güneş doğarken kuşların cıvıltısını duymak, yerinden kalkıp bir de pencereden seyretmek. karşıdaki aydınlanmaya yüz tutmuş dağın incecik çizgisini seçmek miyop gözlerle. ve sonra arkadan gelen tanıdık bir ses;
''kaybedecek daha neyimiz var ?'' *
kaçırmayı en çok sevdiğim şeylerden bir tanesi. yolda kedileri de kovalardım ben mesela... sorunlu bir çocukluğum oldu evet. nefret ediyorum devrik cümle kurmaktan.
en fazla birkaç dakika süren asılsız duygu. insan denen mahlukat asla bundan daha fazla huzur duyamaz bu dünyada. zaten bunun için gönderilmiştir buraya; yaşadığı ızdırapların içinde hissettiği 1-2 dakikalık huzura aldanıp cennet denen o kimsenin bilmediği yerde sürekli huzur duyacağını sansın diye. ben gittim oraya, yok öyle bir şey. dayak bile cennetten çıkmayken orasını ful huzur bir yer zannetmeyin. cennette bile yaptığınız ufak bir yanlışta allah'ın sopası sizin için hazırda bekliyor olacak.
bir kez kaybettikten sonra bir daha sittin sene ulaşamayacağınız hadisedir.
uyutmaz, yemek yedirmez, gülerken iç sızlatır yokluğu.
bir de yıllarca yanlış yerde aramışız sanki huzuru.
lipton huzur çayı diye bir ürün sürmüş piyasaya. epey olmuştur çıkalı ama ben daha geçenlerde gördüm.
sarı kantaron ağırlıklı sakinleştirici bir çay.
aldım, içtim ve güldüm. kendime...