idam kararlarının çıkmasına yakın bir zamanda yanına gelen avukatından, bir dahaki gelişinde yeni yürürlüğe koyulacak olan toprak reformu yasa tasarısını da getirmesini istemiştir.yeni tasarının köylüden ne getirip köylüye ne yarar sağlayacağını öğrenmek istiyordu.
heran idam edilme olasılığı olan birinin böyle bir isteği benim ve emininim günümüz gençliğinin anlayamayacağı bir ruh halidir.
o denli yüreklidir, o denli insan ve vatan sevgisine sahiptir işte.
ayrıca infaz savcısı cesedini almaya gelen babasına *,
'' başın sağolsun, bunca infazda bulundum, bu kadar mert adam görmedim '' demiştir.
teorisyendir, idama giderken, deniz'i kaş göz hareketleriyle teselli eden hareketin lideridir. tercih ettiği yolun sonunun bu olacağını az çok kendisi de biliyordur ve sanıyorum ki mutlu ölmüştür.
68 kuşağının devrimci önderlerinden. yapılabilecek tanımların en sadesi bir önceki cümledir. en yıkıcısı ise aşşağıda yazan;
idama, darağacına götürülürken, hüseyin inan, can yoldaşından, atilla keskin'den tek bir şey
ister:
"eğer birgün kurtulursan bu zindanlardan, eğer
birgün özgür olursan, bir sevdiğin olursa ve ondan da bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy..."
ölmeden önceki son isteği budur dede'nin...
aylardan mayıstır. zulüm ve dostluk, inanç ve erken ölüm birbirine karışmıştır; ama unutulmayan tek bir şey vardır: verilen sözler... insanın alnına yazılır.
üstelik aylardan mayıssa ve darağacına giden insanlar en sevgili arkadaşlarsa, dostlarsa, umutlarsa, direnişlerse ve sözkonusu olan onların son dileğiyse...
atilla keskin, mamak ve niğde cezaevlerinde dört sene kaldıktan sonra, 1977 yılında yurtdışına çıkar. kendi gibi yürekli bir kadını sever. bu kadından bir oğlu olur. unutmak mümkün müdür o son sözleri: "eğer
yaşarsan, eğer bir kadını seversen, eğer ondan bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy..."
ve dünyaya gelir o çocuk. hiç şüphesiz, adı hüseyin inan olur. dede inan...
almanya'dır gurbetin adı... aradan yıllar geçer, hüseyin inan büyür. sürgünlük büyür, büyür vatan hasreti, büyür yirmi iki-yirmi üç yaşında asılan yoldaşların özlemi...
ve birgün, küçük hüseyin inan, spor yaptığı yerden dönerken, sırt çantası yoldan geçen bir kamyona takılır. tekerleklerin altına sürüklenir birden dede inan. ve o an can verir... ve ne acıdır ve ne tuhaftır
ki, aylardan mayıstır... "oğluna benim adımı koy" diyen yoldaşın adını taşıyan ilk oğlu, ilk gözağrısı yine mayıs ayında alınmıştır atilla keskin'in elinden. alınmıştır yaşamdan...
Hüseyin inan ise okur, düşünür ve yorumlar. Hareketin gizli öncüsü odur. Boşa konuşmaz, herkes ona inanma ihtiyacı duyar. Eylemleriyle kanıtlar düşüncelerini. Sakin ve bilgedir. Bu yüzden arkadaşları ona "Dede" derler... *
ben şahsi hiç bir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. bundan sonra bu bayrağı türkiye halkına emanet ediyorum.
yaşasın işçiler köylüler ve devrimciler. kahrolsun faşizm.
bu ülkenin tükürdüğü kimliklerin sahibiydi; aleviydi, kürttü, solcuydu, ama insandı insan. 23 yaşında amerikancı itlerin ilmiği boynundayken sandalyesine tekme atan bir insanın, çıkarları uğruna kendisi gibi binlercesini zayii ettiğini söyleyenler olacaktır, varsın söylesinler, arkanda yolunu takip eden bir tek kişi dahi kaldıysa mezarında rahat uyu hüseyin.
bildigimiz salvarli posulu gerilla idi. asilmasaydi ki iyiki asildi simdik pkk nin yonetim kurulunda olacakti. deniz ve huseyin icinde ayni sey gecerli.
cellatları olanlar asıl katiller dünya'nın dörtbir yanında kan dökmeye devam ediyor, kanla besleniyor, ama onlar; hüseyin inan, yusuf aslan, deniz gezmiş anti-emperyalist fikirleri ve devrimci hayatlarıyla sönmeyen ışık olarak yolumuzu 39 yıldır aydınlatıyorlar.
üç silahşorlardan bahsedilir gibi geçer adı her seferinde oysa her biri aynı kavganın içinde ayrı bir direnişin, ayrı bir varoluşun hikayesidir, sinan gibi, taylan gibi, ulaş gibi, hacı gibi, mustafa gibi, cihan gibi, ibrahim gibi... deniz'e destanlar düzüp hüseyin'e yarım yamalak cümleler kurmak, ibrahim'i kahraman ilan edip, yusuf'u figüran gibi göstermek olsa olsa kapitalizmin onlar üzerinden kazanmaya çalıştığı zaferin bayrağıdır. en çok deniz üzülür buna, en çok yusuf üzülür buna, en çok...
39 yıl önce bugün, türkiye cumhuriyeti devleti'nin , bugün yitirilmek üzere olunan tam bağımsızlığı uğruna, 3 büyük adam gözlerini bile kırpmadan çıktılar idam sehpasına. unutulmadınız, unutulmayacaksınız...
kendisi thko nun teorik anlamdaki önderiydi. pratikte deniz gezmiş, teoride ise hüseyin inan vardı. malesef her ikisi de idam edildi. ancak v abinin dediği gibi: fikirler kurşun geçirmez. yani onları asmakla temsil ettikleri bağımsızlık ve sosyalizm düşüncesini de idam edemediler.
Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım!
Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım!
Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum!
Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm
HÜSEYiN iNAN
not: kemal kılıçdaroğlu'nun durum güncellemesidir.
--spoiler--
Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım.
Bu bayrağı bu ana kadar şerefimle taşıdım.
Bundan sonra bu bayrağı Türkiye halkına emanet ediyorum.
Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler!
Kahrolsun faşizm!
--spoiler--
dar ağacındaki üç fidandan biridir. bu vatan için, canlarını, geleceklerini, ömürlerini feda etmişlerdir. gaflet ve dalalet içindeki kimseler katletmişlerdir. *