https://galeri.uludagsozluk.com/r/326381/+
yarının pazartesi olması ile alakalı olarak buruk bir pazar öğledensonrası yaşar iken şekilde görülen imaj ile bana hoş bir nostaljik enstantane yaşatan sekizinci nesil yazar. biraz geç te olsa hoş gelmiş.
o imajın ne olduğunu bilmeyenler kasmasın zaten onlar bizden değil.
kar altında kalan kalbimin uzaktan gördüğü ama dokunamadığı ışığıydın çoğu sefer.
gülüşünle yüreğimi ısıtan, konuştun mu saatlerce dinleyesim gelen , her şeyi ile kendine hayran bırakandın.
benim değildin.
bir sınıf arkadaşıydın, ama sınıf arkadaşından öteydin. hiç bir sınıf arkadaşımı okula gelsin diye 4 gözle beklemedim, gelmeden önce arayıp sormadım, o gelmediğinde sınıfa üzülmedim. ama sende üzüldüm. geldiğinde her şey daha güzel,daha anlamlı,daha zevkli oluyordu.ama dersten sonra o ayrılışımız...
senin değildim.
aslında hepte sordum kendime, farkındaydım da kendi hislerimin, ama emin olamazsın ya karşındakinden , hayatın karmaşık yollarında kaybolursan ya işte öyle bir şeydi uzun zaman beklememiz. kıskanılman boşuna değildi, biliyordum, söyleyecek bir şeyim yoktu. sana da söyleyemezdim.
benim değildin.
bir ışık görsem, şu an olduğu gibi yakardım yine tüm gemileri, olmadı, olamadı.
aklımda yer ettin hep.
keşkelerim oldun, keşke daha önce karşına çıkmış olsam bile dedim kendi kendime.
eksikliklerim hep eksik, fazlalıklarım hep fazla kalacaktı çünkü sensiz.
sen olacaktın hayatımda, ama hep uzakta, hep erişilmez , hep özlemle, hep keşkelerimle anıcaktım seni.
ta ki...
yazdan kalma sıcak bir sonbahar öğle sonrası aradın beni, tam seni arayacağım zaman.kalbin kalbe karşı olduğu inancımı bir kez daha yenileyerek.
geliyorum dedim.
her zaman dedin.
karşındaydım...
tüm kırgınlıklarımla,kendime kızgınlıklarım ve üzüntümle...
sarılmak istedim, yapamadım.
senin yanındaydım artık, içim inanılmaz rahattı, ama umutsuzdum hayattan, dibine kadar sanşsız olduğum düşüncesindeydim.
küçük bir öpücük...
her şey buydu işte,tüm anlatılamayanların, söylenilemeyenlerin, suskun gözlerin başlangıcı oldu.
hissiyatımın tutuk dili çözülmüştü,senin gibi..
hiç bir yerde yoktu senin göğsünde bulduğum huzur, sana dokunduğumda eriyen parmaklarımın ateşi,
kalbimin çarpışını ilk hissedişim oldu, daha önceden tanımlayamadığım bir şey akıyordu yüreğinden yüreğime..
senin adın aşk!
yüreğimden kalan milyon dolarlık kelebeğin konduğu doğa harikası, gecemi gülüşünle gündüze çeviren insan.
hüzünlerimi alıp mutluluk sarmaşığına dönüştürüp yüreğime saran, tökezlediğim anda elimi tutansın sanki.
yüreğimle konuşmayı, yüreğimle görmeyi, yüreğimle duymayı sağlayansın.
içime akan bir nehirsin sen.
konuştuğun zaman saatlerce dinleyebileceğim, hayranlıkla gözlerinin içine bakabileceğim, gözlerinin içine bakıpta aşk'a inanmayı sağlayabilen hayatımın erkeğisin.
benim için dünyaya gelmiş, tutkumun hiç bitmeyeceği, ayaklarımı yerden kesen ve her allahın günü tekrar tekrar aşık olduğum,aşka inanmayan bana hergün tekerrür ettiren şaşkınlığımsın.
en rahat olduğum yer senin yanın, en keyif aldığım şey senin içinde geçtiğin her şey, içimdeki küçük kızın sahip olduğu en mükemmel varlıksın.
tüm hayallerimin odak noktası, tüm dileklerimin inancısın.
doğacak çocuklarımın babası, benim eşsiz tek parçamsın.
bu hayat karşında seninle bir olmak isteğim, aşka inancımsın!
içimdeki duyguların anlatılması imkansız tarafı, ama anlatmakta ısrarcı olacağım, vazgeçilmezimsin.
hayatta hiç şansımın olmadığını düşünürken, şansın ta kendisine sahip oluşumsun.
bir yıl önce karşıma çıkmasaydın eğer çok daha eksik yaşardım hayatı, ve biliyorum ki, gri olurdu soluduğum havanın rengi...