daha o bir şeyleri henüz söylemişken sonrasında ne söyleyeceğini bilmek.
'bir şeyler anlatıyorum ama kime' sözü gerçekten de doğru bir söz. onun beynindekiler belli ve sen bunu değiştiremezsin ki öyle bir çabada bulunmazsın bile.
bir de şey var gerçekten kuramamak yani böyle konuşamamak anlamsızca istemediğinden falan değil sanki konuşmayı unutmuşsun gibi, dilin dönmüyormuş gibi işte bence en hüzünlüsü de bu böyle anlarda hep çatıların gökyüzüyle birleştiği yere bakarım.
arkadaşlarla oturuyoruz yan tarafımızda bi kadın vardı bebeğiyle. arkadaşlar kucağına almak istedi bebeği çağırdılar gelmedi. ben denedim benim kucağıma geldi. o an çok hüzünlenmistim garip hissetmistim.
üniversite, iş hayatı derken, uzun bir sürenin ardından, okuduğun ilkokulun önünden geçmek. anılar canlanır. bir zamanlar gitmek istemediğin o okula, keşke zaman geri gelse dersin. sorumluluğun sıfır olduğu noktada bilmenin, ve bir daha masumane ilkokullu olamayacağının hüznüdür. o anlık tabii. sonra hayata geri dönersin ister istemez. anıyla hüzünle yaşanmaz. ama hep bir yerinde kalır tatlı sızısı.