hz ömer

entry371 galeri24 video1
    44.
  1. alevi vede şia mezhebinden insanların pek sevmediği islam tarihinde yer sahibi kişiliktir. cocuklarına bu yüzden onun ismini vermezler. osmanlı tarihindede ilginçtir ömer isimli padişah ve şehzade yoktur.
    1 ...
  2. 43.
  3. bir gün ziyaret ettiği bir şehrin valisi önüne iki çeşit yemek koyunca bu şehrin sınırlarındaki herkeste bu iki yemekten var mı? diye sorup herkeste yok herkes vali mi yanıtını alınca valiyi görevden alan ul şahsiyet.
    3 ...
  4. 43.
  5. 4 halife arasında en heybetli olanıdır.

    edit: buraya dikkat! (bkz: heybet)
    3 ...
  6. 42.
  7. 4 halife arasında en kudretli olanıdır.
    4 ...
  8. 41.
  9. 40.
  10. islam'dan önce tipik bir cahiliye insanı iken, islam'dan sonra hazreti muhammed (s.a.v)'in "allah, hakkı ömer'in kalbi ve dili üzere koymuştur." diye bahsettiği bir insan olmuştur.

    bakara suresini 12 senede yaşayarak ezberlemiştir.

    üzerine hak geçmemesi için halifeliği zamanında çok fakir bir hayat sürmeyi tercih etmiştir, fakat sahabeler bu duruma dayanamamışlar, çekindiklerinden de bir şey diyemedikleri için hazreti ömer'in kızı olan ve aynı zamanda hazreti muhammed'in eşlerinden biri olan hz. ayşe hafsa'ya bu konuyu açmışlar, babasına söylemerini rica etmişlerdir. hz. hafsa bunu babasına dedikten sonra hz. ömer kızına peygamberin nasıl yaşadığını sorup "gerektiği kadar" cevabını aldıktan sonra benimde ebubekir ile allah'ın resulu'nün yanında gitmemi istemez misin kızım demiştir.
    çünkü zamanında peygamber efendimiz hasır yatakta yattığından vücudunda iz çıktığı için hüngür hüngür ağlayan ve krallar ne şekilde yaşıyor ya allah'ın resulu, dünya ise senin için yaratılmıştır dediğinde peygamber efendimiz kendisine "dünya'nın onların, ahiretin ise bizim olmasını istemez misin ya ömer?" demiştir.
    4 ...
  11. 39.
  12. kendisine, bazı kaynaklarca iftira atılan halife.

    --spoiler--
    Hz. Ömer'e iftira!

    Günümüzde kütüphanenin varlığı ile ilgili farklı tartışmalar olduğu gibi nasıl yok olduğu da büyük bir muamma. Ancak tarihçilerin önemli bir bölümü Roma imparatoru Sezar'ın kütüphaneyi istemeden yaktığını düşünüyor. Mısır'da tahtını korumaya çalışan Kleopatra'ya yardıma gelen dönemin ihtişamlı imparatoru Sezar, iskenderiye'ye vardığında limanda büyük bir direnişle karşılaşıyor. Sezar da direnişi kırmak için düşmanlarının gemilerini ateşe veriyor. Ateş hızla denizin yanıbaşında yükselen şehre sıçrıyor ve şehrin büyük bir bölümüyle birlikte kütüphane de yanıyor.

    En ilginç iddia islam düşmanlığıyla bilinen Papaz Gregory Bar Hebraus'un, kütüphanenin Hz. Ömer'in emriyle yakıldığı iddiasıdır. Amr bin As komutasındaki islam ordusunun 639 yılından itibaren Mısır'ı fethetmesiyle birlikte iskenderiye de Müslümanların eline geçiyor. Ancak Mısır'ın Müslümanların eline geçmesinden tam üç yüz yıl sonra kütüphanenin Müslümanlar tarafından yakıldığını iddia eden Hebraus, bu iddiasını da Hz. Ömer'e atfen şu şekilde destekliyor: Amr bin As, iskenderiye'yi alınca Halife Ömer'e mektup göndererek kütüphanenin akıbetini soruyor. Ömer de cevabında ''Eğer bu Grek yazmaları Allah'ın kitabı ile uyumlu ise karışmayın, yok eğer Allah'ın kitabına ters iseler yakın.'' demiş ve kitapların yüzü dahi açılmadan hepsi altı ayda yakılmış.
    --spoiler--

    (bkz: iddaa dan öteye geçemeyen iftiralar)
    7 ...
  13. 38.
  14. şöyle bir sözü vardır:
    inandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız. hz.ömer(r.a)
    7 ...
  15. 37.
  16. Halifeliği zamanında o derece adaletle hükmetmiştir ki gerektiği zaman en yakın arkadaşlarını bile devlet harcamaları ile ilgili hesaba çekmiştir. Örneğin, Hz. Halid bin Velid (r.a) bir sefer sonrası, kendisi ve ordusunu övücü şiir yazan Eş'as b. Kays'a onbin dinar bahşiş vermişti. Olay, halife Hz. Ömer (r.a)'e intikal etti. Hz. Ömer Hz. Ebu Ubeyde b. el-Cerrâh ile haber gönderdi. 'Bu kadar bol parayı müslümanların malından, yani ordu tahsisatından verdi ise müslümanlara hıyanet etmiştir. Kendi kişisel payından, kendi cebinden vermiş ise israf etmiştir. ikisi de câiz değildir.' Halife Hz. Ömer, Hz. Hâlid Bin Velid'i hilâfet merkezine çağırıp, sorguya çekti. Bol para harcadığından bahsetti. Hz. Hâlid, ganimetten eline geçen hissesinin hesabını verdi. Hesabı temiz vermişti. Hz. Ömer Hz. Hâlid'i iltifat ve ikramla karşıladı. Gönlünü aldı.
    3 ...
  17. 36.
  18. adaleti ile tanınan hoş bir kul.keşke tanıyabilseymişim diyorum bazen.
    (bkz: mümkün olmayan istekler)
    (bkz: ya da sadece burada mümkün olmayanlar)
    5 ...
  19. 35.
  20. kendisi adaletli olması ile tanınmasına ragmen islam'ı kılıç zoruyla kabul ettirmesiyle tanınır. hatta urfa yöresinde islam'ı yaymaya çalışırken 20 bin insanı öldürdüğü rivayet edilir.
    4 ...
  21. 34.
  22. bazi rivayetlere göre hz muhammed, hz ömer icin
    ' eger bu dünyaya ben gelmeseydim benim yerime gelecek olan kişi ömer olurdu'
    demiş. işte o kadar yuce bir insandir hz ömer.
    2 ...
  23. 33.
  24. Hz. ÖMER iN (r.a) VEFATI



    Amr b. Meymûn (rah) anlatıyor: Hz. Ömer'e suikast yapıldığı sabah ben de oradaydım. Aramızda sadece Abdullah b. Abbas (r.a) vardı. Hz. Ömer (r.a) namaz kıldırmak üzere mihraba doğru ilerlerken her iki safın arasına geldiğinde, "Safları düzeltin" der, ondan sonra diğer safa geçerdi. En sonunda mihraba ulaşır ve tekbir getirerek namaza başlardı.

    Çoğu kere, özellikle sabah namazlarında cemaat namaza yetişsin diye ilk rek'atlarda Yusuf yahut Nahl sûrelerini okurdu.

    O sabah da yine aynen yapmış ve mihraba geldiğinde niyetini ederek tekbir almıştı ki onun, "Köpek beni yaraladı" dediğini işittim. Mugîre b. Şu'be'nin kölesi Ebü'l-Lü'lü onu yaralamıştı. Kâfir adam ne olacak! Kullandığı bıçağın her iki tarafı da keskindi.

    Ebü'l-Lü'lü mescidden elindeki bıçağı sağa sola sallayarak kaçmış, bu sebeple on üç kişi yaralanmıştı. Bunlardan, bir rivayete göre dokuzu, diğer bir rivayete göre de yedisi hayatını kaybetmişti.
    Ebü'l-Lü'lü, ateşe tapan bir Mecûsî idi.

    Bu esnada, tam mescidden çıkarken Irak hacılarından biri onu gördü. Hemen üstündeki cübbeyi çıkarıp üzerine attı. Ebü'l-Lü'lü de herkesin üzerine çullandığını ve yakalandığını zannederek kendini bıçakladı.

    Hz. Ömer (r.a) Abdurrahman b. Avf'ı yerine, namazı kıldırması için geçirdi, çünkü ona en yakın o idi. Hz. Ömer'in arkasındaki herkes benim gördüklerimi gördüler. Arka saflarda ve mescidin ücra köşelerinde olanlar olan bitenden habersizdiler. Hz. Ömer'in sesi kesilince yanıldığını düşünerek, "Sübhânellah, Sübhânellah" demeye başladılar. Abdurrahman b. Avf kısa bir namaz kıldırdı. Namaz bitince Ömer (r.a), "Ey ibn Abbas! Bak bakalım beni bıçaklayan kimmiş?" dedi. ibn Abbas, bu işi kimin yaptığını öğrenmek üzere yanından ayrıldı. Bir müddet sonra geldi ve, "Ey Ömer! Seni bıçaklayan Mugîre b. Şu'be'nin kölesi imiş. "Hz. Ömer (r.a), "Allah kahretsin! Ben ona daima iyiliği tavsiye edip doğruyu göstermiştim. Ama Allah'ıma şükürler olsun ki, benim ölümümü bir müslümanın elinden yapmadı. Medine'de gayri müslimlerin çoğalmasını isteyen sen ve babandı. Onlara en çok acıyan ve şefkat gösteren de Abbas idi." ibn Abbas, "istersen onların hepsini öldürelim?" dedi. Hz. Ömer (r.a), "Dilimizi konuştuktan, kıblemize yöneldikten ve haclarını yaptıktan sonra, artık böyle bir şey olmaz" dedi.

    Sonra evine götürüldü, biz de beraberinde gittik. insanlar şaşkındı. Sanki daha önce başlarına böyle bir felâket hiç gelmemiş gibiydiler. Kimi, "Yarası ciddi, hayatî tehlikesi var" derken, kimi de, "Zannımca önemli bir şeyi yok" diye konuşuyorlardı.

    Sonra bir doktor getirtildi. Doktor hurma şırası içmesini söyledi. Biraz içirdiler, fakat bağırsaklarından dışarı akıyordu. Süt içirdiler, yine aynı şekilde oldu. Bunu görenler

    Hz. Ömer'in öleceğini anladılar, çünkü bıçağın darbesi iç organlara kadar sirayet etmişti.

    Ben de ziyaretine gittim. insanlar ona övgülerde bulunuyorlardı. Sonra bir genç geldi ve,

    "Ey müminlerin emîri! Allah azze ve celleden sana müjdeler var! Zira sen Resûlullah'ın (s.a.v) sohbetinde bulunup onunla arkadaşlık ettin. Bildiğim kadarıyla da ilk müs-lümanlardansın. Sonra onların başına önder oldun ve adaletle yönettin. Şimdi de şehid oluyorsun." Hz. Ömer (r.a),

    "Bu işler ne faydama ne de zararıma! Ben sadece bunların, âhiretim için yetecek kadar olmasını isterdim" dedi. Bu konuşmalardan sonra delikanlı ayrılmak üzere arkasını döndü. Entarisi uzunluğundan dolayı yerlerde sürünüyordu. Hz. Ömer (r.a), "O genci buraya çağırın" dedi. Onu bulup getirdiler. "Yeğenim! Elbiseni biraz yukarı kaldır! Böylelikle hem daha temiz kalmış hem de rabbine karşı daha takvâlı davranmış olursun" diye nasihatte bulundu.

    Râvi anlatmaya şöyle devam ediyor: Hz. Ömer (r.a) oğlu Abdullah'tan ne kadar borcu olduğunun tesbit edilmesini istedi. Hesabın sonunda yaklaşık 86.000 dirhem borcunun olduğu ortaya çıktı. Hz. Ömer,

    "Eğer ailemizin malı bu borçları ödemeye yeterse onlarla öde, yetmezse git Kâ'b b. Adîoğulları'ndan iste. Onlarınki de yetmezse Kureyş kabilesinden iste, başka bir yere de gitme. Bunlar yeterlidir. Borcumu ödedikten sonra müminlerin annesi Âişe'nin yanına git ve,

    "Ömer'in sana selâmı var" de. Sakın, "müminlerin emîri" ifadesini kullanma, çünkü artık müminlerim emîri değilim. Sonra ona, "Ömer sizden, iki arkadaşının [Resûlullah (s.a.v) ve Ebû Bekir'in] yanına defnedilmek için izin istiyor" de dedi.

    Abdullah Hz. Âişe'nin (r.anh) yanına gitti. izin alarak içeri girdi. Selâm verdi. Hz. Âişe (r.anh) oturmuş ağlıyordu. Abdullah, "Ömer b. Hattâb size selâm gönderiyor ve iki arkadaşının yanına defnedilebilmek için sizden müsaade istiyor" dedi. Hz. Âişe, "Ben orayı kendim için düşünüyordum, fakat bugün Ömer'i kendime-tercih ediyorum" dedi.

    Abdullah babasının yanına döndü. Oradakiler Ömer'e, "Bu oğlunuz Abdullah, geri döndü" dediler. Hz. Ömer, "Beni kaldırın" dedi. Oradakilerden biri onu kendine yaslayarak kaldırdı. Hz. Ömer, "Ne haberler getirdin?" diye sordu. Abdullah, "Sevineceğiniz bir şey! Ey müminlerin emîri, Hz. Âişe (r.anh) izin verdi" dedi. Hz. Ömer, "Allah'a hamdol-sun! Benim için bundan daha önemli bir şey yoktu.

    Öldüğüm zaman beni Hz. Âişe'nin odasına götürün.101 Abdullah, oraya girince Âişe'ye selâm ver ve, 'Ömer buraya defnedilmek için sizden izin istiyor' de. Eğer izin verirse beni oraya gömün, yok vermezse müslümanların umumi kabristanlığına götürürsünüz" dedi.

    Biraz sonra müminlerin annesi (Hz. Ömer'in kızı) Hafsa (r.anh) geldi. Kadınlar onu örtüyorlardı. Onu görünce hepimiz ayağa kalktık. Babasının yanında kalıp bir müddet ağladı. Erkekler de içeri girmek isteyince onlara izin verildi. Ben de onlarla beraber girdim, içeriden Hafsa'nın (r.anh) ağlama seslerini işitiyorduk.

    Erkekler, "Ey müminlerin emîri, bizlere vasiyetini et ve yerine halife bırak" dediler. Hz. Ömer, "Ben bu göreve Resûlullah'ın (s.a.v) kendilerinden razı olarak vefat ettiği şu altı kişiden başkasını lâyık görmüyorum" dedi ve onları saydı: "Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Sa'd b. Ebû Vakkas ve Abdurrahman b. Avf.

    101 Zira Hz. Peygamber'in kabri, Mescid-i Nebevi ile yan yana bulunan Hz. Âişe'nin odasında bulunmaktaydı.

    ÖLÜM ve SONRASI

    iMAM GAZÂLÎ
    6 ...
  25. 32.
  26. medine'ye hicret ederken " karısını dul, çocuğunu yetim bırakmak isteyen varsa çıksın karşıma, ben medine'ye hicret ediyorum " demiştir ama tek kişinin bile karşısına çıkmaya cesareti olmamıştır.

    peygamber efendimiz(sav) vefat ettiklerinde kılıcını çekip meydana çıkmış, " peygamber öldü diyenin kellesini uçururum " diyerek, aklını kaçırmış gibi ortada dolanmıştır. hz.ebu bekir onu itidale davet etmiş ve insanlara bir konuşma yapmıştır: " kim muhammed'e(sav) inanıyorsa, bilsin ki o(sav), vefat etmiştir. kim allah(cc)'a inanıyorsa, bilsin ki o(cc), ebedi ve ezelidir, o(cc)'nun için ölüm yoktur.. "
    3 ...
  27. 31.
  28. islam tarihinin halifelerinden biridir. bir userin hadlerini aşarak kendisine dil uzatması beni üzmüştür.(#3470655) hz ömer sözde azerbaycan da ki türkleri kılıçtan geçirmiş miş. eğer dinime söven türk olsada, yahudi olsada, yunan olsada, zaten ölmeyi çoktan haketmiştir efendi. insan 3 şey için yaşar zaten dini, namusu, şerefi.
    6 ...
  29. 30.
  30. Mehmet Akif, " Koca karı ile Ömer " şiirinde çok güzel anlatmıştır kendisini ve adaletini.
    1 ...
  31. 29.
  32. kırkıncı müslümandır. islamiyet onun müslüman olmasından sonra kapalı kapılar ardından çıkmıştır. herkesin gözünün önünde yaşanmaya başlamıştır. ayrıca peygamberin allahım şu iki ömerden birini islamiyetle şereflendir duasındaki ömerlerden biridir...
    (bkz: bir diğeri için)
    (bkz: ebu cehil)
    2 ...
  33. 28.
  34. bir kişinin arazisinin üzerine yaptırdığı camii sebebiyle kendisinden şikayetçi olan bu kişinin şikayetinden sonra adalet namına camii'yi yıktırıp tarihe geçen şu sözü nakletmiştir: Camiyi yık, adaleti yıkma!
    4 ...
  35. 27.
  36. adaletiyle ve halkına hizmet anlayışıyla meşhur 2. islam halifesi.. aç torunlarına yemek dahi yapacak erzakı olmayan bir kadına gerekli erzakı sırtında taşıyacak kadar hassas bir hizmet anlayışına sahip halife..
    2 ...
  37. 26.
  38. ismini taşımakla şeref duydugum, adaletli ve doğruluğun halifesi.
    10 ...
  39. 25.
  40. "inandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız."
    8 ...
  41. 24.
  42. 4 şeyin geri dönüşü yoktur! atılan ok,söylenen söz,geçen zaman ve kaçırılan fırsat işte bu enfes sözün sahibi olan kişidir.
    2 ...
  43. 23.
  44. hilafet makamında devlet işleri ile uğraşırken, içeri giren birinin selam vermesi üzerine tepkisiz kalmıştır. biraz zaman sonra devletin tahsis ettiği mumu üfleyip söndürerek; ''ve aleyküm selam'' demiştir. selamın gecikmesine şaşıran kişinin merakını dillendirmesi üzerine:

    - ben devletin mumu ile ancak ve ancak devletin işini yapmakla mükellefim. senin selamını alsaydım, içinde tüyü bitmemiş yetimin de hakkı olan devlet malını kendim için kullanmış olurdum, cevabını vermiştir.
    4 ...
  45. 22.
  46. yahudi bir vatandaşın arazisi üzerine zorla cami(istimlak ile) yaptırılmasına itiraz etmesi üzerine; ''rıza alınmadan yapılan ibadethanede secdeye varılmaz. camiyi yıkın ama adaleti yıkmayın'' demiştir.
    17 ...
  47. 21.
  48. medine'de yamalı ama billur gibi temiz kıyafetiyle ağaç altında istirahat ediyordu. şehir dışından gelen bir gayrimüslim yabancı yanına gelip; ''halife'yi arıyorum, nerede bulabilirim'' diye sordu. ömer yanıt verdi; ''tam yerine geldin, halife benim.

    adam tebessüm etti; ''divane misin be adam? dalga geçme de halifenin yerini söyle'' diye sitem edince, ömer bir kez daha yineledi; ''halife benim, buyur ne derdin varsa bana söyle!'' altın saraylarda, ipek kumaşlardan elbiselerle beklediği halife'nin kendisinden daha sade olduğunu gören adam tereddüt etmeden; ''vallahi senin dinin ne diyorsa doğrudur, bana yardım et de senin dinine gireyim'' diye aman diledi. oracıkta müslüman oldu.

    tek bir hareket dahi etmeden insanların gönüllerinin içlerine nüfuz eden insanlardan birisi de halife ömer'dir işte. onlar doğru yaşayanlardan oldular. isimleri baki kaldı!
    15 ...
© 2025 uludağ sözlük