abartma huyumu ve bir şarkının ne kadar mükemmel olabileceği düşündüm. bu sefer galip gelen abartma huyum değil, bu şarkının fazlasıyla güzel, hatta mükemmel olduğuydu. şarkının solosu geldiğinde ruh halimde ciddi değişimler gözlemliyorum. bana hatırlattıkları, hissettirdikleri bambaşka.
nasıl bir ruh haliyle çekildiğini merak ettiğim klibi;
bu performansı da ayrı değerlendirilmesi gerekir. harikadır. michael kamen, obuasıyla eşlik eder;
the grass was greener
the light was brighter
with friends surrounded
the nights of wonder
"her şey ne kadar güzeldi" der kısacası david gilmour.
bir kaç ay önce yazdığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum burada.
Kusursuz nedir? Hayatınızda hiç cennetten gelen sesler duydunuz mu? Çocukken çimlerin üzerinde oyun oynadığınız zamanlardaki gülüşlerinizi, arkadaşlarınızla yaptığınız sohbetleri düşünün mesela. Ne kadar güzeller. Aynı şeyleri şimdi yapmaya çalışsak? Hayır, yapamayız çünkü yapılacak daha önemli işler var, artık ideallerimiz var, hırslarımız var.
Bu şarkı dünyada gizemini koruyan nadir şeylerden biridir. Bir yandan huzurla gözlerinizi kapatırken diğer yandan gözlerinizin dolması, kalbinizde aslında hep olan ama ortaya çıkarmaktan nefret ettiğiniz o acıyı ortaya çıkarır High Hopes.
çimler daha yeşildi
ışık daha parlaktı
dostlarla çevrili
harika geceler
Bu şarkı dinlerken çimlerin yemyeşil olduğu zamanlara götürür. Hani en fazla mahalle maçını kaybettiğimizde üzüldüğümüz zamanlara. Küçükken kurduğumuz masum hayallere, kamyoncu olmak istiyorum diyen çocukluğumuza. Şimdi dönüp baktığımızda kaçı gerçekleşti o masum hayallerin? Daha iyiye mi gitti yaşam? Izlediğimiz bir çizgi film, akşam dışarda bir saat daha fazla oturmak o zamanlar dünyanın en güzel duygularıyken şimdi, otomobiller, lüks evler, kıyafetler bizi neden mutlu edemiyor?
Yüksek umutlar. Hep daha yükseğini isteyerek bitiremediğimiz umutlarımız, arzularımız. Asla tükenmeyecek arzularımızı hep bir yük gibi taşıyoruz omzumuzda. Hep daha derken büyüyecek her şey ve artık geçmişimize ulaşmak imkansızlaşacak. Zaten hep bu tatminsizliklerimiz yüzünden mahvetmedik mi her şeyi?
Zaman önemli, zaman insanı hep yıpratır. Bizse onu değersiz bir şeymiş gibi harcarız. Çocukluğumuzda mucizevi gelen şeyler artık sıradan geliyor. Çürüyoruz günden güne, zaman çürütüyor. Geride bıraktığımız kişiler ve şeylerle birlikte yaktığımız köprülerin ötesine bakıyoruz hep. Orası her zaman daha yeşil geliyor gözümüze.
Gençliğimizdeki, çocukluğumuzdaki mutluluklara, özgürlüklere geri dönmek isterken karşılaştığımız bir engel oluyor hep. Çünkü hayat sonsuz bir nehir ve sürekli akmaya devam ediyor. Bizi o zamanlardan uzaklaştırdığı gibi, kayalıklarıyla da bizi yıpratan bir nehir.
sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü
bir açlık daha var tatmin edilmemiş
yorgun bakışlarımız hala başıboş geziniyor ufukta
çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerinde defalarca
bu şarkıyı dinlerken, şöyle yıldızların çok parlak göründüğü bir gece yarısı üstü açık arabaya atlayıp şuursuzca uzaklaşmak istiyorum buralardan. teyyy teyyyy...
david gilmour'un ustalık eseri. insan yapımı değil de; fantastik, kaybedilenler diyarından kaçak olarak yapılmış bir ses kaydı sanki.
milyar kere dinledikten sonra, bu şarkıyla farkettiklerimin, kaybettiklerimin etkisiyle söyleyebilirim ki;
eğer hiç dinlememiş biriyseniz öyle kalın. boşverin, dinleyen dinlesin, siz kesinlikle böyle bir hata yapmayın.
müziğin bile bazen ne kadar acımasız olduğunu anlarsınız. çan sesleriyle sinek vızıltılarına bir başka sempati duymaya başlarsınız.
tek bir notanın bazen bir albüm değerinde olabileceğini görürsünüz. ayrıca müzik dinleyicisi olarak çıtanızı çok yükseltecektir.
müzik adına başka şeyler dinlemenize engel olacak, bir tarafında pink floyd imzası olmayan tüm seslerin aslında gürültü olduğunu farkedeceksiniz. etkisinden çıkamayabilirsiniz.
- slide soloya giriş anı çeşitli denekler üzerinde de gözlemlenmiştir ki, ciddi anlamda adamın amına koyar.
geçmişi, geçmişte yaşadığımız güzel şeyleri, hatalarımızı, hayallerimizi, pişmanlıklarımızı, hayatın giderek zorlaştığını, berbatlaştığını tanrısal bir şekilde yorumlayan pink floyd eseridir.
yorgun bakışlarımız hâlâ başıboş geziniyor ufukta
çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerine defalarca