Ey, ihsanı bol Allah'ım
Sana hamdederim
Ey, yegâne mabut
Senin önünde eğilirim
Yücesin, kullarından dilediğine sonsuz nimetler verirsin
Dilediğini hüsrana düçar edersin
Ey, Yaradan'ım
Sana sığınırım
Varlık ve darlık zamanında sana münacaat ederim
Her an sana yalvarırım
Gerçi, günahlarım çok fakat senin affın ondan daha büyüktür
Ümitsizliğe sebep yok.
Eğer sen de beni kapından kovarsan kime sığınırım?
Kimden medet beklerim?
Bana başka kim şefaatçi olur?
Ya Rab
Hâlimi görüyorsun, yoksulluğumu biliyorsun
Gizli niyazımı duyuyorsun
Beni senden ümit kesenlere katma
Kusuruma bakma
Daha fazla bekletme, ümitsizliğe atma
Senin azametin önünde boyun eğdim
Dize geldim, secdeye kapandım
Allah'ım
Dünyâdan sıyrılıp huzuruna gelirken beni
Kelime-i Tevhid'den ayırma
Senin narın da hoş nurun da hoştur
Senin rahmetinden ümit kesmem
Mal ve oğulların fayda vermediği o korkunç günde
Senin affına nail olmak isterim
Bana affın yeter, lûtfunu göster
Sen bana yol gösterirsen hiçbir vakit yolumu şaşırmam.
Sen yol göstermezsen dalâlette kalırım
Eğer senin affın yalnız iyilere mahsussa
Ya kötülerin bağışlayıcısı kim olacak?
Herkesin ilahı sensin
Ben ümmetin en en iyisi olamadımsa en kötüsü de sayılmam
Senin affına sarılıyorum
îtiraf ederim, günâhım büyük,
Fakat senin affın ondan daha büyüktür
Senin lûtfunu hatırlayınca kalbime tesellî doluyor
Günahlarımı düşündükçe gözlerimden yaş dökülüyor
Sen, şânına lâyık olanı yap
Beni affet
Beni, senin fazlülûtfundan başka bir yere başvurmayacak bir fıtratta yarattın
Ne umarsam senden umarım
En büyük endişem
Beni sen de kapından kovarsan, eli boş çevirirsen
Hâlim nice olur?
Allah'ım, görüyorsun gafiller uykuda
Bense gece karanlığında el açıp sana niyaz ediyorum
Dualarım sana yükselsin, niyazlarım makbul olsun
Herkes ne beklerse ancak senin lûtfundan bekler
Her biri cennete girmek ister
Sen bana cennette dîdarını göster, bu bana yeter
Ey, insanlara doğru yolu göstermek için peygamber gönderen Allah
Fahri Kainat hürmetine
Seni tesbih eden
Takdis eyleyen, hayırlı ümmet aşkına
Bizi imandan, Kur'an'dan, islam'dan ayırma.
Müslüman olarak haşret
Resulünden şefaat umarız
Bizi ondan mahrum etme
Senden aff-ı mağfiret dileriz
Bizi boş çevirme, Allah'ım
Bizi boş çevirme....
Rabbım dualarımızı kabul eylesin. Hayırlı cumalariniz olsun.
Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben ise zelil; zelile azizden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire yüce olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol.
Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi!