8 rek-at tir 4 u sunnet 4 u farz .kaza borcu olanların sunnet kısmında niy'yet ettim allah rızası için kazaya kalan ilk ikindin namazımın farzını kılmaya diye niy'yet edilmesi gereken namazdır*
unutup da kılınmama ihtimali en yüksek olan namaz.kuranda bu namaza özel ayetler vardır.peygamber efendimzin zaruri durumlarda bu namazın sünnetini terk ettiği rivayet edilir
4 sünnet 4 farzdan oluşan 8 rekat namazdır. peygamber efendimiz zaruri durumlarda sünnetini terkettiği için sünnet-i gayri müekkededir. akşam namazından yaklaşık 45 dakika öncesine kadar kılınması iyidir. zira güneş batarken namaz kılınması mekruhtur. *
bu da; internette şöyle bir gezinirken gözüme çarpan, kendisini okurkende ikindi ezanının okunmaya başladığı hadis-i şeriftir.
(bkz: izmir için ikindi vakti)
sünnetinin ilk oturuşunda tahiyyattan sonra salli ve barik dualarının okunduğunu, kalktıktan sonra da subhaneke ile başlanıldığını pek fazla kimsenin bilmediği namaz. aynı olay yatsının ilk sünnetinde de geçerlidir.
Bilindiği gibi, Kur'ân-ı Kerîm'de özellikle "salat-i vüsta" üzerinde durulmuştur. Bakara sûresi 238. âyette şöyle buyuruluyor:
"Namazlara, özellikle orta namaza devam edin, onu gerektiği gibi koruyun ve ALLAH'a saygı ve korku dolu bir gönül ile elbağlayıp durun!"
Hadîslerde de o nisbette bu namazın fazileti üzerinde durulmuş ve ümmetin dikkati, namazı, özellikle orta namazı muhafazaya çekilmiştir.
Bunun birtakım sebep ve hikmetleri vardır.
a) ikindi vakti duaların en çok kabul olunduğu bir zaman parçasıdır.
b) Şehir ve kasabalarda alım-satımın en çok hareketlendiği bir dönemdir. Kendini dünyalığa kaptıran her mü'minin o saatte işini bırakıp Hakk'a yönelmesi kadar eğitici, yönlendirici, ahlâk ve fazilet verici bir şey yoktur.
c) Köylerde tarla ve bahçede havanın serinlemesinden yararlanılarak daha verimli bir çalışmaya girişilir, yorgunluk başlar. Böyle bir sırada abdest alıp ikindi namazını kıldırmak kadar ruh ve bedeni dinlendiren başka bir şey düşünülemez.
d) Rahmet meleklerinin sabahleyin ve bir de ikindi vakti en çok inip, rahmet saçtığı vakitlerdir. Bundan yararlanmak için, bu namazları vaktinde gönül huzuru içinde kılmak gerekir.
Konuyla ilgili hadîsler:
Hz. Ali'den (r.a.) yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimiz'in Ahzâb savaşında şöyle dediği tesbit edilmiştir:
"Onlar bizi güneş batıncaya kadar salât-i vüsta'dan meşgul edip alıkoydukları gibi, ALLAH onların kabirlerini ve evlerini ateş doldursun."[84]
Müslim, Ebû Dâvud ve Ahmed'in tesbitinde hadîsin son cümlesi şu lâfızla rivayet edilmiştir:
"Bizi salât-i vüsta -ikindi namazından- meşgul edip alıkoydular..."
Yine Hz. Ali (r.a.) diyor ki:
"Biz, salât-i vüsta'yı sabah namazı olarak biliyorduk. Bunun üzerine Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, "O, ikindi namazıdır" buyurdu."[85]
ibn Mes'ud (r.a.)'den yapılan rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'i, Hendek savaşında müşrikler o kadar meşgul ettiler ki, güneş kızarmaya veya sararmaya yüztuttuğu halde, O hâlâ ikindi namazını kılamamıştı. Bunun üzerine Resûlüllah (a.s.) şöyle bedduada bulundu:
"Bizi salât-i vüsta ikindi namazı'ndan alıkoyup meşgul ettiler; ALLAH onların içlerini ve kabirlerini ateşle doldursun. ALLAH onların içlerini ve kabirlerini vakşetle doldursun!"[86]
ibn Mes'ûd (r.a.) diyor ki, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, "Salât-i vüsta ikindi namazıdır" buyurdu.[87]
Semure b. Cündüb (r.a.)'den yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
Ahmed b. Hanbel'in yaptığı rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimiz buyurdu ki:
"Namazlara, özellikle salat-i vüsta (orta namaza) devam ediniz!"
Böylece Peygamber (a.s.) bize onun ikindi namazı olduğunu ismen bildirdi.[89]
Berâ' b. Azıb (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki: "Namazlara, özellikle ikindi namazına devam edin..." mealindeki âyet indi, biz de onu ALLAH'ın dilediği kadar okuduk. Sonra o âyeti neshetti ve "Namazlara özellikle orta namaza devam edin, onu gerektiği gibi koruyun..." mealindeki âyet indi. O zaman bir adam şöyle dedi: O takdirde, salat-i vüsta ikindi namazıdır.[90]
Ebû Yunus Mevlâ, Hz. Aişe (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:
"Hz. Aişe kendisine bir mushaf yazmamı emretti ve şöyle tenbihte bulundu: Namazlara, özellikle orta namaza devam edin, mealindeki âyete geldiğinde bana haber ver! Ben de o âyete gelince ona haber verdim. Bana o âyeti şöyle yazdırdı: "Namazlara, özellikle orta namaza ve ikindi namazına devam edin..."
Hz. Aişe (r.a.) devamla şöyle dedi:
"Ben bunu Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'den işittim..."[91]
Hadîslerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:
1- Salât-i vüsta, ikindi namazıdır. Biz buna "orta namaz" diyoruz.
2- Orta namazın ayrı bir fazileti ve başka bir hususiyeti vardır.
3- ikindi namazını -müşriklerin saldırısından dolayı- kaçıran Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in çok üzüldüğü ve bu yüzden müşriklere betduada bulunması, namazın ve özellikle ikindi namazının önemini yansıtmaktadır.
Hadîsler üzerinde tahliller ve görüşlerle rivayetler:
49 nolu Hz. Ali (r.a.) hadîsi sahihtir. Muhalefet eden olmamıştır.
50 nolu yine Hz. Ali (r.a.) hadîsini ibn Mehdi şu tarikle rivâyet etmiştir: Ubeyde'ye dedim ki, Hz. Ali'den salât-ı vûsta'yı sor. O da sorduğunda Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir:
"Bizler salât-i vüsta'yı sabah namazı olarak görüyorduk. Ama Hendek günü Rasûlüllah'ın şöyle dediğini işittim:
Bu rivayet de, salât-i-vüsta'nın ikindi namazı olduğuna açık ve net biçimde delâlet ediyor.
Bununla beraber bu rivayetlerin hilâfına bazı rivayetler daha tesbit edilmiştir:
Zeyd b. Sabit (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:
"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz öğle namazını günortasında sıcağın iyice arttığı bir zamanda kılardı. Hiçbir namaz bundan daha çok ashaba ağır gelmezdi. Bunun üzerine "Namazlara, özellikle orta namaza devam edin..." mealindeki âyet indi ve Resûlüllah (a.s.) şöyle buyurdu:
"Şüphesiz ki, öğle namazından önce iki namaz, sonra da iki namaz vardır."
Böylece salât-i vüsta, öğle namazı oluyor.[92]
Üsâme b. Zeyd (r.a.)'den yapılan rivayette salât-i vüsta hakkında şöyle demiştir: "O, öğle namazıdır. Resûlüllah (a.s.) Efendimiz öğle namazını günortasında iyice sıcakta kılardı da arkasında ancak bir veya iki saf cemaat bulunurdu. insanların çoğu sıcaktan gölgeliğe çekilmiş ve ticaretiyle meşgul bulunurlardı. Bunun üzerine ALLAH, Bakara sûresi 238. âyeti indirdi."[93]
O bakımdan ilim adamları "salât-ı vüsta" hakkında farklı yorum ve görüşler ortaya koymuşlardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1- Salât-i vüsta -orta namaz- ikindi namazıdır. Ashab-ı kirâm'dan Hz. Ali, Ebû Eyyub, Abdullah b. Amir b. As, Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Ümmü Seleme; tabiînden Ubeyde es-Selmanî, Hasan el-Basrî, ibrahim Nahaî, Kelbî, Katâde, Dehhak, Mukatil, Ebû Hanife, Ahmed, Davud b. Münzir bu görüştedirler.
2- Salât-i vüsta, öğle namazıdır.
el-Vahidî bunu Zeyd b. Sabit'ten, Ebû Said el-Hudfîden, Usâme b. Zeyd'den, Hz. Aişe'den rivayet etmiştir. ibn Müzir de Abdullah b. Şeddad'dan, el-Mehdı Bahır'da Hz. Ali'den (r.a.) rivayet etmiştir.
3- Salât-i vusta sabah namazıdır.
Bu, imam Şafii'nin görüş ve ictihadıdır. Nevevî aynı hususu Ömer b. Hattab'dan, Muaz b. Cebel, ibn Abbas, ibn Ömer, Câbir, Atâ', ikrime, Mucahid, Rebî' b. Enes, imam Mâlik b. Enes ve Şafii'nin hemen bütün arkadaşlarından rivayet etmiştir. Maverdî ise, Şafiî'nin mezhebi onun ikindi namazı olduğu hakkındadır. Çünkü bu konuda sahih hadîsler mevcuttur, demiştir.
imam Şafiî'nin, "sabah namazıdır" demesine gelince, ikindi namazı olduğu hakkındaki sahih hadisler ona o zaman ulaşmamış bulunuyordu. Oysa o hadîslerden haberli olsaydı, mutlaka, salât-ı vüsta, ikindi namazıdır, derdi. Çünkü onun mezhebi, daha çok hadîslere dayanmaktadır.
4- Salât-i vüsta akşam namazıdır. Kubeyse b. Züayb bu görüştedir.[94]
5- Salât-i vüsta yatsı namazıdır.
ibn Seyyidünnas bunu bazı ilim adamlarına nisbet etmiştir. el-Mehdî ise el-Bahır adlı kitapta, imamiyye mezhebinin görüşünün de bu doğrultuda olduğunu belirtmiştir.
6- Cuma günündeki cuma namazıdır. Diğer günlerde ise öğle namazıdır. Bunu Kadı iyaz, bazı ilim adamlarından nakletmiştir.
7- Bu da beş vakit namaz içinde kapalı kalıp bilinmeyen hususlardan biridir, yani hangi vakit namazı olduğu kesinlikle bilinmemektedir. Bunu, ibn Seyyidünnas, Zeyd b. Sâbit'ten, Rebi' b. Haysem' Saîd b. Müseyyeb Nâfi', Şürayh ve benzeri ilim adamlarından nakletmiştir.
8- Beş vakit namazın hepsidir.
Bunu Kadı ile Nevevî nakletmişlerdir. Aynı zamanda ibn Seyyidünnâs bazı ilim adamlanndan rivayet etmiştir.
9- Yatsı ve sabah namazlarıdır.
Bunu ibn Muksim kendi tefsirinde nakledip Ebû Derda'ya (r.a.) nisbet etmiştir.
10- Sabah ve ikindi namazlarıdır.
Bu, Ebûbekir el-Ebherî'nin görüşüdür.
11- Cemaatle namaz kılmaktır.
Bu, imam Ebû Hasan el-Mâverdî'den nakledilmiştir.
12- Korku namazıdır.
Bu, Dimyatî'nin görüşüdür ki, şöyle demiştir:
"ilim ehlinden güvenilir kişiler bu yorumu bize bildirdi..."
13- Vitir namazıdır.
Bu, Ebû Hasan Ali b. Muhammed es-Sahavî'nin görüşüdür.
14- Kurban bayramı namazıdır.
ibn Seyyidinnas Tirmizi şerhinde nakletmiştir.
15- Ramazan bayramı namazıdır. Bunu Dimyatî nakletmiştir.
16- Sadece Cuma namazıdır. Bunu imam Nevevî zikretmiştir.
17- Kuşluk namazıdır.
Bunu Dimyatî bazı şeyhlerden nakletmiştir.
Birincilerin delili, konunun başında Enes (r.a.) ile Büreyde hadisidir. Sahih olan da budur. ilim adamlarının çoğunun ittifakı vardır. Öğle ve diğer vakitler olduğu hakkındaki rivayetler, sözü edilen sahih ve muttafakun aleyh hadîs karşısında istidlale pek salih görülmez.
ikinciler ise, öğle namazının tam ortada bulunduğunu, aynı zamanda Müsned-i Ahmed'de "salât-i vüsta" ile ilgili âyetin iniş sebebini dikkate almışlardır ki hem o hadîs, hem iniş sebebi üzerinde ittifak yoktur.
Üçüncüler ise, sabah namazının uykunun iyice tatlı olduğu zamana rastladığını ve mutlaka kaçırılmaması hakkında sahîh rivayetlerin bulunduğunu delîl göstermişlerse de, bu da sözü edilen sahîh hadîsler karşısında hüccet sayılmaz.[95]
Diğerlerinin de seçtikleri delillerin çoğu yetersizdir. Böylece orta namazın ikindi namazı olduğu hem ağırlık, hem sıhhat kazanmıştır.
52 nolu ibn Mes'ûd hadîsi sahihtir ki, Müslim tahric etmiştir.
53 nolu Semure hadîsini Tirmizi hasenlemiştir. Aynı zamanda tefsir bölümünde sahih olduğunu kaydetmiştir. Ancak Hasan'ın Semüre'den işittiği ihtilâf konusudur:
a) Şu'be'ye göre, ondan işitmemiştir.
b) Buhari ve Ali b. Medenî'ye göre, Hasan'ın ondan işittiği sahîhtir. O bakımdan hadisin hasen ve sahih olduğu ağırlık kazanmış oluyor.
54 nolu Ahmed b. Hanbel rivayetine gelince, Hafız ibn Seyyidünnas Tirmizî şerhinde ondan söz etmişse de üzerinde pek konuşmamıştır. Ancak Sahihayn'deki sahih rivayetler ona şehadet etmektedir.
55 nolu Berâ' hadîsini Müslim, Şakıyk b. Akabe tarikiyle tahrîc etmiştir. Ancak Müslim'de Şekıyk'den bundan başka hiçbir rivayet nakletmemiştir.
56 nolu Amir b. Nâfi' hadîsi, salât-i vüsta'nın ikindi namazı olduğuna dair âyet bulunduğuna delâlet ediyor. Zira Hz. Aişe (r.a.)'nin yazdırdığı ilk hatıra gelen ancak Kur'ân âyetlerinden bir parça olabilir. Oysa Kur'ân âyetleri tevatür yoluyla sabit olmuştur. Amir b. Nafî' ise "haber-i vahid" sınırında kalmıştır. O halde Hz. Aişe'nin; "ve salâtü'1-asri" sözü âyet olamaz. Sadece salât-i vüsta'nın ikindi namazı olduğuna delâlet eden bir rivayet derecesinde kalır.
57 ve 58 nolu Zeyd ve Üsâme hadislerine gelince: Birincisi hakkında Ebû Dâvud ve Münzir'i susup konuşmamışlar. Buharı Tarih'de tahric etmiş, Nesâi ise sıkat (güvenilirler) sayılan ricale isnad ederek rivayet etmiştir. Buna benzer bir rivayeti Muvatta'da görmekteyiz. Tirmizî de Zeyd'den rivayet etmiştir.
ikincisini ise, Nesâî, ibn Meni', ibn Cerir rivayet etmiş, ez-Ziya ise, Muhtarat'te nakletmiştir. Ricali ise, Nesâi'nin Sünen'inde geçtiği üzere güvenilir kişilerdir.
Hadislerin sahih olduğu kabul edilse bile, ikindi namazı olduğuna dair rivayetler derecesinde iddia edilemez. Nitekim ilim adamlarının çoğunun da görüş ve tesbiti bu doğrultuda görülmüştür.
--spoiler--