15, 16 ve 18 kasım 2006 tarihli yazılarında, abd başkanı george w. bush'a "akp bitti, onu desteklerseniz kaybedersiniz, bizi destekleyin" anlamında mesajlar göndermiş zat. bu ergenekon iddianamesine konu olmuştu.
kendisi hızını alamayıp şubat 2008'de washington muhabiri aracılığıyla amerikan yönetimine doğrudan akıl da vermiş, açıktan "bizim çocuk"luğa soyunmuştu.
abd'ye akp'nin tarafını tutmaması için yalvarmış, hatta söz konusu fikirlerini iletebilmek için "karanlıklar lordu" dick cheney'in danışmanlarından birkaçına ulaşmaya çalışmıştır. ayrıca güzel amerikalı isminde bir de kitabı vardır.
taha kıvanç birkaç yazısında çok güzel çözmüştü ilhan selçuk'u...
4 ocak 2007 tarihli taha kıvanç yazısı'ndan bölümler;
cumhuriyet gazetesi kendine sonunda bir 'misyon' buldu: tayyip erdoğan'ı Çankaya köşkü'ne çıkarmama... tayyip bey bakma fırsatı buluyorsa, cumhuriyet'te okuduklarına kıs kıs gülüyordur. 80 yıldan fazla süreyle yayın hayatında olan bir gazete olduğu için, böyle bir 'misyon', kimilerine 'eski ve hoş olmayan' günleri hatırlatacaktır.
gazetenin her şeyi ilhan selçuk şu günlerde hayli hüzünlü. bir ay kadar önce (5 aralık 2006), "eyvah!.. haklı çıktık..." başlığını uygun gördüğü yazısında hüznünü cumhuriyet okurlarıyla da paylaştı. okuyalım: "türkiye'nin bugünkü hal-i pür melâline baktıkça keyiflenemiyorum... / söylediklerimiz doğru çıktı.. / haklı çıktık.. / ve haklı çıktım.. / ne yapmalı? / yazar olarak bunca yıldır yazdıklarımızın haklılığı sergilendi ve kanıtlandı diye doğrularımızın tadını mı çıkaralım?.. / keyifle geğirelim mi?.. / - gaarrç... / yoksa hüzünlenelim mi?.. / bu gidişle türkiye'nin sonu çıkmaza saplanır dedik, haklı çıktık!.."
iyi bir cumhuriyet okuru sayılmam, o sebeple ilgili kitaplara göz attım; neredeyse hepsi, ağız birliği etmişcesine, "geçmişteki olayların tahlilinde cumhuriyet yanlış çıktı" tespitinde bulunuyor. son durağı 'sosyalizm' idi cumhuriyet'in, dünya ve türkiye de o durağa mutlaka uğrayacaktı; bugün ise farklı telden çalıyor cumhuriyet...
buna rağmen, ilhan selçuk, "haklı çıktım, geğireyim mi?" diye yazabiliyor... geğirsin, bence hiçbir mahzuru yok... rahatlar...
şimdi neyi türkiye için çıkış yolu olarak görüyor cumhuriyet? Üşenmedim, gazetenin son iki aylık nüshalarını bu soruya cevap aramak üzere karıştırdım; ilhan selçuk'un yazıları üzerinde özellikle yoğunlaşarak... karşıma çıkan tablo beni müthiş şaşırttı. ilhan bey gecesini-gündüzünü karartan bir 'büyük sorun' olarak bakıyor bugünün türkiyesi'ne ve çözümü... şaşırsanız da yazmak zorundayım: Çözümü, george w. bush'tan bekliyor...
inanılacak gibi değil, ama doğru...
bakın 15 kasım günü ne yazmış: "herkesin bildiği gibi türkiye'deki siyasal iktidarların ipleri amerika'nın elindedir... / Önümüzdeki yıl bizde hem cumhurbaşkanı seçimi var... / hem genel seçim var... / topal ördek ne yapacak?.. / bush ne düşünüyor?.. / amerika irak'a girdi, komşumuzda yarım milyondan fazla insan öldü... / kayıplar 650 bini aştı.. / 'ilımlı islam devleti modeli' ni türkiye'nin başına bela gibi saran artık topal ördektir... / peki, bu topal ördek türkiye'de topallamayacak mı?.."
18 kasım günü de aynı keskinlikte bir başka yazı: "artık çok iyi biliniyor ki dinci ya da takıyyeci akp iktidarı ortadoğu'da bir amerikan marifeti... / ancak bush 'akp operasyonu' ndan beklediğini alamadı!.. amerika bugün terör örgütü pkk'yi türkiye'ye karşı kullanıyor... / türkiye'de 'huzursuzluk' ve 'istikrarsızlık' doruğa tırmanıyor... / bush yönetimi ne yapmalı?.."
bakın ne yapmalıymış: "bir yandan ilımlı islam devleti tasarımında dinci iktidarı, öte yandan terör örgütü pkk'yi kullanarak türkiye'yi sıkıştıran başkan bush bu tutumundan vazgeçmelidir; zararın neresinden dönerse dönsün, kârdır... / akp'nin toplum temelinde oy desteği zayıflıyor, geriliyor; ülkede amerika düşmanlığı yükseliyor, yoğunlaşıyor... / abd'nin ortadoğu tasarımında 'revizyon'a, türkiye'de ise yeni bir iktidara gerek var!.."
en keskin yazı "bush'un türkiye siyaseti değişmeli" başlığını (16 kasım) taşıyor. şu satırları okuyalım: "bush, ortadoğu'da bir yeni istikrar arayışına yönelmek zorundaysa bu işe türkiye'den başlaması aklın yoludur... / (..) ortadoğu cehennem... / bu cehennemde ne yapacağını şaşıran başkan bush'un türkiye'de dincilik ve bölücülük siyasetlerini bir yana bırakarak atatürk'ün laik cumhuriyetini ortadoğu'da bir denge unsuru gibi düşünmesi gerekiyor..."
cumhuriyet okurları ne bekliyorlar bilmem, ama "türkiye'deki siyasal iktidarların ipleri amerika'nın elindedir" tezinin sahibi ilhan selçuk, 'topal ördek' diye andığı abd başkanı bush'un türkiye'nin iç politikasına doğrudan müdahale ederek iktidarı değiştirmesini bekliyor.
4 nisan 2008 tarihli taha kıvanç yazısı'ndan bölümler;
--- alıntı ---
(...)
maçı özel olarak italya'dan getirilmiş makarnayı kaşıklayarak bekledik. gruptan biri, "yahu" dedi, "meğer önceki hafta sonu çok ciddi bir varta atlatılmış..." Önceki hafta sonu, türkiye'yi ayaklandıran gözaltına almalar yaşanmıştı; ne vartasıymış bu? dostumun anlattığına göre, birileri türkiye için çok büyük bir macera hazırlığına girmişler ve ona giden yolda büyük etkisi olacak bir siyasi suikast planlamışlar. Çetenin tetikçisine havale ettiği kişi gözaltına alınınca oyun da bozulmuş... hastane koruma altında tutmaya da yarıyormuş...
şu insanlar ne senaryolar yazıyorlar! bir diğer dostum, "vartayı ben de duymuştum, ama siyasi suikast boyutunu değil" dedi ortaya. muhtemelen bizden sonra başka ayrıntılar daha eklenir bu senaryoya...
(...)
--- alıntı --- http://yenisafak.com.tr/Y...?i=10202&y=TahaKivanc
taha kıvanç'ın ilhan selçuk'un "karanlıklar lordu" dick cheney'in danışmanlarına ulaşmaya çalıştığını anlatan ve ayrıca ilhan selçuk'un güzel amerikalı isimli kitabından da bahseden yazısıyla karşılaştık daha sonra...
9 nisan 2008 tarihli taha kıvanç yazısı;
--- alıntı ---
amerika ve hastanesi
bir aklıevvelin uydurduğu gibi insanları hedef gösteren biri değilim ben; yufka yürekliyimdir. şu sıralarda da yoğun biçimde ilhan selçuk'un sağlığıyla ilgiliyim. dün üç damarının birden tıkalı olduğunu öğrendiğimde içim "cızz" ediverdi. hastaneye yatması, hâzik doktorların ihtimamı altına girmesi, sağlığının ne kadar kırılgan olduğunun öğrenilmesini sağladı hiç değilse... cumhuriyet'te kimse ilhan selçuk'un sağlığıyla ilgilenmemiş mi bugüne kadar?
"neden amerikan hastanesi'ne yattı?" diye soranlar ve bundan olur olmaz anlamlar çıkarmak isteyenler var. bence insanın sağlık amacıyla yaptığı tercihlerden sonuç çıkarmak yanlıştır. sonra, amerikan hastanesi epey bir zamandan beri koç vakfı'na ait... koç'ların inan kıraç üzerinden ilhan selçuk'a ilgisini de garip karşılayacak değiliz ya?
ilhan selçuk'un gazetesinin washington muhabirini dick cheney'in ofisiyle ilişki kurmaya yönlendirmesi bazılarını şaşırtmışa benziyor. bilginin kaynağını bilmiyorum. "bu birliktelik arayışından amaç, yardımcıları aracılığıyla cheney'e 'abd olarak ak parti iktidarını desteklemekten vazgeçin, esas destek çıkmanız gerekenler ulusalcılar' mesajını vermekti" diyenler, bu bilgiye ilhan bey'in uluslararası telefon konuşmalarının deşifresinden erişmemişlerdir umarım. polisler için 'izinle serbest' olsa bile, telefon kayıtlarının gazeteler tarafından yayını yasak da ondan...
istanbul-washington arası telefon trafiği 2006 kasım ayında yapılmış olabilir mi?
18 kasım 2006 tarihinde şunu yazmıştı ilhan bey: "artık çok iyi biliniyor ki dinci ya da takıyyeci akp iktidarı ortadoğu'da bir amerikan marifeti... / ancak bush 'akp operasyonu' ndan beklediğini alamadı!.. amerika bugün terör örgütü pkk'yi türkiye'ye karşı kullanıyor... / türkiye'de 'huzursuzluk' ve 'istikrarsızlık' doruğa tırmanıyor... / bush yönetimi ne yapmalı?.."
ne yapılması gerektiğini de açıkça bildirmişti aynı yazıda: "bir yandan ilımlı islam devleti tasarımında dinci iktidarı, öte yandan terör örgütü pkk'yi kullanarak türkiye'yi sıkıştıran başkan bush bu tutumundan vazgeçmelidir; zararın neresinden dönerse dönsün, kârdır... / akp'nin toplum temelinde oy desteği zayıflıyor, geriliyor; ülkede amerika düşmanlığı yükseliyor, yoğunlaşıyor... / abd'nin ortadoğu tasarımında 'revizyon'a, türkiye'de ise yeni bir iktidara gerek var!.."
benim "birilerine mesaj mı?" kuşkusuna kapılmam ertesi günkü "bush'un türkiye siyaseti değişmeli" başlığını taşıyan yazısıyla olmuştu. okuyalım: "bush, ortadoğu'da bir yeni istikrar arayışına yönelmek zorundaysa bu işe türkiye'den başlaması aklın yoludur... / (..) ortadoğu cehennem... / bu cehennemde ne yapacağını şaşıran başkan bush'un türkiye'de dincilik ve bölücülük siyasetlerini bir yana bırakarak atatürk'ün laik cumhuriyetini ortadoğu'da bir denge unsuru gibi düşünmesi gerekiyor..."
bu konuya değindiğim kulis'i (9 ocak 2007) şu cümleyle bitirmişim: "80 yılda nereden nereye, değil mi? ilhan selçuk bari bir de 'wilson prensipleri'nden söz etseymiş bush'u ikna edeyim derken..." aslında bush'u değil, 'kirli imparatorluk' da denilen abd'deki gerçek gücü elinde tuttuğu bilinen dick cheney'i ikna etmeye çalışıyormuş ilhan bey...
amerikalılar daha 1960'lı yıllarda ülkelerini ziyarete ikna etmişlerdi ilhan selçuk'u; o ziyaretten miras, piyasada pek bulunmayan 'güzel amerikalı' kitabını okumuş olanlar, cumhuriyet yazarının, "amerika'da kim kimdir?" konusunda derin bilgi sahibi olmasına şaşırmamışlardır herhalde.
bir hafta önce, ilk fenerbahçe-chelsea maçı akşamı birlikte olduğumuz grupta konuşulanları hatırladınız mı? hatırlatayım: "gruptan biri, 'yahu' dedi, 'meğer önceki hafta sonu çok ciddi bir varta atlatılmış...' Önceki hafta sonu, türkiye'yi ayaklandıran gözaltına almalar yaşanmıştı; ne vartasıymış bu? dostumun anlattığına göre, birileri türkiye için çok büyük bir macera hazırlığına girmişler ve ona giden yolda büyük etkisi olacak bir siyasi suikast planlamışlar. Çetenin tetikçisine havale ettiği kişi gözaltına alınınca oyun da bozulmuş..."
"bir diğer dostum" diye devam etmiştim, "vartayı ben de duymuştum, ama siyasi suikast boyutunu değil dedi ortaya."
hatırladınızsa, şimdi de dün milliyet'te çıkan tolga şardan imzalı "suikasttan kurtulmuş" başlıklı haberin giriş cümlesini okuyun: "cumhuriyet gazetesine molotoflu saldırı düzenleyen grubun, ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve serbest bırakılan gazetenin imtiyaz sahibi ve başyazarı ilhan selçuk'a suikast planladığı ortaya çıktı."
ilhan bey'e amerikan hastanesi'nde iyi bakıyorlardır umarım.
geçenlerde bir fetvasında din eğitimi alan insanlar kesinlikle eleştirel ve nesnel olamazlar ve kesinlikle bilim adamı olamazlar diye bir laf etmişti. çünkü din dogmalara dayanıyordu ve bu anlayıştaki birisi bilim yapamazdı. yani imam hatipten çıkmış biri asla iyi bir mühendis, doktor, eczacı olamaz demeye getiriyordu.
harbiden yuh ya, mendel papaz, pasteur katı bir hristiyandı; hadi senin dediğin gibi olsun diyelim bu insanların eğitim hakkını almaya mazeret olur mu?
--spoiler--
ama öyle güzel, öyle gerçek yazmış ki babam aylardır o yazıları yeni sanarak okumaktaymış...
--spoiler--
yaklaşık 70 yıldır hiçbir yeniliğe uğramamış düşünce yapısıyla yazılar yazan yazar. bu adam 50 lerde menderes'i, 60'larda demirel'i , 80'lerde turgut özal'ı ,90'larda erbakan'ı bilindik kemalist söylemlerle suçlamış ve günümüzde de erdğan'ı yine hep aynı bilindik kemalist söylemlerle suçlamaktadır. yukarıdaki spoiler'da okuyucuları bile adamın eski yazılarını bugunkü yazılarından ayırt edemediğini söylemekte.
kendisini "Ergenekon" soruşturmasına dahil eden savcılar hakkında, "kişilik haklarına saldırıda bulundukları" iddiasıyla açtığı davayı kazanmıştır. Bu, savcılar hakkında açılan ve kazanılan ilk dava oldu.
"Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ilhan Selçuk, Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın'ın, 'iddianamedeki bazı niteleme ve değerlendirmeler ile özel telefon görüşmelerine yer vererek kendisini karalama ve küçük düşürme' amacını güttüklerini iddia etmişti.
Mahkeme, bu tür nitelendirmelerin "iddianamede yer almasının hukuka aykırı olduğuna" hükmetti.
ilhan Selçuk, tazminat yerine kararın gazetelerde yayınlanmasını istemişti."
cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibidir.türkiye'ye gelmiş en usta kalemlerden biridir.duruşu,görüşü ve kişiliği ile tüm insanlığa örnek olan ender insanlardandır.
ayrıca ergenekon iddianamesinde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ve özel görüşmelerinin kötü niyetle iddianameye alındığı iddiasıyla savcılara açtığı davada bir hukuk zaferi kazanmıştır.
hayatı boyunca muhalifti, demokrattı, hayatı boyunca mücadele etti, bugün hayata veda ederken, biraz aydınlık daha gitti aramızdan. o bu ülkenin aydınlık yüzlerindendi. bütün darbelerde göz altına alındı, işkencelere maruz kaldı, 85 yaşında "darbeci" diye gözaltına alındı ve uzun bir süre sorgulanıp bırakıldı. 85 yaşında bile düşüncelerine kastedildi..
kendisini çizdiği tiksinç karikatürlerle hatırlayacağımız badem gözlü.
allah a inanıyordu ise allah affetsin diyelim.sanıyorum şöyle diyorlar;toprağı bol olsun.
dinci zihniyeti sevindirecek bir gelişmedir.
hayatının son demlerinde bazı şerefsizlerin terörist damgası yiyerek yaşamıştır.
emimki öteki tarafta en güzel yerde şuan.
ama o'na bok atan, iftira atan şerefsizler ise öldüğü zaman eminki en karanlık yerlere gidecekler.