muhtemelen, üç beş kıçı kırık aşk acısından sonra, lan inanacak hiçbir şey yok bu dünyada deyip, akabinde -hayatı poker sanmalarındandır belki de- rest çeken insanlardır...
restini görüyorum...
birilerinin gerçekleri göstermesi gerekir... çünkü gerçekleri görebilselerdi ya da bir gerçekliğin varlığından haberdar olabilselerdi, inanmamak diye bir kavramı hem de hiçbir şey diye bir kavramla aynı cümle içerisinde kullanmayacaklardı...
tavşan dağa küsmüş misali...
dünya döner oysa, hiç durmadığı halde...
gerçekler de; ''gerçekler acıdır baklava tatlıdır o zaman baklava gerçek değildir'' esprisi iğrençliğinde yüzüne çarpar ama tavşan götünü döndü ya dağa... tınmaz...
yüzünü döndüğü yere;
bir hastanenin acil servisi açılana dek...
açlıktan ölen bir kişi gelinceye dek...
çırılçıplakken; senden başka hiçkimsem yok deyip, siktir olup giden biri gelinceye dek...
pazar toplantıktan sonra, çürükleri toplayan biri gelene dek...
sabahtan akşama kadar çalışıp da, çocuğunun istediği oyuncağı alamayan biri gelinceye dek...
dağda çatışmaya giren biri gelinceye dek...
....
gerçekleri göremeyecek ve dolayısıyla inanmayacaktır...
restini görüyorum...
kimsede full as yok merak etme...
ama ben her şeye olmasa da; en azından hayata inanıyorum...
bazen diğerlerinin anlayamayacağı kadar inanmaya inancı kalmamış insanlardır. güven duymak ağır gelir bünyelerine belki inanamadıklarından güvenemezler belki güvenemediklerinden inanmazlar. başka çıkış yolları ararlar bu insanlar kendilerine, zira insan inanabileceği bir gerçek yaratmadan kendini çürütür durur. çıktıkları yollar kimilerince zayıflık, kimilerince tercih meselesi, kimilerince de tek çıkış yoludur. ama kesin olan bişey var ki: herkes kendi gerçeğini yaratır ve inançsızlık da bunlardan biri olabilir...
genelde artislik peşinde olan insanlardır.boktan amerikan filmlerinde büyük acılar yaşamış tom cruise un yerine kendilerini koyarlar ve peşinden onu kurtarmaya inat etmiş cameron diaz,penolepe cruz tarzı bi bayanın gelişini beklerler.zamanla hayatın gerçekleri suratlarına tokat gibi patlayıp normale döndürür bunları..
varlık kavram olarak olmak gibi aslına tabi nitelemelere tabi olduğundan , inanmak; psikolojik bir söylemden öteye gidemez, inanmak manevi fiil olmasa inanmamak olmazdı.
(bkz: inanmayana inanırım)