Sadece anayasamızda bulunur kendisi, kimse görmüş, duymuş değildir. faşizan eğilimlerin fazla olduğu bir toplumda bireysel hak ve özgürlüklerden bahsetmek zaten trajikomiktir.
bizim ülkemizde olmıyan şeydir.
ne münasebet efendim ifade özgürlüğü falan.
ülke özgür değil,içindeki halk özgür değil..
ooo çok şey istiyosun ama çok oldun bak götürür merkeze alırım ifadeni özgürce haa.
ifade özgürlüğünü tartışalım. Bu büyük bir gerekliliktir.
Ancak buna kalkışacak insanların herşeyden önce, "fikir", "ifade etme", "hakaret" ve "özgürlük" kavranlarını iyi çözümlemiş olmaları gerekmektedir. Zira burada "kendini mağdur konumunda gören insanların" hepsi, düşüncelerini çağdaş, saygılı, zengin ve güçlü bir dille anlatabilme olgunluğuna sahip, fikir üretebilen geniş ufuklu insanlar "değiller".
Hepimiz biliyoruz ki, bu ülkede gençler, büyük çoğunluğu, hala "ne bakıyorsun" anahtar kelimeleriyle birbiri üzerine yürüyebilen; kendine "lan" denilmesine "karşısındaki insanın canı alabilecek" kadar öfkelenebilen, karşıt görüşlere ve fikirlere karşı tahammül sınırları son derece düşük insanlar.
Bu sebepledir ki, başkalarına her sözü söyleme hakkını kendinde görüp; roller değiştiğinde hiçbir eleştiriyi kabul etmeyip üzerine toz kondurmayarak vahşice sözler sarfedebilen kimseleri ayırmak, bu platformdan elemek, onları ilkokulu yeniden okumaya davet etmek gerekir ki, fikir, düşünce, tasarım, bilgi, birikim ve tecrübe sahibi olup, bunları çağdaş dünyanın saygı ve ifade özgürlükleri çerçevesinde ifade edebilen insanlar burada bunları konuşabilsinler.
Hayatında "bence" diye başlayan hiçbir cümlesi olmamış, kopyala yapıştır yapmadan hiçbir şey paylaşamamış insanlar, bugün kalkıp sosyal paylaşım siteleri üzerinden "ifade özgürlüğü" hususunda nutuklar atmaktalar. Ve asıl savundukları şey, "insanların rahatça, korkmaksızın, huzurla ve inanarak fikir beyan etmeleri değil" savundukları şey " 'kendilerinin' rahatça, korkmaksızın" fikir beyan edebilmeleri. Okuduğum pek çok paylaşımda gördüğüm şey bu. Zira bu toplum onlarca yıldır, "kişinin özgürlüğü, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter" kalıbı içinde yetişti ve özgürlüğü bu açıdan yorumladı. Sonuçta da, kendi özgürlüğünü genişletip, başkalarının özgürlüklerini daraltmayı bir görev bildi. Dedi ki, "benim özgürlüğüm öyle büyük olsun ki, başkalarının özgürlükleri hemencecik benim özgürlüğümün başladığı yere dayansın ve özgürlüğü bitsin".
Belki bu entry i girdikten sonra çaylak olabilirim ama yine de yazayım. Uusers dan anladığım kadarıyla (kesinlikle öyle bir şey söylemem ama iyi anlaşılması açısından örneği veriyorum ne de olsa teşbihte hata olmaz ) "ananızı sikm oruspu cockları Uludağ sözlük yazarları , uludag sözlükte nerde artı oy alan bir yazar var kesin oruspu cocugudur" desem (tekrar söylüyorum kesinlikle böyle bir şey ağzımdan çıkmaz ama anlaşılmadı açısından söylüyorum) kimsenin bana bir şey söylemeye hakkı yok çünkü benim ifade özgürlüğüm var.
çoğunluğun aksine katılmadığım daha doğrusu eksik bulduğum uygulamadır.
kimse ifade özgürlüğü adı altında kutsal değerlere hakaret edemez ve etmemeli. özellikle sözlükler dini değerlere en çok hakaret edilen alanlardır burada bu hakarette bulunan kişiler bu hakareti ifade özgürlüğüne dayanarak gerçekleştirmektedir. hükümet ise ayrı bir tartışılması gereken konudur. nitekim dini ifadelere hakaret, özgürlük sınıfında değerlendirilirken akp li şahıslara yapılan ifade suç sayılmaktadır. kimse kimsenin annnesine babasına küfür edemez bu hakarete girer ve suçtur. ama peygambere küfür edebilir bu ifade özgürlüğüne girer ama o peygamber benim annem babamdan daha değerli ve önemli ise neden ifade özgürlüğü adı altında hakaret serbest dir? işte bu tartışılması gerekir.
hem türkiye'de hem de sözlüklerde mevcut olmayan doğal hak. insanın düşünmek ve düşündüğünü açıklamak gibi bir doğal hakkı mevcuttur. bu hak ne kimse tarafından verilmiştir ne de kimse tarafından elinden alınabilir. fakat üzülerek söylüyorum ki sözlüklerde dahi bunun kısıtlandığını ve yazarların mevcut zihniyet çerçevesinde yazılan entry'i okumak, incelemek yerine belli başlı kelimeleri gördüklerinde direk eksi vermeye ve eleştirmeye başladıklarını görmekteyim. Acı. çok acı. bugün bana yarın sana.
uludağ sözlükte olmayan özgürlük çeşitidir. neden derseniz, çok basit hatalardan dolayı çaylak moduna alınanlar bir daha çok zor sözlüğe davet ediliyor da onun için ifade özgürlüğü yok dememe neden olan özgürlüktür.
tam olarak anlaşılamamış ve sadece kendi özgürlüğünü düşünen insanlar oldukça asla doğru olarak anlaşılamayacak kavramdır.
özgürlük, başkasının özgürlüğünü kısıtladığı yerde biten bir kavramdır. ifade özgürlüğünü de aynı mantıkla düşünmemiz gerekir. ne yazık ki ifade özgürlüğü aklına geleni söyleyebilme özgürlüğü olarak görülüyor. bunun adı halk arasında densizliktir, patavatsızlıktır. hiç bir özgür düşünce başkasının haklarına, fikirlerine, inançlarına saygısızlık yapamaz.
özellikle internet ortamında ve sözlüklerde yayılan bir akım var. küfür et adı özgürlük olsun akımı. biri senin gibi düşünmüyor/inanmıyor mu ? bas küfürü, aşağıla, alay et. en aşağılık küfürleri çekinmeden kullan, sonra tek savunman "ifade özgürlüğü olsun". bu kabul edilebilir bir şey değil. zaten kişiler bir şeyler söylerken empati kurabilseler hiç konuşmazlar. söz olduğu kadar empati de aklın yansımasıdır.
son olarak diyorum ki ; evet fikirlerinizi açık açık ifade edin ama hakaret etmeyin. gün gelir birileri de size hakaret eder, sonra hakkınızı aramaya çalışırsınız, hem de daha önce hiçe saydığınız kanunlar ile.
ifade özgürlüğünü, yasalar tek başına garanti edemez. Herkesin kendi düşüncesini, cezalandırma olmaksızın açıklayabilmesi için toplumda hoşgörü mevcut olmalıdır.
Albert Einstein
şimdi bunun sınırı gerçekten çok belirsiz. fazıl say'ın aldığı cezadan yola çıkarsak aslında biz bu konuyu nerden bakarsan bak tutarsız ve ikiyüzlü bir şelikde ele alıyoruz.
bu konuda ikisinin arası diye birşey var ve ne olduğu belli değil. yani ya arabistan gibi allaha inanmıyorum diyeni cezalandıracaksın ya da avrupa ülkeleri gibi bu konuda bir sınır koymayacaksın.
şu şekilde anlatayım derdimi. şimdi ben allaha ve islama inanmıyorum desem kimse beni yargılayamaz değil mi? bunun benim kişisel görüşüm olduğunu ve istediğim gibi düşüneceğimi söylerler.
ama ben desem ki kuran muhammedin yazdığı uydurma bir kitaptır desem ailemi bile tehdit edecek boyuta varabilir iş. peki ilk dediğim ile ikinci dediğim arasında düşünsel olarak ne fark var. yani ben aslında islama inanmıyorum derken, muhammede ve onun kitabına inanmıyorum anlamına gelmiyor mu? o kitabı allahın gönderdiğini düşünsem zaten inanırım. burda ben bir karmaşa olduğunu düşünüyorum.
ayrıca halkın benimsediği dini değerleri aşağılama suçu bence saçmalığın daniskası. halkın inandığı değerleri değil de halkı aşağılamak suç olmalı. çünkü benim nezdimde kutsal olan insandır. başkası benim inandığım değeri aşağılıyor diye onun değeri düşüyorsa afedersin amına koyum ben öyle değerin.
hiç bir dinin veya görüşün değeri bu şekilde aşağılanmaz. amerikalılar dizi ve filmlerinde hristiyanlığı itin götüne sokuyorlar fakat en dindar batı toplumlarından birisi amerikadır. demekki bu şekilde değeri düşmüyormuş bu değerlerin.
nefret suçu ve ifade özgürlüğü arasında çok ince bir çizgi var ve biz bu ayrımın ne yazıkki farkında değiliz. bir ideolojiyi ona inanan toplulukları aşağılamadan istediğimiz şekilde eleştirebiliriz. ideolojilere inanmasak bile saygı duymak zorunda değiliz. insana saygı duymak zorundayız.
edit: bu kadar uzun zırvayı kimse okumaz ama yazdık işte.
olmayan şey. neyimiz özgür allah aşkına? herkes aynı şekilde yaşamalı sanki. şimdi direk kapitalizm, dayatma, anti spirütalizm bla bla vs. girmeyeceğim. iş çünkü bu toplumun insanında bitiyor. sanki herkes tekdüze bir düşünce tarzına sahip olmalı. farklı bir şey düşünme fırsatı vermiyorlar ki.
lafa gelince çeşitlilik olsun, farklı fikirlerde insanlar birarada yaşayabilsin diyorlar artistik olsun diye ama ona yabancı gelen bir şey söylendiğinde "aaa nasıl ya nasıl yaşıyorsunuz öyle ? " bu da insanı kendi inandığı şeyleri söylemekten çekinir hale getiriyor. alın size ifade özgürlüğü. ifade özgürlüğü sadece siyaset meydanına çıkıp görüşünü özgürce beyan etmek değildir. onlar sadece numune, nümayiş olan şeyler. asıl özgürsüzlük toplumun içinde toplumun.
hayatta tek amacım bu benim ne olursa olsun fikirlerimi millet ne düşünür diye söylemektir. inşallah herkes böyle yaşar.