1.
ilhan diyor ki: "gördüm boşluk boşluğa karşı." şiir bitti.
şiir mi: ölü bir arkadaşım beni anlıyor.
rüya var: ölü arkadaşım bakkal olmuş. şiir veresiye defteri.
tanrı'ya: bu kadar yakışıklı olduğu için mi mustafa ırgat'ı..?
tanrı'dan: saçmalama! hiç şair şairi kıskanır mı?
tanrım: ilhan berk'e de sor, madem ki iyi arkadaşın...
şaşkınım: tanrı soyadını bile biliyor bizim ilhan'ın"
yaratıcılığını sevdiğim şair. kulaktan aldığım bir bilgiye göre rastgele sokaklara dalıp gezermiş. seçtiği apartmanlara yönelir, zile basar ve "ünlü şair ilhan berk burada mı oturuyor acaba?" diye sorarak insanlara kendi reklamını yaparmış.
"evet hep açık gidip gelen ağzın içindi;
gökyüzünün o huysuz maviliği içindi;
elma kokan bir türkçeyle konuştuğun içindi;
ölümün sefil, kötü belleği içindi;
her gün pazar kurulan o sokaklar içindi;
saçında uykusu kaçmış çiçekler ıslattığın içindi;
çocuklar okuldan dönüyormuş gibi sesin içindi;
işte bütün ama bütün bunlar için sana teşekkür derim"
dünden beri aldığım her nefeste bu büyük şair var. ne yazık ki daha önceki nefeslerimde imzası yoktu. bu duruma üzüldüm. sonra dün 28 ağustos'muş. 4 sene önce dün ölmüş. daha ad çok üzüldüm. beni üzerken uçuruyor bu adam. güzel ırmaklar, güzel uyusun diyorum...