hayal edebiliyorsan var demektir. soyut kavramlar; heyecan, aşk, sevgi, korku. bunlar abartıyı sever. duygu yoğunluğun olursa filmlere taş çıkarabilirsin bile.
Yadsınamaz bir gerçektir . Sen filmde izlersin , görürsün ve özenirsin . Sanarsın ki aynısı senin başına gelcek . Ama film başlamadan önce geçilen alt yazıda bile belirtilmiştir . ' filmdeki karakterler ve olaylar tamamen hayal ürünüdür ' diye .
bir diğer anlamı da hiçbir zaman en sevilesi yanlarımızı görecek, bilecek kadar muhteşem bir sevgilimizin olmayacağıdır. ne yani hepimiz içten içe keşfedilmeye muhtaç, sahip olmaktan en gurur duyduğumuz özellikler barındırmıyor muyuz? bakkaldan çok güzel ekmek alıyorsunuzdur ve bunu fark edip hayran olacak birine ihtiyacınız olabilir mesela. bu kadar hastalıklı olmasa iyi olur gene de ama siz bilirsiniz.
ne zaman ne olacağı, olasılıkların size uzaklık noktaları, oraya ulaşma süreciniz vs. bilinemediğinden, geçersiz bir cümledir.
zordur.
tamam.
ama olamaz mı? olabilir... (bkz: eylül akşamı)
yaşamı sürekli "ben oturayım da şu olsun bu olsun"dan ibaret sanan insanların söyleyebileceği tarzda bir söz.
mesela birilerinin sizi koşulsuzca ve olduğunuz haliyle sevmesini istiyorsunuz ama bir insanı sırf kendisi olduğu için sevmek için çaba sarf etmiyorsunuz.
insanların sizi anlamasını istiyorsunuz; ama siz daha bir insanı, ona ne cevap vereceğinizi düşünmeyerek sırf onu anlamak maksadıyla dinlemiyorsunuz bile.
bir ilişki istiyorsunuz, filmlerdeki gibi olsun, anlaşmazlıklar olmasın. sanıyor musunuz ki birbiriyle tamamen uyuşan iki insanın var olacağını ve hiçbir sürtüşme yaşamadan ilişkilerini sonsuzluk çerçevesine taşıyabileceklerini? sevgi, ilişki, aşk, yaşam, ne sayarsanız sayın buraya, bunların hepsi emektir.
bir aşk bekliyorsunuz, bir sevgili, ve duyguların yaşanmışlıkların filmsel düzeyde olmasını istiyorsunuz. oysa bakış açınız oturduğunuz yerden ötüyor sadece. bir ânı, bir yaşanmışlığı film karesi gibi algılamak tamamen kişiye bağlıdır. onu film karesine döndürmek kişiye bağlıdır.
kısacası armut piş ağzıma düş tabiriyle güzel yaşanmışlıklar edinmeyi beklemeyin, önce algınızı sonra tavırlarınızı ayarlayın.
hayatınızın yönetmeni siz değilseniz bile, görüntü yönetmeni siz olabilirsiniz.
filmlerde ki gibi bizi sevmeyenler olacaktır.
en sevdiğiniz filmlerin birinde o gözükmeyen aşık insanın hikayesi gibi aynı.
sevilmiyor, sevilmiyor ve sevilmiyor.
tıpkı filmlerde ki gibi
değil mi?