saf hüzündür , insanı kendi kutbunda çevirip defalarca yine kendi içine fırlatmaktır, rengi sezilemeyen kimi zaman öldüresiye mavi kimi zaman çığlık çığlığa bir karanlıkta kestirilemeyen bir gökyüzünde belki neresinden başlandığını bile bilmeden yükselmenin hazzıdır high hopes , pink floyd dinleyenler bilir ki müzik şakaya gelmeyecek kadar özel ve tehlikelidir bu yüzden susmak en iyisidir.
çekiç gibi, duvar gibi, tufan gibi, kesinlikle yüzünüzde patlıyor. arındırırken kirletiyor, ele avuca sığmayan sözler. pink floyd'un en çok sevdiğim şarkısı.
bastan assagiya butun sadeligi,bizim algilarimizdan otelerde bir yerlerde yazilmis olan sozleriyle yarattigi "duvara carpip dumduz olma" etkisi bir yana,division bell kaydinin 05.08 inci vaktinden sonrasi icin ayni duvara bi binikiyuzelliuc kere daha carpmak tanimini yapabiliriz.sarkinin bize anlattigi, bizim ona yukledigimiz anlamlar her dinleyiste degisir, bicak daha derine saplanir. bu sarki,tanrilarin arabasidir. binip dunyaya soyle bir yukaridan bakmak, yanan kopruleri, yemyesil cimenleri, asla geriye donemeyecegimiz zamanlari,yuzyillari gormek ,insanin sarkiyi ilk kez dinledikten sonra, bir daha asla kaldigi yere donememesine sebep olur. arabadan indigi yer mutlaka daha mavi, biraz daha golgeli ve cok daha fazla kederli bir yerdir, ve hicbir sey ayni olmayacaktir artik.
david gilmour un in concert albümünde ki yorumunu her insan evladı dinlemelidir. nakarat kısmında -er ile biten * kelimelerden sonra giren keman bölümünde kemanın yayı insanın beynine sürtülürcesine hissisleştirir.
her ne kadar can sesleriyle falan dinleyeni alip goturse de aslinda beste gufteye tam oturmamis gibidir parcanin baslarinda. siir gibi bir giris yapilmasindan kaynaklanmadir bu.
"beyond the horizon of the place we lived when we were young
in a world of magnets and miracles".
gordugumuz uzre* ilk misra haddinden fazla uzun oldugu icin kasilmis , bazi kelimeler yutulmus ; ikincisi ise gayet yayilmistir. sonradan durum kurtarilmistir zaten , bahsetmeye gerek yok.
e tabi pink floyd , kotuleyecek degiliz ya. harbiden yapmis adamlar.severek dinliyoruz*
"
We reached the dizzy heights of our dreamed of world
Encumbered forever by desire and ambition
There's a hunger still unsatisfied
Our weary eyes still stray to the horizon
Though down this road we've been so many times
The grass was greener
The light was brighter
The taste was sweeter
The nights of wonder
With friends surrounded
The dawn mist glowing
The water flowing
The endless river
Forever and ever
"
geçmişe baktığımda, gülümseyeceğim umarım. pişman olmayacağım, canımı sıkmayacağım. geçmişin mükemmelliği ve özlenirliği senin için de geçerli olacak.
fakat yine de, seni diğer şeylerin arasında yerleştirecek olmanın canımı sıkacağını düşünüyorum.
yine de.
yine de. sıkılacak bir canım var, neyse ki..
kendisine şarkı denemeyecek kadar doğaüstü bir şey.hiç bitmesini istemediğiniz bir gitar solosu,içinizden bir yerlerden gelen çan sesleri,harika vokal,muhteşem sözler...belki de dünyanın en iyi ürünü.
sonundaki solosu için tekrar tekrar dinlediğim bir şarkı. ayrıca geçmişteki günlere özlem duyması (bkz: burası eskiden zeytinlikti) daha da bi anlam katar şarkıya