hiç tanımadığın , görmediğin hatta var olup olmadığından emin bile olmadığın birisine aşık olduktan sonra yapılabilecek olay.
insanın kafasında şekillendirdiği birine aşık olup özlemesi durumu. olmayacak şey değildir.
daha hiç kavuşmanın tadına varmadan, vuslatı özlemektir. tanıdıktan sonra özlem kat be kat artar. hayalinizdeki kişiye kavuşmuş, kısa süreliğine de olsa veda etmişsinizdir ama bilirsiniz onunla geçen zamanın tadını. artık daha çok özlersiniz...
yeni konuşmaya başladığınız birine içten içe aşık olduysanız başınıza gelir. heleki o kişiyle aranızda olabilecek güzel şeyler varken siz herşeyi mahvetmişseniz ve artık konuşmuyorsanız bu durumu yaşamaya mahkumsunuzdur. sürekli onla konuştuğunuz tek tük cümleleri düşünür hayallere dalarsınız ve eskiye dönmek için büyük bir özlem duyarsınız. heleki sadece 3 kere görüşmüşseniz bir kere onu görebilmek için herşeyi verebilecek duruma gelirsiniz. yalnızlığın üstüne bir de bu hiç tanımadığınız kişinin özlemi derinden sarsar insanı.....
bazen anneni ozlemektir, seni dogururken cennete ulasan, yuzunu belki hic goremedigin, bir kez olsun ninnisini duyamadigin, kucaginda uyuyamadigin o kutsal kadini.
ya da bazen babani ozlemektir, annenin kucagina ilk birakildiginda gozundeki yasa anlam veremeden, dunyayi algilamaya calisirken bir teroristin kursununda sehit olan o hic gormedigin, her daim gururuna karisan gozyaslarina sebep olan adami.
senin görmediğin ama herkesin gördüğü adının geçtiği zaman kimsenin kötü diyemediği. çok yiğit adam dedikleri. özlenmezmi böyle biri. sadece fotoraflarda gördüğümüz kitaplarda okuduğuz, sadece yazılanlardan ve cizilenlerden tanıdığımız atatürk'ü kim özlemiyor.
genelde platonik aşklar için geçerli olan durumdur. tanımadığın halde sanki o kişinin herşeyini biliyor, o yokken kendini yarım hissediyor gibi duygulara kapılır insan.
en iyi şekilde şebnem ferahın anlattığı olgudur, görmediğin, bilmediğin birini özlemek.
şöyle der bir şarkısın da; ''benim bir sevgilim var henüz tanışmadığım''
(bkz: çakıl taşları)
tanıyamazsın. çünkü sen, sözüm sana; bakmış ama görmemişsindir, duymuş ama dinlememişsindir. cesaretin olmadığı için, amiyane tabirle götün yemediği için dokunmamışsındır hiç ona. ya bi siktir git. tınısı hoşuna gider değil mi, tanısını koyamadığının. büyük bir şairin dizeleriye avutursun kendini:
...en güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız
ve sana söylemek istediğim en güzel söz
henüz söylememiş olduğum sözdür...
geçmişi bugüne eklemektir. aslında tanıdığın ama hiç dokunmadığın.
kader midir bilemedim. hep özledim. düne dair ne varsa. sana dair. tanımadığım halde seni özledim. sesinin dokusunu özledim. ve günleri saydığımı fark ettim en çok. bir hafta olmuş sesini duyalı ismimi senden duyalı. koca bir hafta. sonra onlarca kez seni içimde duydum ama aynı değildi hemde hiç.
dudaklarını okuma imkanım yok ki. kendi kendime düşünüyorum. bir hayali özlüyorum. evet acı ama gerçek.
aklımdan seninle hiç paylaşmayacağım cümleler geçiyor. susuyorum.