ibrahim cavus camii

entry1 galeri0
    1.
  1. Caminin yapılışı oldukça ilginçtir. Caminin adını taşıyan ibrahim Çavuş Topkapı surlarının kenarında takke tesbih satan, arakıyecilik yapmakla geçimini sağlayan saf kalpli birisidir. Bir cuma günü vaiz efendinin, 'Kim Allah için bir cami yaptırır ise Allah da ona cennette bir köşk yapar.' hadisi çerçevesinde, cami yaptırmanın faziletine dair vaazını dinler ve o günden itibaren bir cami yaptırmayı kafasına koyar. Zaten o anda bir kendisi bir de kocamış ihtiyar hanımı vardır. Oğlu Mustafa subaşı şehit olmuştur; fani dünyada her ikisi de ihtiyarlamış, ahirete daha da yaklaşmışlardır.

    ibrahim Çavuş, eş dost ve komşularıyla arada sırada sohbet ederken herkes gönlünde yatanı söylemektedir. Dostlarından kimi parası olursa, "Fakir fukaraya yardım edeceğim onları evlendireceğim." der. Kimi, "Ben hastane yaptıracağım.", bazısı da, "Ben yol, çeşme yaptırıp hacca gideceğim." gibi arzularını söylerler. ibrahim Çavuş ise 'Ben zengin olursam bir cami yaptıracağım.' der. O bu isteğinde o kadar samimidir ki beş vakit namazında arzusunun gerçekleşmesi için dua eder. Kim ihlasla samimi olarak bir şeyi talep eder ise Allah da onun duasını kabul eder. Nitekim cami duası bir gün rüyalarına girer. Rüyasında bir melek gelir baş ucuna dikilir ve der ki: "Ey ibrahim! Sabah kalkacaksın namazını kılacaksın azığını hazırlayıp yola çıkacaksın, Bağdat'a gideceksin sana gösterdiğimiz bu yoldan Bağdat'a gireceksin şu sokağı bulacaksın. Sağdan itibaren sayarak sekizinci kapıyı bulacaksın. Mevsimi geçmiş olmasına rağmen kapının üzerindeki asma çubuğunun arasında iki üzüm tanesi bulup, yiyip, ne muradın varsa göreceksin..."

    ibrahim Çavuş hemen fırlayarak kalkar, "Hanım hanım.." der. "Kalk bakalım ben bir rüya gördüm. Cenab-ı Hak muradımıza nail edecek; ama bir Bağdat'a gidip gelmem gerek." der. Rüyasını anlatır. Ayşe Hanım da safi temiz kalpli bir kadındır tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, derler ya işte öyle birisi. Bundan dört asır önce uçak, tren, otobüs yoktur tabii. Ya merkep sırtında veya at sırtında ver elini Bağdat der ve yola revan olur iki-üç ay kadar sonra Bağdat'a varır.

    Aynen rüyasında gördüğü gibi yoldan şehre girer sokağı bulur, sağdan itibaren sayar sekizinci kapıyı bulur yedinci ve dokuzuncu kapılarda asma çubuğu yoktur. Sekizinci kapının üzerindeki asma çubuğunun arasındaki üzüm tanelerini arar bulur ve ağzına atar. Tam o sırada yoldan geçen birisi 'Onun giyinişinden kuşanışından bir şeyler arayışından yabancı olduğunu anlar ve yardımcı olmak ister.

    ibrahim Çavuş yabancı olduğunu istanbul'dan bir rüya münasebeti ile geldiğini söyleyince adamcağız merak eder ve "Anlat bakalım nasıl bir rüya imiş bu seni ta buralara kadar sürüklemiş." der. ibrahim Çavuş rüyasını olduğu gibi anlatınca adam kahkahayı basar ve der ki :

    "Allah'ım senin bu kadar da saf kulların var mıydı? Bana da rüyamda denildi ki; 'Ey falanca istanbul'a git orada Topkapı surlarının yanında takke tesbih satmakla geçimini temin eden ibrahim Çavuş diye bir zat var onu bul. Evinin odunluğunda iki küp altın var. Kaz ve al.' denildi de ben gitmedim." der.

    ibrahim Çavuş heyecanla dinler ve 'o zat benim' demeden "hı hı..." diyerek geçiştirir. Hemen istanbul'a hareket eder. iki üç ayda gittiği yolu 1,5 ayda kat eder. Hemen evine gelir içeriye girmeden hanımına; "Hanım hanım kazmayı küreği getir." der ve odunluğa girer. Odunluğu kazar ve iki küp altını çıkarır birisi ile şu andaki Takkeci ibrahim Çavuş camisini yaptırır, birisini de yedi kuyulardan birisine atıp ileride yıkılacak olursa bu paralarla aynı caminin tekrar yapılmasını ister.

    alıntıdır
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük