şimdi azizim bizim denizlimizde pekdemir deyu ünlü bir market vardır. neyse bu markette kuruğa girmiş sıramı bekler iken önümdeki elemanın hırsız olduğunu anlıyorum. nasıl deme çocuğun elindekileri daha önce orada bulunduğum hırsızlık olayından tanıyorum. ama elindeki alakasız bir şey ve ortada çalınan bişey yok. rüya ya bu. neyse içerdeki çalışanlara(ki bu bir grup yakuşuklu erkek oluyor) koşarak bu çocuk hırsız puma da çalışıyor diyorum. akabinde hemen yakalıyorlar benim kıvrak zekama teşekkür edip beni omuzlarında taşıyorlar. bende vaybe biliyordum bir gün bi yeri kurtarıcağımı diye geçiriyorum içimden.
hayır arkadaş ne alaka. yemin ediyorum bilinç altımı bu konuya tetikliyecek tek bir olay yok. puma nerden çıktı.
daha devamıda var. dizi gibi mubarek. yaer rüyalar ülkesinde diye bir seri çıkarıcam olmadı.
haydin selametle.
edit: heheyt devamını hatırladım. hey gidi akıl. devamında neden kurtardın bizi diyorlar. bende pekdemirin parasına acıdığımdan değil adamın elinde silah vardı ve birinin zarar görme olasılığı beni vicdanen üzerdi diyorum. hemide kelimesi kelimesine. ulan bi insan rüyada bile aynımı olur aş kardeşim kendini aşşş. geç bu ayakları.
çoğu zamanda şöyle bir gariplik vardır ilginç rüyalarda mekanlar bir birine karışır
örneğin: yazlıktasınızdır sahilde kız arkadaşınızla gün batarken kumsalda yürüyorsunuzdur ama sahilin biraz ötesinde istanbuldaki evinizde durmaktadır yada denizde boğaz köprüsü vardır. böyle garip şeylerde rüyalarda çok görülüyor doğal olarak beyin error veriyo kalkınca.
daha dün gece rüyamda gördüm: yüksek bir yerdeyim, uzun ağaçlara tutunarak aşağıya inmeye çalışıyorum. ağaçların birisinin dalları arasında bir kalem buldum. aşağı nasıl ineceğiz diye düşünürken sonra bulunduğum yerde bir duvar çıkıntısı varmış meğersem, oradan yana doğru gittim ki mis gibi geniş sokak...
uyanınca insanın kanını dondurabiliyor bazen. vamp bi hatunla tanıştım rüyamda dün gece. böyle muhabbet sohbet derken dur dur bişey gördüm falan dedi. gitti sokağın ordan aldı kediyi. böyle yardı sırtından cips paketi gibi. başladı içini kemirmeye. bi yandan da sohbete devam ediyor. bende gayet normal bişeymiş gibi konuşmaya devam ediyorum. sonra bitiriyo kediyi buruşturup atıyo kenara. oh be doydum falan derken hadi gidelim gezelim biraz diyo. uyandım o sırada. iyiki de uyandım beni de yerdi o. öyle bi tipi vardı çünkü. ne içip yattım gece anlamadım ki? nasıl kafalar yaşıyorum.
dün gece gördüğüm rüya da bunlardan biridir.
rüyamda okan bayülgen'in programına konuk olmuşum. sohbet ediyoruz. birden karnım acıkıyor. yanımda getirdiğim torbadan börek çıkarıp yemeye başlıyorum. okan beni programdan kovuyor.
rüyamda birden istanbulda pahli bir restoranta cok ünlü genc bir sanatciyla yemek yemekteyim * , cikiyorum büsürü gazeteci , konusmuyorum arabama biniyorum * sorna sabah annem kaldiriyor beni oglum hadi kalk antremana gec kalacaksin , kalkiyorum saskin durumdaydim ne isim var burda gibisinden , tam arabaya binecegim ** bir jip geliyor cami aciliyor bir bakiyorum adnan polat * "atla evladim" diyor, biniyorum tabi , diyorki bana " bu yasananlar bütün galatasaray camiiasini cok derinden üzdü ama sen cok güclü bir cocuksun sen herseyin üstesinden geldin bununda gelirsin..." ben saskin durumdayim. neyse floryaya geliyoruz "ben antremana gelecem birazdan" diyor baskan, iceri giriyorum herkesin surati asik beni görünce bir tebessüm , "birsey icermisin" cemo diyor biri bende utanarak "cay varsa icerim agabeyy" diyorum, ve bir gazete görüyorum * sevenlerini üzdü diye bir baslik acilmis sasiriyorum ve okumaya koyuluyorum , ögreniyorumki ben yarim senedir galatasarayda oynuyorum ve kücüklüyümde yasadigim bagzi olaylari icime atmakdan beynimde tümör olusmus , ama cok basariliyim arda bir ben iki . puan tablosuna göz atiyorum fenere daha simdiden 15puan fark atmisiz, CL de grupdan cikip ilk macimizida deplasmanda 3-0 lik net bir skorla almisiz. neyse antreman yapiyoruz herkez bana bakiyor ama caktirmamaya calisiyor ikili mücadelerden kaciyorlar, bende bi an bagrarak " noluyor ya size ?.. ölecemi ben böyle yapiyorsunuz??..lütfen eger beni birazcik seviyorsaniz herzamanki gibi oynayin, " diyorum bi an mondi yi görüyorum göz yaslarini tutamiyor mondi * , diyorumki " ben nelerin üstesinden gelmedim bu hafta feneri yenecegim ***. daha sorna bi anda sükrü saracaoglundayim mac basliyor, dakika 70 oluyor ben kendimi gittikce gücsüz hisediyorum , kaptirdigim bir top gol oluyor ve fener 1-0 öne geciyor , bi anda bütün yasadiklarim göz önüne geliyor ve öyle manyak bir calim atiyorumki * sol ayagimla gökhan gönülün yanindan topu asiriyorum, top gidiyor ve gol oluyor, ama ben sevinmiyorum, icimden diyorumki "ulan bunlar bana acidigindanmi böyle yapiyor.." . birsornaki posisyonda arda turan yerde kaliyor freekick kazaniyoruz topun basina gelir gelmez öyle bir vuruyorumki aglar parcalaniyor, 1dakika sesizlik oluyor papazin cayirinda ve sorna ... "tac....kra..l..met..n ok...ta..y" yavas yavas gözlerim kapaniyor, alkis sesleri duyuyorum, sornami ne oluyor bkz "ulan essek sipasi halami uyuyorsun kalk hadi..".
erzincan'a gitmek de şahsım için oldukça ilginçtir. ne gittim ne gördüm ne tanıdık var ne arayan ne soran. sarı çizmeli mehmet ağa ben erzincan'dan bi muhtar gibi sokaklrında geziniyorum. ilginç olan sadece rüya mı acaba.
kankanın düğünü vardır; kanka aniden evlenmekten vazgeçer. adeta kaçır beni dercesine hadi kaçalım der ve düğün mahallinden hızla uzaklaşılır. tam dağa taşa vurmuşken kendimizi, eli silahlı adamlar kıskıvrak yakalarlar bizi. kanka ikna edilir, düğün devam eder.
oturmuş tv izliyorum. türkan şoray bir kanalda sohbet programına katılmış, kendisiyle ilgili ilginç sırlar veriyor. tam bu sırada transseksüel olduğunu açıklıyor ve ben zönk diye kalıyorum.
- anneeeaa!! türkan şoray travestiymiiiişşş!!
+ o ne?
- bülo gibi işte.
dııırrrr dıııırrrr dııırrr!!! (saatin alarmı ve uyanma zamanı)
final haftasının yorgunluğu ve uykusuzluğunun olduğu dönemlerde, arkadaşın evine yine ders çalışmak üzere gidilmiştir. sabahlamadan önce 2 saatlik bir uykunun iyi geleceği düşünülür ve uykuya dalınır.
rüyada bir ayna ve redicaledward dan başka kimse yoktur. redicaledward sürekli yüzüne dokunmakta ve şu cümleyi tekrarlamaktadır:
hoşlandığım arkadaşın koyu altaylı olmasının da etkisi vardır belki. her neyse, rüyaya geçiyorum:
devasa kelebeklerin istilası chapter one: maçı izlemeye gidiyoruz,ilk devresini izliyoruz buraya kadar normal ama hava tam anormallik havası,tam macera havası yani, böle bi kasvetli bi üstüne basıyo insanın sıcak ama yağmur yağacakmış gibi. chapter two:neyse ara oluyo,tam tekrar başlıcaklar kaleleri değiştiriyolar bilmemne havadaki bulutlardan akın akın kelebek yağıyo ama öyle böyle değil, insanın görse tövbe estağfrullah diceği türden pis görüntülü, kıllı bacaklı, insan boyunda şeyler. chapter three: dönüşüyoruz abi. baya dönüşüyoruz ya bildiğin sailor moon gibi. hani onlar da dönüşüyodu ya "eternal sailor moon dıt dırıt dıt dıt dıt dıt" diye,aynen öyle.
ve dönüştüğümde hiç usagi gibi olmuyorum,daha çok bengünün iki melek klibindeki hali gibiyim, kıyafetim de öyle. hatta onun pırtık pırtık beyaz bi elbisesi var,hah işte o. ama sevgilim mamoru olmuş tabi. gül falan atıyo. ben de "gölgelerin gücü adına"* yeniyorum kelebekleri. insanlar falan kaçışıyo nası ama mükemmel yani. sonra sarılıyoruz * vee uyanıyorum.
türkan saylan ın ölü halde evin bi köşesinde yatmakta iken aniden canlanması ve bu duruma gösterdiğim aşırı sevinç ve heyecan. hayranlarının bana kahraman gözüyle bakması.
(bkz: rüyada türkan saylan ı görmek)