ihsan yüce

    12.
  1. ekmek şarap sen ve ben

    bir de sabahın dördü
    dışarda kar
    odamız ılık
    gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
    anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir çocukla yattığını
    aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

    kıskandım gogen'i tahitilim
    terlemiş vücudunu silerken
    cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
    saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
    güneşi doğurmuştu ölü cisim
    martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
    nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
    sam yelim sahra-i kebirim
    kahrettim her şeye o gün
    babanın şarap çanağına,
    gogen'e,
    kadere,
    sana,
    bana ,
    bir de gittiğin arabanın tekerine

    ne diyordum arkadaş....
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayatın felsefesini

    sırayla olurum fatih, selim, kanuni
    bazen kadın hamamında tellak....
    bazen christoph colomb
    napolyon'ken düşünürüm elbede geçen günleri
    `timur 'ken beyazıt'ı yenişimi....
    bir kere aristo'nun hocası olmuştum
    ona verdiğim dersle gurur duymuştum
    bazen jan dark'ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

    eğer daha da içersem
    shaskespare halt etmiş derim karşımda
    salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
    işte mozart'ın aradığı melodi bu diye gülerim
    enayiymiş be platon...
    bir içsinde görsün....ne felsefesi varmış bu hayatın
    anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

    islak kaldırımlarda yürürken acırım
    önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
    ukalalık işte derim neme lazım senin
    kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş....
    ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
    şehrin izbe sokaklarında
    yavaş yavaş kaybolur benliğim...
    ..."

    (bkz: mazlum çimen)

    (bkz: mümtaz sevinç)
    9 ...
  2. 47.
  3. Çok üzün süre bu abinin senarist olduğunu bilmiyordum.

    Figürandı işte...

    Meğer ne filmlerde imzası varmış...

    O dönemin en önemli beyin takımlarındanmış...
    6 ...
  4. 17.
  5. ses tonu ile günde 3 paket samsun içiyormuş hissiyatı uyandıran güzel insan, iyi oyuncu.
    6 ...
  6. 72.
  7. Türk sinemasının önemli değerlerinden birisidir. Kibar Feyzo ve daha nice filmin senaryosunu yazmıştır. Yazdığı şiir kitabını şairlere haksızlık olur diye bastırmamıştır. Rahmetlinin oynadığı bütün filmleri severim ama Çöpçüler Kralı filminin yeri bende ayrıdır. Umarım şimdi daha iyi bir yerde iyi zaman geçirerek dinleniyordur.
    5 ...
  8. 57.
  9. Resim çizdi, heykel yaptı ancak kimse görmedi.150'den fazla filmde imzası var.Kibar Feyzo gibi köşe taşı bir filmin senaryosunu kaleme aldı.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1532490/+
    5 ...
  10. 51.
  11. Yüceler yücesi bir insan. Oyuncu, senarist, yönetmen.

    Dünya üzerinde imkanı olduğu halde, oynadığı karakteri izleyiciye daha iyi yansıtmak adına eksik dişlerini bile yaptırmayan bir başka oyuncu daha var mıdır acaba? Varsa da ben bilmiyorum. Öğrenirsem de sevinirim.

    Oyunculuğunu anlatmaya kelimeler yetersiz kalır zaten. Onlarca filmde izledik kendisini. Özellikle çöpçüler kralı'nda efsanedir. Kemal sunal'ın duvarlara asılmış afişlerine bakarak; 'Bayağ güzel adammış şu eski damadım' dediği sahne, filmin zirve noktasıdır kanımca. Eksik dişleri ve sigaradan sararmış bıyıklarıyla çok güzel yansıtır o paragöz, çıkarcı aile babasını, Birçok filmde olduğu gibi. Çoğunlukla ya baba rolünde, ya da köy muhtarı rolünde görürüz zaten kendisini.

    Lakin birde senarist yönü var bu güzel insanın, Ki çok sağlam yapımlara imza atmış. Mesela 'kibar feyzo' kendisinin eseri. bunun yanında; davaro,deliler koğuşu, yayaya şaşaşa, arkadaşım, çarıklı milyoner, keriz, sosyete şaban gibi yaklaşık altmış tane filmde gene kendi imzası var. Bunların yanında yönetmen ve şair tarafı da var kendisinin, Olmaması ilginç olurdu zaten.

    Sinemanın gizli kahramanlarından birisi, yesilçam'ın ihsan babası, doğuştan oyuncu, Anadolu uzmanı bir güzel insan, nur içinde yatsın.

    Bu arada belgeseli çekiliyormuş sanırım, merakla bekliyoruz
    4 ...
  12. 67.
  13. 48.
  14. 1991 yılında vefat eden oyuncu, tiyatrocu, yönetmen, yapımcı. ses tonu, dökük dişleri ve sarı bıyığı ile yeri hiç bir şekilde doldurulamadı.

    tel ver, kablo ver, kerpeten ver. ıığğhhhh kertepennn !
    4 ...
  15. 70.
  16. eskilerden güzel bir insan. tam bir sanatçıdır. resim, heykel, şiir, senaryo, oyunculuk, seslendirme... beş kişilik ömür yaşamıştır. dolu dolu.
    6 ...
  17. 42.
  18. yeri doldurulamaz yeşilçam sanatçısıdır.

    --spoiler--
    ihsan Yüce 1991 yılında vefat ettiğinde, Can Yücel, Salacak’taki cenaze evinde düzenlenen ufak törene katılır. Daha sonra, kendisini Üsküdar’a götürmesi için Yusuf Ekşi’ye ricada bulunur.
    Yusuf Ekşi, ricayı kabul eder. Ama meraklıdır da, Can Baba’ya neden mezarlığa gelmediğini sorar. Can Yücel, sararmış bıyıklarını ve sakallarını okşayarak cevap verir o tok sesiyle: “insan arkadaşını hiç gömebilir mi yahu?”
    Çoğunuzun aklında Kemal Sunal’ın filmlerinde oynadığı kayınbaba ya da muhtar rolleriyle canlanır muhtemelen. Belki de hiç canlanmazdı, üstteki fotoğraf olmasa. Şöyle söyleyeyim; Kibar Feyzo’da Gülo’nun babası Hüso’dur mesela, Çöpçüler Kralı’nda da Hacer’in babasıdır. Bu örnekleri tek tek çoğaltmak istemiyorum, çünkü çok fazlalar. istatistiksel bir bilgi vermek gerekirse 150’den fazla filmde oynamıştır, bunların 56’sının senaryosunu yazmış, 6’sını da yönetmiştir. Kameranın önünde olduğu kadar, kameranın arkasında da büyük işler başarmış bir emekçidir aynı zamanda. Yeşilçam’ın o en parlak yıllarında yazdığı filmler, oynadığı roller ile iyi paralar kazanmıştır ama kazandığı parayı da yine sinemaya ve tozunu uzun yıllar yuttuğu tiyatroya harcamış, yatırımlar yapmış, gençlere el vermiş ve onları yüreklendirerek bu vefasızlıktan geçilmeyen yollara adını derin derin kazımıştır. “iyilik yap denize at,” demiş atalarımız ama yaptığı iyilikler ne kadar geriye dönmüştür, ihsan Yüce ne kadar hatırlanıp anılıyordur bilemiyorum. Doğruyu söylemek gerekirse unutulan, yitip giden bir değerdir Yüce ihsan. Adını söylediğinizde, insanların hatırlamadığı bir karakterdir artık…
    Elazığlı bir Alevi ailenin çocuğu olarak 1929 yılında dünyaya gelir ihsan Yüce. izmir Atatürk Lisesi’nde okur, sonra iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi’ni bitirir. Bir süre kendi mesleğinde çalışsa da içinde çocukluğundan beri taşıdığı hislerin peşinden koşar. Ufak tiyatrolarda oyunculuklarla başlar sanat hayatına. Tiyatroculuğun yanında resim ve heykel çalışmaları da başlar o yaşlarda. Gençtir, heveslidir, içi sanat için üretmekle doludur. 1968 yılında üç arkadaşıyla Ankara’da Drama Tiyatro’sunu kurup ideallerinde olan şeyleri yapmaya başlar. Mesela Dostoyeski’nin Suç ve Ceza’sını oyunlaştırır. 1952 yapımlı Charlie Chaplin’in yapımcılığını, yönetmenliğini ve oyunculuğunu üstlendiği Sahne Işıkları’nı tiyatroya uyarlar. Drama Tiyatro böylelikle ses getirmeye başlar. ihsan Yüce’nin sinema yolculuğu da bu sahneden sonra başlar.
    Birçok Türk filminde yardımcı karakter olarak yer alır. Her tür tipe bürünmüştür beyaz perdede. Mazlumdan deliye, Karadenizli’den Güneydoğulu’ya, dalkavuktan ayyaşa… Her daim yan karakterde yer almasına bakmamak gerekir yine de. Çünkü baskın karakterli oyunculuğuyla bir şekilde filmi tamamlayan karakter oyunculuklarıyla hafızalara yer etmiştir ihsan Yüce. Kendine has sigara içişi, sigaradan sararmış bıyıklarıyla bütünleşir adeta. Yazdığı senaryolara kendi yaşamından ve dönemin siyasi olaylarına göndermeler yerleştirir. Çok zekidir çünkü, toplumcudur ve toplumun yanında olduğunu bir şekilde göstermek ister. ihsan Yüce, bir bakıma, 1970’lerde yükselen köylü sosyalist hareketin sinemamızdaki taşlama örneklerini kaleminin ucunda ve en yalın en anlaşılır dille işlemiş tek sanatçıdır. Yılmaz Güney’in mizahtaki dengidir. Argoyu da yerinde ve gerçekçi, cömertçe kullanmıştır. Lafını esirgemeyen bir senarist yazardır Yüce.
    Keza senaryosunu yazıp oynadığı Kibar Feyzo filminde bu tarz sahnelere rastlamak mümkündür. Kibar Feyzo filmi görünüşte mizah filmidir ama aslına bakılınca sosyalizme övgü olarak kaleme alınmıştır, bunu kendisi de söyler. Örneklemek gerekirse; filmin Faşo Aga’sı Maho’nun bir sahnede Feyzo’ya, “Ula şurda 141, 142 başsınız lo!” repliği, anayasanın 141 ve 142. Maddelerine göndermedir. Bu maddeler komünist cemiyetler kurmanın suç olduğuna ve komünizm, anarşizm, diktatörlük, ırkçı­lık propagandalarını ve millî duyguları yok etmeye ve zayıflatma­ya yönelik propagandaların cezalandırılmasıyla alakalıdır. Film içerisinde yine sendikalaşmanın önemi ve işçilerin birlik olmasıyla alakalı birçok propaganda yer alır. Bu yönüyle ve içerisinde bulundurduğu daha birçok şeyle bir başyapıtı kendi imkânlarıyla ve riskleriyle yüklenip dile getirmiş, senaryolaştırmış ve çektirmiş kişidir ihsan Yüce. Dönemin baskılarına ve dayatmalarına karşı gelmiş bir yürektir.
    Sinema, tiyatro, resim ve heykel dışında edebiyatla da ilgilidir ihsan Yüce. Dostlarının anlatılarına göre pek çok şiiri vardır ama bunların hiçbiri yayımlanmamıştır. Yazmayı sever, üretkenliği buraya da yansımıştır lakin şiirlerini ve eleştirel yazılarını bulmak pek mümkün değildir. Günümüze ulaşan en bilinen şiiri “Ekmek, Şarap, Sen ve Ben” dir. Şiir Mazlum Çimen’in bestesiyle Mümtaz Sevinç’çe de seslendirilmiştir.
    “…Bir kere Aristo’nun hocası olmuştum
    Ona verdiğim dersle gurur duymuştum
    Bazen Jan Dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    Bazen odunun ateşleyen bir cellât olurum
    Eğer daha da içersem
    Shaskespare halt etmiş derim karşımda
    Salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
    işte Mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
    Enayiymiş be Platon…
    Bir içsin de görsün….
    Ne felsefesi varmış bu hayatın
    Anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu…”
    Salacak’ta küçük bahçeli eski bir evde, ailesiyle yaşar ihsan Yüce. Bu evde 1991 yılında kalp krizi geçirerek vefat eder. Mezarı Karacaahmet’tedir. Kısa boyuna rağmen kocaman bir yüreği taşır bedeninde yaşadığı ömürce. Arkasında bıraktığı işlerle unutulup gitmiştir.
    Her filmine denk geldiğimde onu anlatmayı, yaptığı işleri yanımdakilere tek tek sıralamayı bir borç bildim adeta. Bu yazıyı da ekranda bir filmini seyrederken borçluluk duygusuyla yazıyorum. ihsan Yüce’yi biliniz, seviniz, tanıyınız.
    --spoiler--
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük