konu aslında iyi ama yanlış işlenmiş aşk üzerinden gitmeseydi keşke bazı yerler harbi sıkıyor. eğer ki daha farklı tarz da çekilseydi daha başarılı bir film olurdu. gelelim hikayeye gerçekten de yaşanmış bir olaydır 13 dakika önce ayrılan hitler ayrılmasaydı ölmüş olacak ve 2. dünya savaşı belki de çıkmayacaktı.
adamlar filmde anti-naziliği o kadar abartmış ki yer yer saçmalamış ve bilerek hatalı mesajlar verilmiş. günümüzdeki genel alman zihniyetine göre yargılandığında nazilerin kötü olduğuna karar vermemezi sağlamaya çalışmışlar.
mesela filmdeki ana karakter elser bolşevik alman bir komünisttir. çok ilginç bir şekilde bu çok dindar bir hristiyan ve bir sahnede naziler bunun dindar bir alman oluşuyla falan dalga geçiyorlar. naziler sanki hristiyanlığa karşıymış gibi gösterilmeye çalışılmış.
oysa gerçekte nazilerin temel ideolojisinde bol bol din ve milliyetçilik ideolojisi vardır. tam tersi şekilde ateist olanlar bolşeviklerdir. dindar bolşevik başlı başına çelişkidir. üstüne hristiyan düşmanı nazilerin de var olması komiktir.
dediğim gibi nazileri günümüz alman'ının zihniyetine göre kötü göstermek için nazileri sanki hristiyan düşmanıymış gibi göstermeye çalışmışlar.
(filmi izleyecek ya da izlemiş arkadaşlar için söyleyeyim. bahsettiğim sahne: elser'in ailesiyle birlikte çadırda film izlemeye gittiği sahne.
hitler'in gizli sığınağının ismi; kurt ini olarak biliniyordu. savaşın ibresinin iyiden iyiye müttefiklere dönmeye başladığı normandiya sıralarında, hitler'den kurtulmak isteyen askerlerin sayısı da artıyordu. bunlardan birisi de, claus von stauffenberg idi.
stauffenberg ve kadrosu gidişatı fırsat bilerek, kurt inindeki stratejik bir toplantı sırasında hitlerin bulunduğu masanın altına bomba koyarak suikasti gerçekleştirdiler. bombanın etkisi 4 kişiyi ölüme yollasa da, masanın kalınlığı nedeniyle patlamanın führere etkileri, saçlarının biraz yanması, kolda ve kulakta zedelenme dışında tezahür etmedi. her ne kadar hitler; "artık ölümden bile döndüysem, davamın mutlu sona ulaşacağına inancım her zamankinden daha yüksek!" dese de, suikastin hitler'i mental yönden tramvatik düzeyde etkilediği muhakkak.
artık hitlerin gaddarlığı ve paranoyası daha şiddetli hale gelmişti.
komplocular mahkemeye çıkarılırken, intikam gazabının tesiriyle 5000 şüpheli bulunuyor, bunlardan 200 kadarı ipi görüyordu. öldürülenlerin aileleri sınırdışı ediliyor, hitler'in yerini alıp ordunun başına geçmek istediği söylencesi nedeniyle, erwin rommel intihar etmeye zorlanıyordu. bunla yetinmeyen hitler, iki yüzlü bir şekilde onun adına resmi cenaze töreni düzenliyordu.
bu noktadan itibaren, "savaşı kaybettik, nazilerden bir an önce kurtulalım da, zarar yaşadıklarımızla sınırlı kalsın" mantığı ortadan kalkmış, almanya tümden ss'in kontrolüne geçerek, makus talihini yaşamaya başlamıştır.
karakter sınırından dolayı sığmayan tam adı; hitler'e suikast Valkür Operasyonu'nun Gerçek Hikayesi
yazar; Philipp von Boeselager
apollon yayınlarından çıkan ismiyle bağdaştıramadığım kitap. kitap 20 temmuz 1944'te führer'e kurt ininde yapılan bombalı suikast girişiminin detaylarını anlattığını iddia ediyor ama bu tamamen bir yalan. kitap savaşta batı ve doğu cephelerinde savaşmış ve valkyrie operasyonunda suikast sonrası berlin'deki stratejik hedeflerin emniyetini sağlamak üzere doğu cephesinden sessiz sedasız 1.200 süvariyi (atlı asker) 2 gün boyunca gizli saklı berlin yoluna düşüren bir süvari subayının anılarından ibaret. kitabın kapağı ve arkasındaki yazıdan suikast girişiminin detaylarını okuyacağınızı sanıyorsunuz ama bu büyük bir yanılgı çünkü operasyonun belki de en kritik görevini üstlenen suikastçi albay Claus von Stauffenberg bile 3 ya da 4 kez zikrediliyor. operasyonun tamamından en fazla 20-30 sayfada bahsediliyor. bunun dışında bir savaş romanı olarak ya da savaş günlüğü olarak gayet heyecan verici bir kitap ama okuyucu kandırılıyor. çok açık söylüyorum valkyrie operasyonu hakkında daha detaylı ve doyurucu bilgi tom cruise'un başrolde oynadığı operation valkyrie filmi izlenerek edinilebilir.