğini de açıkça bildirmişti aynı yazıda: "bir yandan ilımlı islam devleti tasarımında dinci iktidarı, öte yandan terör örgütü pkk'yi kullanarak türkiye'yi sıkıştıran başkan bush bu tutumundan vazgeçmelidir; zararın neresinden dönerse dönsün, kârdır... / akp'nin toplum temelinde oy desteği zayıflıyor, geriliyor; ülkede amerika düşmanlığı yükseliyor, yoğunlaşıyor... / abd'nin ortadoğu tasarımında 'revizyon'a, türkiye'de ise yeni bir iktidara gerek var!.."
benim "birilerine mesaj mı?" kuşkusuna kapılmam ertesi günkü "bush'un türkiye siyaseti değişmeli" başlığını taşıyan yazısıyla olmuştu. okuyalım: "bush, ortadoğu'da bir yeni istikrar arayışına yönelmek zorundaysa bu işe türkiye'den başlaması aklın yoludur... / (..) ortadoğu cehennem... / bu cehennemde ne yapacağını şaşıran başkan bush'un türkiye'de dincilik ve bölücülük siyasetlerini bir yana bırakarak atatürk'ün laik cumhuriyetini ortadoğu'da bir denge unsuru gibi düşünmesi gerekiyor..."
bu konuya değindiğim kulis'i (9 ocak 2007) şu cümleyle bitirmişim: "80 yılda nereden nereye, değil mi? ilhan selçuk bari bir de 'wilson prensipleri'nden söz etseymiş bush'u ikna edeyim derken..." aslında bush'u değil, 'kirli imparatorluk' da denilen abd'deki gerçek gücü elinde tuttuğu bilinen dick cheney'i ikna etmeye çalışıyormuş ilhan bey...
amerikalılar daha 1960'lı yıllarda ülkelerini ziyarete ikna etmişlerdi ilhan selçuk'u; o ziyaretten miras, piyasada pek bulunmayan 'güzel amerikalı' kitabını okumuş olanlar, cumhuriyet yazarının, "amerika'da kim kimdir?" konusunda derin bilgi sahibi olmasına şaşırmamışlardır herhalde.
bir hafta önce, ilk fenerbahçe-chelsea maçı akşamı birlikte olduğumuz grupta konuşulanları hatırladınız mı? hatırlatayım: "gruptan biri, 'yahu' dedi, 'meğer önceki hafta sonu çok ciddi bir varta atlatılmış...' Önceki hafta sonu, türkiye'yi ayaklandıran gözaltına almalar yaşanmıştı; ne vartasıymış bu? dostumun anlattığına göre, birileri türkiye için çok büyük bir macera hazırlığına girmişler ve ona giden yolda büyük etkisi olacak bir siyasi suikast planlamışlar. Çetenin tetikçisine havale ettiği kişi gözaltına alınınca oyun da bozulmuş..."
"bir diğer dostum" diye devam etmiştim, "vartayı ben de duymuştum, ama siyasi suikast boyutunu değil dedi ortaya."
hatırladınızsa, şimdi de dün milliyet'te çıkan tolga şardan imzalı "suikasttan kurtulmuş" başlıklı haberin giriş cümlesini okuyun: "cumhuriyet gazetesine molotoflu saldırı düzenleyen grubun, ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve serbest bırakılan gazetenin imtiyaz sahibi ve başyazarı ilhan selçuk'a suikast planladığı ortaya çıktı."
ilhan bey'e amerikan hastanesi'nde iyi bakıyorlardır umarım.
15, 16 ve 18 kasım 2006 tarihli yazılarında, abd başkanı george w. bush'a "akp bitti, onu desteklerseniz kaybedersiniz, bizi destekleyin" anlamında mesajlar göndermiş zat. bu ergenekon iddianamesine konu olmuştu.
kendisi hızını alamayıp şubat 2008'de washington muhabiri aracılığıyla amerikan yönetimine doğrudan akıl da vermiş, açıktan "bizim çocuk"luğa soyunmuştu.
kokuşmuş ve en köktenci sağ hareketlerden daha faşizanlaşmış bir sol anlayışın temsilcisi, etikten ve mantıktan uzak fikirleri ve demogojileriyle mide bulandıran bir ergenekon sanığı.
siyasi yolda u dönüşünden bahsedeceksek önümüzde akp hükümeti gibi yegane bir örnek var. 8 mart 1995 abdullah gül'ün tbmm konuşması buna küçük bir örnektir. kaldı ki ilhan selçuk'un darbecilikle uzaktan yakından alakası yoktur. darbeci olanlardan iki isim, mümtazer türköne zaman'da yazmakta, nazlı ılıcak ise sabah'ta yazmaktadır. bugün "demokrasi"den bahseden bu iki isim öncelikle yargılanmalıdır eğer darbeciler yargılanacaksa. bu iki ismin de geçmişine bakılırsa nerde neler söyledikleri, nasıl hareket ettikleri görülür. 12 mart ve 12 eylül darbecileri tarafından yargılanıp işkence görmüş biridir ilhan selçuk. hiç bir zaman emperyalizme hizmet etmemiştir. bu yüzden hep yargılanmış, göz altına alınmış ya da işkence görmüştür.
siyasî yolundaki u dönüşünden, işkencecilerini kucaklamasından sonra zerre kadar sempati duymadığım darbe destekçisi* basın çınarı.
ama hakkında öleceği yönünde saçma sapan girdiler düzüp sevinmenin nasıl bir ruh hâlinin ürünü olduğunu da merak etmiyor değilim. siz kazık mı çakacaksınız?
necmettin erbakan ın aldıgı cezadan sonra "yazık adama yaslıdır evinde otursun" filan deyip yasa değiştirenlerin, ilhan selçuk un sabaha karsı evinin basılmasına "hukuk guguk" gibi yorumlar yapmasına neden olarak, ikiyüzlülüklerinin ortaya çıkmasına vesile olmus yazar..kaldı ki bir tanesinin hırsız oldugu kanıtlanmıs, ilhan selçuk ise bu yasından sonra terör örgütü üyesi olmakla suçlanmıs iken..
sosyalizm özlemi ile yanıp tutuşan bu uğurda girmediği kılık kalmayan 9mart darbesini planlayıp darbe 12 martta karşı darbe olunca soluğu ziverbey işkencehanesinde alan sonrada bu olayları övüne övüne anlatan muheterem.aslında atatürkçü falan değildir katıksız bir sosyalisttir ama yutturur yutanlara.yaşı 80i geçmiş hala eylem adamı rolünde olan muhterem.kısaca yaptığına kendide inanmayan ama inandırandır.
iyi darbe kötü darbe gibi saçmasapan bir ifadede bulunan ihtiyar. bu ifadeyle cumhuriyet gazetesi tayfasının, ilhan selçuk takipçilerinin gerçek cumhuriyetten ve demokrasiden ne anladıklarını açık bir şekilde görebiliyoruz.
Atatürk dahil atatürk'ün yakın çevresinde olmuş veya ölümü sonrasında ona ve onun değerlerine saygı duyan ve modern adıyla 'atatürkçü' olarak nitelenen her insana mason denilmesi saçmalığının kendisine uygulandığı insan.
Bazı demokrat kardeşlerimiz 'ohhh, bunların takke düştü kel göründü' diye kendi çaplarında eğlensinler sayelerinde bizde çok eğleniyoruz ama kendi kellerini hangi takke ile kapayacaklar, kafaya saç mı ektircekler, keçi bilmemnesimi sürecekler, ineklere mi yalatacaklar şahsen ben orasını bilemem.
kendilerinin attığı iddiayı habermiş gibi göstererek cahil halkı kandıran bazılarının mason su bu vb iddialarla karalamaya çalıştığı adam. şıracı bozacı birbirlerine şahitlik yapıyorlar işte.
savcılığın sunduğu iddianame de kendisi hakkında 'silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, hükemetin ıskatı için bilmem ne yapmak' falanca suçlardan ömür boyu hapis istenmiş apoletli yazar.
yanlız herşey iyi güzelde, en basitinden hükemetin ıskatı için bilmem ne yapdığı için suç öngürülmesi hukukun siyasallaştırılmasıdır. başka birşey değil. velhasıl, hukukumuz ölüyor. bugün onlara, yarın size mantığı türk yargı sistemine oturmuş bulunmaktadır. kaldıra bilene aşk olsun.
yazdığı kitapları ortalama birikime sahip bir liseli rahatça yazar. [ blöf yaptığımı sananlara rest çekiyorum ] mehmet akif'e sataşmakla aydın olunacağını sanmaktan öte geçemeyen bir insandır. mustafa kemal'in [ evet ölmüş bir insan] cebindeki leblebiden yıllardır atıştıran yeter artık yeme diyenlerin kafasına leblebi atan bir çerezcidir.
bu şahsı savunanlara ben değil pascal nouma cevap versin.
giderlerini karşılamakta zorlanan atatürkçü düşünce derneği'ne 2006 yılında 50 lira bağış yapan hızlı atatürkçü. bu vesileyle sözlükteki atatürkçü, kemalist-gerçi ikisi farklı şeyler ama olsun- yazarlara ellerini ceplerine atmalarını salık veriyorum.(dernek batıyor silkinin lan)
bir diğer örnek de 35 lira ile şener eruygur. (bkz: add)
burnu kafdağında gezen bir gazeteciymiş. * darbe ile ilgili yazılar yazmadığı ileri sürülen, fakat darağacında üç fidan kitabında turan feyzoğlu'nun da söylediği şekilde zamanında darbe istediğini köşe yazılarına aktarmış yazar. öyleymiş. köşe yazılarını kitap halinde çıkarsa da okusak.