ikinci dünya harbinden portreler

    1.
  1. ikinci dünya savaşından portreler 1
    Belli söylediğin türküden
    yabancısısın bu toprakların.
    "Limanlar" "kayıklar" ve "balıkçılar"
    ve "gece vakti ılık esen rüzgâr"
    uzak buralara.

    Sana, istediğin zaman
    istediğin ağacın altına oturup
    dinlenebilmek kadar uzak
    ve ağır yumruğunu soğana vurup
    ekmeğini yiyebilmek kadar uzak
    uzaklar, uzak buralara.

    Biraz evvel türküsünü bitirip
    ve düşman elindeki
    karşı dağları
    kilometrelerce uzağa itip
    göğüs geçiren arkadaş
    belki biz de birbirimizden uzağız
    fakat seninle çok defa
    büyük kitaplarımızı okurken
    aynı satırlarda öfkelenip
    aynı satırlarda güldüğümüz için
    ve son sayfayı bitirince
    ışıklı ve geniş bir dünyaya
    bir avuç nar tanesi sevinciyle
    döküldüğümüz için
    düşüncelerimizde daima biraradayız.

    Mısralarımın siperinde de
    düşmana karşı
    yan yana ve omuz omuzayız.

    ikinci dünya savaşından portreler 2

    Harbin yorgunluğu kalkmış üzerinden
    "avuçlarında toprak ve kan"
    sağ ayağın yarım metre uzakta
    sol kolun kırık
    ve kurtulmuşsun her türlü endişeden.

    Kar yağıyor senin kadar sakin
    silâh arkadaşların ve bilcümle ordu
    kayboldu ufukta.
    Belki de şehir zaptedilecektir.

    Yine belki
    akşam yemeğini yerken
    duvardaki resmine bakıp gülümseyecektir
    çok uzaklarda bıraktığın mavi gözlü çocuğun.

    ikinci dünya savaşından portreler 3
    O öylece kalacak :
    yağmur, ıslak toprak ve tel örgü.

    Hududa yakın bir kesimde
    arkadaşlar hücuma kalktılar,
    ayak sesleri hâlâ kulağındadır.

    Süngülerin karanlıkta parıldayan soğuk demiri
    bir türlü çıkmaz aklından.

    Harap olmuş istihkâmda,
    apansız farkına vardın ki sıcak kanın
    teninde lezzetle sızıyordu.

    Ah ellerin ne kadar soğuk!..

    ikinci dünya savaşından portreler 4

    Silahın düştü elinden
    bundan sonra bir hayal parçasısın.

    Dostların seni garipseyerek anacak,
    vakitsiz ölümüne üzülen bu küçük şiirde de
    benim gönlüme göre olacaksın.

    Halbuki biraz evvel kar yağıyordu,
    sen ağır yaralı;
    arkandan düşmandan kurtarılmış toprak,
    suları buz tutmuş Vistül,
    ağır ağır yürüyordun.
    Ufukta belki,
    karla örtülü kuleleri ve damlarıyla
    biraz sonra şehirler gözükecekti.

    Ayak izleri örtülürken arkadaşlarının,
    sen çam ormanlarını ve sakin gölleri
    son adımında birden bire geçerek
    denize vardın.

    Ondan sonra bir hayal parçasısın.
    arif damar
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük