Hunlari yeniden diriltecegiz hic ama hic dememislerdir. Ben hun’un suregiyim demişlerdir, ataman beyin selçuklu’nun suregiyim dedigi gibi, ulu onderimizin “muhterem sefirimiz Osmanlı imparatorluğu” dedigi gibi.
kesin vardır. çin boyunduruğunda kaldıkları seneleri hesap etmezler ama hun özlemi çekerler. illa ki bir kürşat çıkacak. bizim kürşatımız da gazi mustafa kemal atatürktür.
hemen hemen aynı hayatı yaşayan insanlar değil miydi onlar? işleri güçleri yeni otlaklar peşinde hayvanları ile birlikte göçüp gitmekle geçmiş hayatları. sahiplenmemişler bir yerleri, çekmemişler çitleri olmayan evlerinin bahçelerine. hayatları boyunca özgürlüğün tadını çıkartmamışlar mı?
onların esaretleri bile bu devirden daha özgür değil midir sanki?
hal böyleyken bir göktürk'lü sadece adını duyduğu; efsaneler ve hikayelerle süslü geçmişi ile aynı yaşantıya sahip olduğu halde neden özlem duysun ki?
şimdi gel gelelim şu devirde yaşayan insanlarımıza. vallahi ben özlem duyuyorum. osmanlı'ya kadar gitmemize gerek bile yok. yaşamadığım 50 yıl evvelinin doğasına, zamanında yağan karına, yağmuruna, kirlenmemiş nehirine, denizine özlem duyuyorum.
sanayinin olmadığı, her yerin tertemiz ve yemyeşil olduğu; refah içinde ve adalet içinde geçen bir kanuni dönemine neden özlem duymayayım ki? tüm dünyanın önünde tir tir titrediği o dönem neden zoruma gitsin ki?
ha, savaş vardı o dönemde hep beya diyenleriniz olacaktır. ulan bu coğrafyada savaşsız dönem mi var sanki?