cahil cühela yobazların hakkını yediği padişahtır. şu rezillerin haline bak! verdikleri her "bilgi" yanlış, yaptıkları her analiz yanlış!
biri diyor ki "içkiciydi"! olay şudur: ikinci bayezid içerdi ama esas olarak içkici değil esrarcıydı. içkiyi fatih sultan mehmet severdi. esrarı fazla kaçırdığı için şehzadeliğinde fatih tarafından azarlanmış, bazı yakın adamları idam edilmişti.
sorun şu ki, bu dönemden farklı olarak, o dönemin yobazları fatih'i sevmez, ikinci bayezid'i severlerdi. sebep? bitmek tükenmek bilmez savaşlarına para yetiştiremeyen fatih, yobazların siftindiği vakıfların çoğuna el koymuştu. ayrıca defalarca paranın ayarını düşürmüş, halkın elindeki yüksek ayarlı paraları piyasaya sürdüğü düşük ayarlı paralarla zorla değiştirmişti. ayrıca fetihten sonra başta akşemseddin olmak üzere etrafındaki din adamlarının çoğunu kalplerini kırarak uzaklaştırmış, çevresine latin ve rum bilginler ve ayrıca "açık görüşlü" islam bilginleri ile doldurmuştu. yaptırdığı resimler de çok tepki toplamıştı.
ikinci bayezid tahta geçince fatih ne yaptıysa tam tersini yaptı: "açık görüşlülerden" molla lütfi'yi idam ettirdi. latin ve rum bilginlere yol verdi. resimleri sattırdı. paranın ayarını düzeltti ve hepsinden önemlisi babasının el koyduğu vakıf mallarını iade etti. tekrar paraya kavuşup, gözleri aydın olan yobazlar öyle sevindiler ki bayezid'i esrarcılığına, içkiciliğine bakmadan "veli" ilan ettiler! esrarı, içkiyi bıraktığını, sabah akşam namaz kıldığını söylediler. aslında dedikleri doğru da olabilir. hatta kerametleri olduğunu bile iddia ettiler!
şu cahil cühela sanıyorlar ki her şey başa geçen padişahın taktiriyle oluyordu! reis meis hesabı! mesele öyle değil yiğen! padişah olmak için de ve tahtta kalmak için de bazı kesimlerin desteği lazımdı. bazı kesimler şu adayı desteklerken, bazı kesimler bu adayı destekliyordu. biraz abartılı olacak ama fatih'in yaptıklarına "devrim" dersek, karşıda savaşlardan bıkmış, çıkarları baltalanmış bir "karşı devrim" cephesi ortaya çıktı. o cephenin anlaştığı lider adayı bayezid'ti. "devrimciler" cem sultan'ın yanında saf tuttu ama kazanan "karşı devrim" cephesi oldu. destekledikleri kişi bayezid değil, cengiz han bile olsaydı efendi gibi oturmaktan başka şansı olamazdı.
fatih'in şüpheli ölümünün arkasındaki güç de "karşı devrim" cephesi olabilir...
babası fatih döneminde savaştan savaşa, cepheden cepheye koşmaktan yorulan halk, paşalar, ulema tarafından sakin, zevk düşkünü ve savaşta falan gözü olmaması sebebiyle kardeşi şehzade cem'e karşı tercih edilmiştir.
babasının başlattığı italya seferini durdurmuş devam etmemiştir.
gençliğinde alemci olan padişah sonrasında ulemanın da desteğiyle sofu olmuştur.
leonardo da vinci'nin haliç köprüsü projesini kabul etmemiştir.
kristof kolomb'un gemi ve kaynak verin size yeni dünyalar keşfedeyim teklifini görmezden gelmiştir.
babası fatih ve oğlu yavuz yanında sönük gibi kalsada, tamamen savaş ekonomisi yürüten ve savaşa kaynak sağlayan devleti dinlendirmiş nefes aldırmış ve fethedilen toprakların kalıcı olmasını sağlamıştır. donanmayı güçlendirmiştir.
tahtı bıraktığı oğlu yavuz tarafından dimetoka yolunda zehirlendiği rivayettir, zaten yaşlı ve (bkz: damla hastalığı) dan müzdariptir.
bana göre en büyük ayıbı, cihan padişahı babasının cenazesini çürütmesidir.
Bayezid amasya'da sancakbeyi iken çevresinin etkisiyle aşırıya kaçan eğlence meclislerinde gününü gün ediyor,afyon türü maddeler kullanıyordu.Durumu haber alan fatih,şehzadenin bu duruma düşmesinin asıl sorumlusu olarak,Bayezid'e devlet işlerinde yardımcı olması için orada bulunan lala fenarizade ahmed beyi gördü.Lalaya 5 nisan 1479 tarihinde bir ferman göndererek şöyle söyler:(kaynak/feridun ahmed bey'in münşeatü's-selatin adlı eseri- kısaltılmıştır)
''şerefli oğlumun lalası ahmed!!!
bütün dünyanın boyun eğdiği yüce buyruk sana ulaştığında bilesin ki,şu anda oğlum bayezid'in hizmetinde olan mahmud ve de oğlum ile yakın dostluğu bulunan talebe zümresinden abdurrahman isimli arkadaşının öldürülmelerini icap ettirecek hayli uygunsuz ve hoş olmayan tavırları ortaya çıkmıştır.ayrıca oğlumun hazinesinin idaresine hıyanet ehli,hayırsız adamları sokup para kaybına yol açtıkları ve sivas vilayetinin küçüğünden büyüğüne herkesin onlardan ne derecede eziyet çektikleri,benim katıma ayrıntılı olarak bildirilmiş,onların suçları ve kötü işleri hakkında en ayrıntılı şekilde haberdar olmuşumdur.bahsedilen kötülüklerden başka garip macunlar ve afyon şurubu ve afyondan yapılmış nice tuhaf keyif verici maddeler getirip,birçok yararlarından ve güzel faydalarından bahsederek insanlık dairesinden çıkarıp mizacına rahatsızlık getirmişler.sen orada ne iş için oturup duruyorsun?böyle bir edepsizliğin farkına varamamak akıl sahibi insanlara yakışan bir tavır değildir.eğer bilgin dahilinde olup da bilmezden geliyorsan,bundan büyük hıyanet daha nasıl olur?şimdi bu hususa bir düzen vermek için seni idam ettirmek en öncelikli iş olurdu.Lakin oğluma verdiğin hizmetin şerefi için ve atalarının yüzü suyu için günah defterine af kalemi çekip,suçunun lekesini merhamet mürekkebiyle kapattım.Ancak bir şartla ki,hüküm vardığı anda emrimi okuyup orada söylendiği gibi hareket etmelisin.
şimdi fermanım budur ki:o bedbahtların kirli vücutları oğlumun muhabbet dairesinden uzaklaştırıla.Sen benim güvendiğim sadık kulum olduğundan,benim zihnimde çeşitli tereddütler oluştuğu için ortadan kaldırılması lazım olan bu durum senin tedbirine bırakıldı.senin tedbirinin mükemmelliğine sonsuz mertebe inancım vardır.senden umarım ki,hıyanetleri bu kadar ortada olan bu iki insanı yok etmek sevabın ta kendisidir.Hem o bedbahtların yaptıklarının yazılı suretini ayrıntılı olarak hem de oğlumun macunları,afyon,afyon şurubu ve diğer keyif verici tohumları ne şekilde kullandığını ve ne zamandan beri buna başlamış olduğunu yazıp bildiresin.
lala fenarizade ahmed bey ise padişahın fermanınına şu cevabı vermişti:
ulu dergaha ve yüce divana değersiz ve kıymetsiz kulun arzı budur ki gönderdiğiniz fermanın muhtevasında,şehzade hazretlerinin adamlarından mahmud ve abdurrahman'ın bedbahtlıklarından dolayı ortadan kaldırılmalarının elzem olduğundan bahsedilmiş ve yok edilmeleri ne şekilde gerçekleşir ise geciktirilmden yerine getirilmesi emredilmişti.Zikr olunan bedbahtların,söylenenlerden daha fazlasını yaptıklarında şüphe yoktur.Lakin şehzade hazretleriyle size arz olunduğu kadar ilişkileri yoktur.fermanınız üzere ortadan kaldırılmaları konusu şehzade hazretlerine bildirildiği taktirde,kabul edeceğinden emin olunduğundan kendisinden gizlemeyip olduğu gibi arz olundu.''yerine getirilsin'' dediğinde padişahımızın rızasına göre hareket edildiği,bütün gerçekliğiyle huzurunuza arz olundu.
kulunuz ahmed
lalanın mektubundan sonra fatih'e bir mektupta bayezid'den geldi.Şehzade kullandığı maddeleri zayıflamak amacıyla aldığını,ancak artık vazgeçtiğini belirterek af diliyordu.Babasının sert uyarısı üzerine bu alışkanlıktan vazgeçip tam tersine bir hayatın içine girerek sofu oldu.osmanlı tarihinde veli bayezid olarak anıldı.
henüz yedi yaşındayken hadım ali paşa'nın nezaretinde amasya valiliğine tayin edilmiştir. üstün bir devlet adamı olmasının yanı sıra (e babası fatih sultan mehmet tabii) bestekar, şair ve hattattı.
osmanlı sultanlarının en alimlerinden biridir. çünkü sadece dünya için eğitim almamış, zamanın manen büyük zatlarından da üstün terbiyeyle yetişip olgunlaşmıştır.
cem sultan ülkeyi ikiye bölelim diye teklif ettiği zaman;
"kardeşim, vatan ümmetin malıdır. devlet gücünü kaybeder. neticede güçsüz beyliklere döneriz. bu büyük vebal olur. gövdem ikiye bölünür, ümmet toprağı bölünmez!" diyere cevabı reddetmiştir.
ve bütün olgunluğuyla kardeşine nasihatler vermiştir fakat cem sultan anlamamış hiç olmayacak işler yapmıştır. sayesinde roma'nın fethine zemin hazırlayacak olan otranto kalesi elden çıktı..
onların torunları da sosyete dergilerine; aldıkları kırkbin dolarlık hermes çantalarla, verdikleri partilerle, gittikleri tatillerle, köpeklerinin tasmalarına ödedikleri binlerce lirayla,oturdukları yalılarla,yaptırdıkları estetiklerle, kimin eli kimin cebinde yaşadığı ilişkilerle haber olur.