pek zor bir şey değildir. yoğun stres altında öğreniliri. muhtemelen saçların yarısı bu stres ile dökülür veya beyazlar. sonrasında saçı ile ilgili çok şey söylerler ama bunu nasıl yaptığını öğrenmek isteyenler gibi saçlarına söylenenleride takmazlar.
not:yazar saçlara takmıştır bu aralar.
bunun tek bir çaresi var: başarı - başarısızlık dengesini sağlamak.
hayatta her şeyi başaran adam takıntılı olur ve hayattan sıkılır.
hayatta hiçbir şeyi başaramayan adam kendine küser ve her şeyi kafaya takar.
bazı konularda "amasız" başarı; bazı konularda "amasız" başarısızlık olduğu zaman zihin şu algıyı iyice beller: "istediğin kadar uğraş, olmuyorsa olmaz".
bu vakitten sonra kafaya çok şey takılmaz.
gidişatı belirleyen ise, sizin tercihinizdir. kimisi "nasıl olsa ne yapsam başaramadım, kafama göre takılayım" der ve denemeye devam eder. kimisi de "ne yapsam başaramadım, ko götüne" der ve denemekten de vazgeçer.
takıntıların vücut bulduğu bir insan olarak, hiçbir zaman yapabileceğime olanak vermediğim eylem. bazı şeyleri hiç umursamamayı becerebiliyorum ama bir kere taktım mı sıçtığımın biyometrik resmidir. (bkz: işte bunlar hep sevgi)
aslında hiçbir şeyi değilde, kafaya takarak düzelmeyeceğini bilmene rağmen, kafaya takmamayı öğrenmek daha doğru gibi. bazı şeyler önemseyerek kazanılır. mesela bir sınav. takmıyorum deyip hiç çalışmazsan kazanamazsın, ama çok stresliyim, ya istediğim gibi olmazsa diye takınırsan da başarısız olunabilinir. önemsemek ile kafaya takmak ayrı şeylerdir. önemsemek, üzerinde çalışmak, ne gerekiyorsa onu yapmaya gayret etmek demektir. kafaya takmak ise, o an için sonuç alınamıyor olmasına rağmen aynı düzlemde ısrar etmektir. bakış açısını değiştirememektir.