insanlar birlikte yaşama ve ortak faaliyet sırasında sürekli olarak birbirleriyle bilgi alışverişinde - enformasyon - bulunur, birbirlerini algılar ve anlarlar. Başka bir deyişle iletişim kurarlar. iletişim tüm insan faaliyetlerinde gerekli bir durumdur. iletişim, insanlar arasında temasın oluşması ve gelişmesi süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Hiçbir insan topluluğu, etrafda olan insanlar arasında temas kurmadan ortak faaliyetler yürütemez ve aralarında karşılıklı bir anlayış oluşmaz. iletişim, insanlar arasındaki ortak hareket etme ihtiyacından doğan, çok planlı bir temas geliştirme sürecidir. Başka bir deyişle iletişim, insanların ilişkilerini açıklığa kavuşturmak ve ortak bir sonuca ulaşmak için iletişim kurmayı ve çabalarını birleştirmeyi amaçlayan etkileşimidir.
günümüzde, aşk meşk ilişkileri açısından, bu konuda kuvvetli olanın avantajlı olacağı durum. fiziki özellik güzellik , yakışıklılık vs çok önemli ama, öz güven, duruş, diksiyon, konuşma, diyalog ve yaklaşım şekli en önemli unsur gibi gözüküyor. çünkü bu; güveni, vücut duruşu ve davranış şeklini bütünlüğüne yansıtmaktır bu da çekici kılar zaten. amma ve lakin bunun da fazlası zarar tabii.
insanlar arası en önemli anlaşabilme aracı. ben şöyle düşünüyorum. hayal edebilmek için bile bir iletişim gerekiyor. yani daha doğrusu iyi kötü yaşanmışlıkların analizi diyelim. hiç alakasız şeyleri, en olmayacak ama en güzel şeyleri bile hayal edemiyorum zaman zaman. bunun sadece iletişimsizlikten kaynaklandığını düşünmüyorum tabii. ama seçeneklerden biri olduğunu düşünüyorum.
ilişki içerisinde saygıdan sonra en başta gelen etkileşim şeklidir. Hiçbir durum iletişimi kısıtlamamalı ve şeffaf olunmalıdır. Eğer bunu yapabildiğin bir ilişkin var ise güven sonsuz olur. Güvenin sonsuz olduğu ilişkide ise iletişim sorunsuz ve akıcı olur. Sorunsuz ve kısıtlamasız iletiştiğiniz insanları sevin ve kaybetmemek için elinizden geleni yapın. Hayırlı sendromlar arkadaşlar.
iletişim başlı başına bir amaç değil, iletişim olsa olsa, ötekinde kendini, kendinde ötekini görebilmek. ötekinin aracılığıyla, ötekinin yardımıyla bir anlamda kendi kendini anlamak, kendi kendini kurmak. bu da okumanın, dinlenenin yalnız kaydedilmesini değil, birçok başka dizgeyle karşılaştırılmasını da getirecektir. oysa bir şeyleri görmek ya da işitmekle yetinmek, gelip geçici bir şey olarak, yani başımıza, üstümüze yağan bir yağmur olarak düşünülüyor birçok durumda. ha ben bunu görmüştüm oluyor, ha ben bunu işitmiştim oluyor, ben bunu okumuştum, ha evet bir yerlerde böyle bir şeyden söz edildiğini biliyorum. evet, haberdarım. söz edildiğinden haberdar olmak, söz edildiğini bilmek bir şey demektir ama söz edilmiş de ne olmuş? o sözün edilmesi sana ne getiriyor, sana neler gösteriyor, sana neler gördürüyor? *
iletişim kelimesi ingilizcedeki communication kelimesinin karşılığı olarak türkçeye çevrilmiş ve genel olarak bir mesajın belli bir kaynak tarafından kodlanarak, belirlenmiş bir yolla alıcıya iletilmesi durumu olarak ifade edilmiştir.
iletişim kelimesi tükçede iletmek ve iletişmek, karşılıklı olarak işteş bir eylem içerisinde bulunarak birbirine ileti göndermek olarak algılanmışken durum, iletişim kavramının özünde, communication kelimesinin de temelinde bulunan commun, ortaklık ortak alan ve sosyalleşme söz konusudur. bu durumda türkçeye iletişim olarak çevrilen bu kavram özünde sosyalleşme, mesajlar ve kodalar ile haberdar etme, ortak nokta yaratma durumu communication adına benimsenen teorilerden birine atıfta bulunmaktadır.
communication ya da communis kelimesi özünde bu ortak payda yaratma durumu için üç farklı modeli benimser, bunlardan birincisi linear ya da doğrusal olarak nitelendirilebilecek olan yaklaşımdır ki doğrusal olarak:
kaynak-------mesaj--------kanal--------alıcı biçiminde doğrusal bir akış olarak nitelendirilebilir. bu bakış açısı kaynağı ana nokta kabul ederek iletişim sürecini tanımlar
ikinci bakış açısı ise kaynak ve alıcı arasında karşılıklı enteraksiyonu gözönünde bulunarak alıcıyı sürecin önemli bir noktasına yerleştirir ve kaynak tarafından gönderilen mesaj karşısında alıcının vermiş olduğu tepkiyi (feedback) sürecin meyvası ve esas gözönünde bulunması gereken faktör olarak değerlendirir
üçüncü yaklaşımda ise, her türlü sembol mesaj ve etkileşim bir iletişim biçimi olarak kabul edilir fakat bu yaklaşımda mesajların bilinçli olarak gönderilmesi ve mesajların gönderilmesi isteğinde bulunması aranan koşuldur.
iletişim kelimesinin, belirlenmiş 200 üzerinde tanımının bulunmasına rağmen, henüz tam olarak uygun olmuş olan bir tanımın yapıldığını söylemek mümkün değildir. türkçedeki iletişim kelimesi anlamından da anlaşılacağı üzere ikinci yaklaşımda ifade edilen enteraksiyon ve karşılıklı etkileşimden yola çıkılarak ve çevrilmiş, genellikle de bu yaklaşım çerçevesinde şekillendirilmiştir.
bir disiplin olmayı hedefleyen güçlü temellere oturtmaya çalışan, interdisipliner çalışma alanı olan iletişim belki de kendi teorilerinden ortaya çıkan tanımsal ve kendini üzerine konumlandırdığı bilimsel çerçeveyi doğru belirleyerek, communication kelimesine daha doğru bir karşılık bulmalıdır.