hiç kimseye mektuplar

entry16 galeri0
    1.
  1. ottan b.ktan feyz alınarak kağıda dökülen duygu enstanteneleri.
    1 ...
  2. 2.
  3. sevgili hiçkimse;

    yirmi beş yıldır beraberiz senile, tüm sırlarını biliyorum, komik olmayan şeylere sırtlanlar gibi gülmeni, aşık olduğun kızı görünce hızlanan kalp atışlarını, babandan sakladığın sigara paketinin nerede olduğunu, sınava girmeden önce sol cebine koyduğun hatırlatma kağıtlarını, sanat için soyunmak kelimesine içten içe güldüğünü, doğum günün de kimse aramayınca ayna ile saatlerce konuşmanı, ah bir tanısanız ne kadar rezil olduğunu hemen anlayacağınız türden arkadaşlarla yaptığın anlamsız sohbetleri, hiç kimseyi sevmemeni, neyi sevdiğini bilmemeni, hepsini biliyorum. ama söz kimselere söylemeyeceğim.
    4 ...
  4. 3.
  5. sevgili hiçkimse,
    bugün ben bir karar verdim. en sevimlinin sevimlisi olucam. bir bak neler yapıcam. saçlarımı şirine gibi toplayıp yanaklarımı kırmızı allıkla boyuyacağım. elbiseler de giyicem güzel güzel. oh olsun bir de sevgili bulucam... hiçkimse, ben bir tuhaflaştım mı ne? sana da öyle geliyor mu? neyse hiçkimse, ben karar verdim şirine olucam. görürsün.
    kendine iyi bak. bak o dediklerimi yapıcam.
    sevgiler
    *
    2 ...
  6. 4.
  7. 5.
  8. 27.08.2008 09.05

    sevgili hiçkimse,
    sen ne çeşit bir adamsın, onu de bana hele. kapı çalıyor, arkadaş açıyor. 'kim gelmiş' diyorum, çoğu zaman 'hiçkimse' diyor. neden gelip duruyosun olm sen bizim eve? telefon çalıyor, arkadaşım açıyor. 'kim aramış' diyorum, çoğu zaman 'hiçkimse' diyor. neden arayıp duruyosun olm sen bizim evi? telefon sapığı mısın, nesin sen? kız arkadaşımı arıyorum, yanında kim var diyorum, 'hiçkimse' diyor. ulan pezevenk, ne işin var senin benim sevgilimin yanında? ne pis bir herifsin olm sen? senin yüzünden yıkıldı lan yuvalar, senin yüzünden yattı bizim altılılar.. çık git artık insanların hayatından. gerekli değilsin işte, anla bunu. bu dünyaya fazlasın, defol hiçkimse. bir daha gelmemecesine git.. benim sevgilimi de rahat bırak, s.kerim ecdadını.

    evlerin bacasından tüter duman
    içerisinde neler oluyor, bilmiyorum inan
    ama sen hep oralardasın
    nereye baksam karşımdasın
    olm hiçkimse sen tam bir baş belasısın

    yours sincerely..
    2 ...
  9. 6.
  10. sevgili hiçkimse

    beyaz bir kağıda sütle yazı yazmaktı benim hikayem. harfleri hangi kombinasyonlarla
    yanyana getirirsen getir bu durumu açıklıyamıyorsun. sadece lanet bir boş bir kağıt zannediyorlar o kağıt parçasını, yani bir nevi sulara yazı yazma durumu . kocaman, ruhsuz, umursamaz metal bir direğe sarılmış, tutunmuş canlı yemyeşil sarmaşık gördüğümde aynaya bakıyor hissi uyanıyor içimde. hiç gözyaşı dökmeden yıllarca süren bir ağlama çeşidiydi bu. tek isteğim birazcık uyumak ve uyandığımda hiçbirşey hatırlamamak. hiçte komik olmayan şeylere sırtlanlar gibi gülen umarsız bir adam olmak istiyorum.
    1 ...
  11. 7.
  12. Çöp kutusunda birikmiş bir sürü buruşuk kağıt.
    2 ...
  13. 8.
  14. uzun zamandır hayatımda yoksun. seni çok özledim demek istedim. tabi yine bu mektubu okumayacaksın ama olsun ben zaten uzun zamandır seni beklemeyi bıraktım.
    hatta korkarım uzun bir zaman daha hayatımda olmayacaksın. ayrıca belirtiyorum ki beni anlamıyorsun anlamadın ve anlamayacaksın.
    3 ...
  15. 9.
  16. "hiç kimse olarak kal!. biri olmaya çalışma. zira çok yorgunum başım ağrıyor, kaldıramam densiz devinimlerini. ve hiçimsemek istiyorum müsadenlen. midesiz bir piton muyum ben? timsah yutmaya çalışayım ayrıca. (belgeselde izlemiştim o yüzden.) haydi bakalım, şimdi yapacak işlerim var."
    0 ...
  17. 10.
  18. bir zamanlar ben de yazmıştım...sahibine verilmemiş olan yüzüne söyleyemeyeceğin her bir şeyin yazıldığı kağıtlara verilen addır.Şimdi o kişi gerçekten hiç kimse.yazılar mı? onların turşusunu kurdum...
    4 ...
  19. 11.
  20. yine sen mi geldin?
    eh ne diyeyim hoşgeldin.
    dinledim diye mi yoksa dinlendim diye mi geldin?
    mazini istedin, şimdinden kaçtın, ondan geldin biliyorum.
    egon tatminsiz kaldı.
    beni istedin, ben geldim ama bu defa poh pohunu almadım diye yanıma; yüzün asık döndün yatağına.
    yokluğumu kabullenmek zor mu geldi?
    oysa ben senin yokluğunu kabulleneli çok olmuştu
    unuttun mu?
    sen beni bir kaç ay önce kaybettin.
    sözlerimi aldım senden kendime emanet ettim.
    yoksun kaldın
    yoksullaştı kalbin bensiz.
    oysa sen zaten beni sevmezdin.
    dosttum ya ben.
    kalbin bir kişinin sevgisizliğini taşır sanmıştım
    sen benim sevgisizliğime yenildin.
    delirdin belki de.
    habersiz değilim ama umarsızım bu defa.
    rolleri değiştik şaşırmadım.
    ben benim
    artık senden çıktım farklı bir ben'e dönüştüm
    sen bunu kaldırabilir misin?
    1 ...
  21. 12.
  22. 13.
  23. korkuyorum.
    ellerim iki yanıma düştü yine bugün
    annem baş ucumda
    babam da öyle
    abim telefondaydı
    bütün sevdiklerimin gözleri kaçıyordu benden
    yaşlıydı hepsi..
    bana bakmaktan korkar gibi
    bugün aynaya bakamadım
    korktum yüzümden
    bugün yine karardı herşey
    renkler soluklaştı
    kulaklarım sağırlaştı
    sizi andım bugün habersizlerim..
    en sevdiğim filmi baştan izledim
    belki yeniden izlemeye vaktim olmaz dedim
    sevdiğim şarkılardan bir liste hazırladım uyurken onları dinletiyorlar
    yarın yine o kabloları bağlayacaklarmış bana
    korkmuyorum
    titriyorum.
    bir kez daha sesini duymak isterdim dediğim bir kaç insan var
    yarından önce
    yarın yokmuş gibi..
    çünkü ben bilmiyorum
    o soğuk hastanenin duvarlarıda bilmiyor
    annem de bilmiyormuş sordum
    ağlıyor.
    artık korkmuyorum.
    uyumaktan
    uyanmaktan
    uyumaktan
    uyanamamaktan.
    2 ...
  24. 14.
  25. dönmek istememiştim oysa, gittiğim o uzun yoldan. bütün yalnızlıklar etrafında dolaşırken yalnız kalmıyor ya yalnızlığın bu şehirde, kalabalığı sökmüyo ruhuma. sıkış tepiş yolculuklar sarıyor bütün kenti, günün her saati her daim koşuyor ayaklar, bir ben bozmuyorum ritmini bacaklarımın. ve orda fahişe hissetmiyorum kendimi,bakir bir aşk kalıyor hep bacakları arasında bu şehrin. kızlığım sayrı kalıyor adının baş harfinde, ve çok uzun
    zaman önce bozdum kafayı adının baş harfiyle. sessizliğine takılmıyorum çok zaman, ama kendi sessizliğimden korkuyorum bazen. ben orada, boğaz köprüsü üstünde titreyen bir beden, atlasam suya akıntıyla savrulacak her şey,ve vuracak bir kıyıya, mosmor bir suratla hantal ruhum, oysa seviyorum ben moru, ve alsınlar istemiyorum yüzümün rengini benden. dilimin ucu bir şarkıyla gideceğim bu şehirden,"çekilin karanlıklar rahat bırakın beni, ölüme yaklaşmışken döndürmeyin yolundan bedenimi."

    durduramıyorum aralıklarla gelen titreme nöbetlerimi. enerjim yok, boş bir pil gibiyim. ve zararlıyım doğaya. adını söylerken soluduğum şey oksijen değil, yakıyor boğazımı, küçücük yüreğiyle dikiliyor karşıma, sonra babam anneme bağırıyor, annem de babama, onlar da bir ayrılma halinin en son ekleri olarak çıkıyorlar karşıma. mum yakmak istiyorum ama biliyorum o da yalnız kalacak odamda. monitör aydınlatıyor yüzümü, ağladığım belli oluyor galiba, savuruyorum elimin tersiyle bir damlayı, diğerleri hücum ediveriyor. ama takmıyorum, bir de diyor ki teoman kulağıma, yorgun görünüyorsun biraz uzan istersen, sever gibi yapma artık daha henüz vakit varken. konuşuyor mu benimle acaba diye düşünmeden edemiyorum şimdi. mutlu olmaya yetmiyor hiçbir şey, hak veriyorum ona. bazı yalanlar güzel ve bazı gerçekler acı. dokunuyor bana bu şarkılar, bu mektuplar, kızartma gibi, mayalı hamurlar gibi,ama seviyorum da hepsini.aslında sıkı bir perhize başlamalıyım, vazgeçmeliyim şu ara sevdiğim her şeyden. ya o? vazgeçebilir miyim dokunamadığım bir tenden? bilmiyorum. zaten anlamıyor da beni, şarkıya lanet ediyorum. ve avcuma alıyorum bir kelebeği, avuçlarım kanıyor.
    0 ...
  26. 15.
  27. 16.
  28. ben sana mektup yazdım, bu değil tabii başka. orda kendimden bol bol bahsettim. ama sana göndermedim. biliyorum biraz tuhafım. ama seni seviyorum. valla. o yüzden bu mektupta kendimden bahsetmeyeceğim. gazoz kapağından, erik çekirdeğinden, maşadan, yastık kılıfından, kitap ayracından, süpermenden, zeki mürenden, koka koladan, yaprak dönerden, mescid-i aksa'dan, susam sokağından, metal kalemtıraşlardan, süper maryo kardeşlerden, gazetelerin kitap eklerinden, üçlü prizlerden, konserve mısırlardan, mikrofondan, çivi yazısı ve hattan, kumar borcundan, su sayacından, kahve fincanından, sultan murattan, spinoza ve nazan bekiroğlundan bahsedeceğim. ya da vazgeçtim bahsetmeyeceğim. ne gerek var şimdi bunlara canım, durup dururken canımızı sıkmayalım. kemerleri sıkalım, tasarruf yapalım. bakarsın bir gün tasavvuf da yaparız. sonra tasavvuflarımızı bono ve tahvil olarak değerlendirip fakirlerin bakkala veresiye borcunu kapatırız.

    neyse, sen hele bir büyü de, bakarız...
    11 ...
© 2025 uludağ sözlük