ilhan berk

entry262 galeri3
    87.
  1. zamanı kıyıya çek bak
    görünen bilinene sığmaz

    mısralarını akıl edebilen kişi.
    0 ...
  2. 86.
  3. her okuyuşumda ruhumu aşk-ı erotizm (nasıl anlatılır ki) hissiyatı kaplar.
    böyle işte, böyle kasık kasığa.

    yazmazsam gözüm arkada kalacaktı.
    1 ...
  4. 85.
  5. Şiirimizin uç beyi diye boşuna dememiş birisi bir zaman...

    SiZ NE GÜZELDiNiZ BENiMLE BiLEMEZSiNiZ

    Siz ne güzeldiniz benimle bilemezsiniz
    A harfinden bir çarşı güneşi yüzünüzde
    Hèlene uyruklu bir rüzgârdınız her şiirde
    Benimdi, Ronsard'ın bir ülkesiydi yeriniz.

    Şimdi kim bilir istanbul'sunuz değilsiniz
    Bir f'diniz Önasya'larda o şey evlerde
    Şimdi nasıl bir yalnızlık eser yüzünüzde
    Uzun sular olur duymak gibi bir şeydiniz.

    Şimdi h, şimdi M sesi ilk nasıl karanlık
    ipek gibiydiniz iyisi mi anlatmamalı
    Ben yokum ya yoksunuz bakın nasıl artık.

    Şimdi bakın nasıl bir yalnızlık vuran benden
    Şimdi şiirlerde benim yazdığım sıkıntı
    Bayılırsınız bir rüzgâr oynatsam ülkemden.
    *
    0 ...
  6. 84.
  7. NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM
    NE BÖYLE AYRILIKLAR

    Ne zaman seni düşünsem
    Bir ceylan su içmeye iner
    Çayırları büyürken görürüm

    Her akşam seninle
    Yeşil bir zeytin tanesi
    Bir parça mavi deniz
    Alır beni

    Seni düşündükçe
    Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere
    Atlara su veriyorum
    Daha bir seviyorum dağları.
    0 ...
  8. 83.
  9. vaktiyle hakan eren ile yaptığı bir söyleşide, "yazar yaşamınızı anlatır mısınız?" sorusuna verdiği cevap:
    "bir ozanın yaşamı, yazmanın içindeki, onun koyduğu yaşamdır, yazıdır yani. ozan, ona yaşam diye bakar. bu yüzden barthes, "yazar yalnızdır." derken, onun evreninin ne olduğunu imler. ben bu dünyaya, bir dünya olarak baktığımı hiç bilmem. bu yalnız her şeyi yazılacak gibi görmememden, yazılmadıkça bu dünyayı yok saymamdan gelmiyor; kendimi bu yeryüzünde başka türlü doğrulayamayacağımdan, başka türlü varolamayacağımdan geliyor. yazmak bir varolma sorunudur benim için. her şeyden önce de bunu kanıtlamak istiyorum. yazma yaşamı bu benim için."
    0 ...
  10. 82.
  11. ÇOK UZUN BiR GÜNDÜ AŞKA DÖNÜYORDUM

    Çok uzun bir gündü aşka dönüyordum
    Çok uzun, yavrum, çok uzun seni sevmekten
    işte diyordum ilk öpüş işte masmavi yarığın
    işte yedisi sabahın ve ıslak ağzının
    işte eski bir otu kasıklarının ve karnının
    işte dilinin getirdikleri işte ormanlarım
    işte döşekte çırılçıplak upuzun uyanışın
    işte kayaya vuran eski gölgen eski sesin
    işte o ağzındaki esmer kuş o yaban ırmak
    Kal öyle diyordum böyle anadan doğma iç içe
    Kal öyle ilkin orandan öpeceğim diyordum
    Aşk ki karadır tek heceli bir sözcüktür
    işte tam böyle, sevdalım, tam böyle diyordum.
    2 ...
  12. 81.
  13. "yazmak; sessizliği kanatmak
    hepsi, bu."
    2 ...
  14. 80.
  15. "alalım şu dokunma duygusunu; elim, dokundukça vardır benim. o, bir nesneyi ancak öyle kavrayabilir. adaçayını yazıyorum diyelim, onu önüme almakla yetinmem. görmek, yetmez bana. avucuma alıp dokunmaya başlar başlamaz, adaçayının varlığı vurur bana."
    3 ...
  16. 79.
  17. "ağzından başlamalı seni anlatmaya
    ...
    çocuklar, kuşlar, yaz günleri senin ağzın
    ağzın ipek kıvamında aklımda"
    2 ...
  18. 78.
  19. "denize bakan evler gibiydik seninle"
    2 ...
  20. 77.
  21. 76.
  22. "sahi ben bir de üsküdar'ı severim, yarısı balık, deniz kızlarına benzer üsküdar."

    ruhun şad olsun!
    1 ...
  23. 75.
  24. şöyle ki :

    "Şiiri doğrular yürütür, yanlışlar yapar"
    0 ...
  25. 74.
  26. Aşkla Ölüm

    Çocuktur aşk, küçük sürgünüm
    Bir avuç gökyüzüdür

    Öylesine güzelsin ki beni sen soydun
    Bir çiçeğe su verir gibi

    Usulca ensenden öptüm seni
    Usulca

    Bozulup dağılıyor topuzun
    karnın, kolların ipince düşüyorsun

    Aşk ki küçük dağ köyleridir
    Diyordum, yüzünle çıktığım

    Uzat ellerini, küçük sürgünüm
    uzat bana
    El eledir çünkü aşkla ölüm
    1 ...
  27. 73.
  28. Bir Düzyazıyımdır belki de ben

    Senin yüzün denize inen sokaklar
    Dörtyol ağızları, su saatleri senin yüzün

    Ne zaman eğilsem yüzüne ben
    Yüzün erkenden açan çarşılar

    Sen ki bir nilüfersin ölçüsüz uyaksız
    Anla ki beyaz, masmavi hohlarım seni

    Sanki çok uzun bir şiire çalışıyorum da ben
    yüzün ona en uzun uyaklar düşürüyordur

    Hem kim bilir yüzünden sürülmüş
    bir düzyazıyımdır belki de ben
    2 ...
  29. 72.
  30. bodrum, türbe mezarlığında yatmaktadır üstad.

    ve demiş ki:

    Kimse

    yaşamamıştır

    yaşadığını

    s
    ö
    z
    c
    ü
    k
    l
    e
    r
    i
    n
    2 ...
  31. 71.
  32. 'crr konser salonu'nda, "Arzın Merkezinde Buluşmalar" isimli konferans dizisi vesilesi ile albert einstein'ın torunu şair Oswald LeWinter ile olan söyleşisine katılıp tanışma fırsatı bulduğum değerli ikinci yeni şairi.

    "Bir karanlık gecenin masmavi seherinde
    Kızıl başörtünle gül yüzlü bahçede görün."
    1 ...
  33. 70.
  34. En sona O kalmıştı, öyle bir gitti ki, piç gibi ortada kaldık!

    Ölüme, o büyük tümceye, çalışmaya gittiğinden beri feci özlüyorum seni. Yüzüne el süremeden, toprağına bakıp kahrolmak varmış kaderde. Şimdi ne zaman adı anılsa "ilk harfin" gözlerim doluyor.

    Bir cehennemde yalnızlık çekiyorum!

    "Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazamaz. Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan ve bana yeryüzünü cehennem eden bu yazmak eyleminden kurtulduğum, mutlu olduğum bir tek şey var: Resim yapmak."
    4 ...
  35. 69.
  36. bıkmadan usanmadan okuduğum bir şiiridir büyük şairin;"üç kez seni seviyorum diye uyandım".

    Üç kez seni seviyorum diye uyandım
    Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
    Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.

    Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

    Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
    Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
    -Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.

    Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

    ...
    2 ...
  37. 68.
  38. dağlarda dolaşan, evde olmayan şair. şairlerin uçbeyi.
    1 ...
  39. 67.
  40. ' bu dünyadan ilhan berk geçti dedim yürüdüm,' diyen, dünyaya ve nesnelere her daim küçük bir çocuk merakı ve şaşkınlığı ile bakmış, yazgısı, dünyayı şiire tercüme etmek olan, bir bulutun gökte sürüklenişi denli sessiz, dikkatli dizelerin şairi. ete kemiğe bürünmüş, ilhan berk diye görünmüş kuyruklu yıldız.
    1 ...
  41. 66.
  42. "Şiir birşey anlatmaz, sessizdir, anlama arkasını döner, sırt çevirir. Şiirde gerçek, gerçeği aştığında gerçektir." diyen şairdir.

    kendisini ve şiirini iyi bir kalemden okumak ve bir nebze olsun anlamak için;

    --spoiler--
    http://www.istanbulbirnokta.com/detay.php?yazi=520
    --spoiler--
    1 ...
  43. 65.
  44. Durup dururken aklına gelmez yağmak yağmurun
    Gitsen nereye gidebilirsin hâlâ bilmem
    Bizans'ta olmak belki iyi belki fena belki bunu da
    diyemem
    Ben küçük dükkânlarsız, kahvelersiz sokakları
    sevmem,
    odaları, duvarları sevmem

    (bkz: öss 2009)
    5 ...
  45. 64.
  46. Şairliğinin yanısıra resimle de uğraşmış, bir hayli güzel tabloları bulunan sanatçı.
    1 ...
  47. 63.
  48. Dönüşte güneşler içindeydi sokak
    yüzün güneşler içinde.
    yol,
    Kıvrılıyor muydu? Kadınları gördük
    Gökyüzü sanki gergefleri, sürüyle
    Kuşlar düşürüyorlar
    kül rengi,
    Kandillerine yağ koymaya gittiler sonra
    Yüklenip dokudukları
    sokağın yaşamından.
    Biz iki kara sevdalıydık
    Anımsar mısın
    Bir sürü kırlangıç havalandı arkamızdan.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük