gençken okuduğum, o zamanki kafa yapımla etkilendiğim tırt kitap.
sonradan anlıyor tabi insan bazı şeyleri. gerçi hala anlamayanlar var ama neyse, ben başka şeyler yazacaktım.
bu kitaptan aklımda kalan en acayip diyaloglardan biri şuydu:
adamın biri eşiyle birlikte bir halı mağazasına girer. tüm halılara bakar ama bir şey beğenemezler. tam çıkacakları esnada gözleri duvarda teşhir edilen bir halıya takılır ve bunu almak isterler. satıcı o halının satılık olmadığını, sadece teşhir için orada olduğunu söylese dahi adam "teşhir edilen malın satılık olması gerektiği" konusunda ısrar eder.
bunun üzerine satıcı adama dönerek "madem ki teşhir edilen mal satılıktır diyorsunuz o halde sizin eşinizin fiyatı ne kadar" diye sorar.
atv'nin bir kez daha kendisini sorgulaması gerektiğini gösteren dizi. aziz ahmet, süper baba, baba evi, bir istanbul masalı, avrupa yakası, asmalı konak, ikinci bahar, canım ailem, sıcak saatler, beyaz gelincik, zerda, aliye, gibi önemli işer yapmış ali kırca ile haber saatini parsellemiş kanalın geldiği duruma bak. iki dönemdir tutan işlerin altında kenan imirzalıoğlu'nun imzası var. şimdiki dizileri yanlı yada ucuz işler krem ne allah aşkına ya bi gidin amk.
acayip bi dizi. kitabının verdiği huzur yok imiş. bir de içinde feyza ve şükran var ki dindar erkekleri ahh şöyle feyza gibi bir kız da bizim gibi munis erkeklerin peşinden koşsa vah vah gibi hallere sokmuştur. dizi ayrı dert dindar arkadaşlar ayrı dert. lan çevrendeki kızlara şükran profilinde olması için baskı yapıp feyza nın peşinden koşmak yakışıyo mu size? ha ama feyza sonra başını kapatacak tabii. çok etkileyici. heh. sonra bu erkekler derler ki şükran tipinde kızlara dini karalıyosunuz rujunuz dar pantolonunuzla. senin o arzulu kafan belki pardesülüye dönük olsa o rujda gider dar pantolonda kim bilir. sonuçta eşeyli üreyen canlılar yaşıyor bu doğada. kur yapmaya odaklı bir erkek ve kadın alış verişi. anladın? her neyse izleyebilmek için dindar bir erkek olunması gereken dizi. diğer türlü çekilir değil. amatör bir uyarlama.
ergenlik çağımda muhafazakar bir liseliyken ahmet günbay yıldız okurdum. özetlemek gerekirse kendisi islami romantik romanlar yazardı ve beni hayaller aleminde yüzdürürdü. bu dizi de o romanların içinden bir roman sanki karakterler, konu gidişat birebir örtüşüyor.
dizide görüp görülebilecek tek aksiyon feyza' nın kutsi' yi yanağından okşamasıydı herhalde. sanırsın kutsi sevişiyor. eli yüzü kızardı, mayhoş mayhoş gülmeler falan. bir başka aksiyon da kutsi' nin yediği dayaklar olmalı. dindar pollyanna' dan bahsetmiyorum bile.
tanım : tutunamayacak dizi.
romanı ile karakterlerin isimleri dışında yakından uzaktan alakası olmayan, bol gözyaşlı, salyalı, sümüklü gereksiz klişe dizilerden sadece bir tanesi.
iki kutbu da tam olarak yansıtmadığını düşündüğüm dizi. mutaassıplarda, ağırbaşlı görünsün diye fazlaca abartılmış ezik bir hal, hiç görmediğimiz başörtüleri; hele o saadet, müslümanlığın hoşgörüsünden zerre nasibini almamış, haset, emrivaki ve kibir içinde. şükran desen, iyi kalpli ve hanım kız görüntüsü çizmek için bir de tokat yemediği kaldı ki bence ilerleyen zamanlarda onu da yer. laik kesim ise şirret, her türlü zina, kötülük onlarda, özellikle en dekolte giyen ve en seksapel sahibi olanlar en yolluları; para desen mutaassıp kesimde yok, paraya sahip sözde laik kesim de mutsuz, tatminsiz. zaten feyza arada kalmış, öbür tarafa da göz kırpıyor. sanki mutaassıbın kocasını karısını aldatanı, paradan gözü döneni yok ya da laiğin maneviyatı kuvvetli olanı bulunmazmış gibi. kutsi de muhafazakar bir delikanlı olmaktan çok, her an "abi maçtan önce iki tek atalım hacı" diyecek bir tip gibi duruyor.
kendisini doktorlar dizisinde canlandırdığı hasta bakıcı tiplemesinden de hatırlıyoruz zaten.
neticede cuma günü oturdum ve izliyor muyum, izliyorum.
Herkes tarafından beğenilen bir eser. Hatta Atv'de dizisi bile var. Kitabını okumadım, dizisini seyrediyorum fakat pekte cezbetmedi ama yine de izliyorum. ileri ki bölümler belki daha akraksiyonlu olur, hiç belli olmaz.
kitabı da diziyi de bilmem ama güzel bir kitapsa bile dizi ile sonuna kadar sömüreceklerdir. arkadaşın biri oyunculara laf atmış. o zaman katil rolüde oynamasın kimse ya da katiller oynasın sadece katil rolünü. hani dindar rolü oynamak için dindar mı olmak gerekiyor? oyunculuğu ne zannediyorsunuz? işine ideoloji katan tek mallar bizim ülkeden çıkar. berhan şimşek kötü müydü minyeli abdullah'ta?
ilk kez izlediğim dizi olmuştur kendileri , bilal ile şükran'ın aşk çekişmesini anlatıyor araya s.a.- a.s lar , tesedtürlü giyisiler sponsorluklar kayra kıyafetleri ,ertesi güne kalmadan sosyal mesyada bakın şükranın nişanlığı yok tokası şeysi, sonuç olarak inanan insanların sömürüsünden başka birşey değil . ben öye hissettim başkada bilmem
yaprak dökümünde hayriye hanim rolünü canlandiran güven hokna yi bünyesinde bulunduran dizi . Dizinin adi yanliş bir kere ulan o karinin olduğu yerde huzur mu olur ? Ota boka çemkiriyor mahalleden geçene laf atiyor . insanin izlerken sinirlenmesine neden olan bir karakter . Tabi bu da güven hokna nin rolünü ne kadar iyi oynadiğini ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu gösterir . Birde her an "aman ali riza bey ağzimizin tadi kaçmasin "diyecekmiş gibi geliyor .
güven hoknanın saadet karakterini canlandırdığı dizidir. ulan o kadının olduğu yerde huzur mu olur be. paso birilerine çemkiriyor, dedikodu yapıyor. zeytinyağı gibi üste çıkıyor. öyle birinden şükran gibi bir kız nasıl olmuş insan hayret eder.
aynı zamanda şükran ile hacerin konuşmalarında yedi numarada ki haydar ve armağanın birbirlerine aşklarını itiraf ettikleri sahneye gönderme de yaptılar. ben tarafından dikkatlerden kaçmamış güzel bir sahne olmuş.