ben böyle ergen irisi hayatımın 10 yılını ''eneder berek en de veeeeeeerlll yeaaa'' diye geçirmişim ya bu abilerin değerini yeni yeni anlıyorum. dinleyin mesela bunu saatlerce.
Güzel bir filmdir.Thatcher in ingilizlerin yaşamında meydana getirdiği değişiklikleri anlatır.kız kardeş tiplemesi mücver ablaya esin kaynağı olmuş gibi duruyor.
Başlangıcındaki çan sesiyle bile tüyleri diken diken eden (çan tınısının up'lara denk gelmesi ayrı bir haz kaynağı), defalarca bıkmadan dinlenebilen muhteşem şaheser. "The grass was greener..." diye giriyor ya nakarat. işte orada ölebilirsin... de soloyu dinlemeden ölme sakın.
Tarif edemezsin ya, çabalasan da hep bir şeyler eksik kalır hani o cümlede, cümlelerde. işte o şarkı. David gilmour eseri, solosu zaten tamamen ayrı bir dünya. Klibiyle, müziğiyle, sözleriyle tarifsiz.
the grass was greener
the light was brighter
the taste was sweeter
the nights of wonder
with friends surrounded
the dawn mist glowing
the water flowing
the endless river
gregorian'ın yorumuyla ilk defa dinliyormuş gibi dinlenebilecek şaheser. en mutlu anda bile dinlense o solosu adamı mahvediyor, hüzne boğuyor. bu şarkıyla en az bir gece sabahlamayan çok şey kaybetmiş demektir.