şu ana kadar nickaltı yazmadığım için kendisinden özür dilemek istediğimdir. hayır yani bu nicki, o kağıda sığdırmak türünden çabasına şahit olduğumda mırıldanıyordu "bunlar hep nickaltına yatırım" diye.*
zirveden erken ayrılmasına rağmen gözünün arkada kalmadığını bildiğim yazar da kendisi. hemen "ben bırakayım" diyerek ayaklanan patron çocuğuna rabırt de nire bakışı(mahmutpaşa'dan aldım) atarak "gözüm üzerinde" hareketini çektim ki sonradan lisaaaa'nın da yoğun desteği ile öyle bir ablukaya aldık bu patronun çocuğunu, fenerbahçe maçı yayınlandığı sırada kameramanın kestiği kızlara bile bakamadı garibim.
işin özetine gelirsek muhabbet erbabıdır. hele ki genç yaşında muhabbetlere iştirakine bakacak olursak bildiğin kıskandım lan! benim o kadar muhabbetşinas olmam 25 yaşıma tekabül ediyor.
hızına yetişemediğim yazar dişisi. gençlik böyle birşey sanırım.*
yalnız halen düşünüyorum beşiktaş'tan üsküdar'a geçmek için eminönü'ye kadar beni çağırıp da "ya biz niye karaköy'den vapura binmedik" serzenişini.
gitmiyor abi kulağımdan. off ya,*
temizlik konusunda ayrıca takdir ettiğim insandır. günümüzün güzel geçmesinde çevirdiği -ve benim bir kısmına yetişemediğim- geyikleriyle ayrı bir renk katmıştır.
tam bir hayalet avcısı. elinde elektrik süpürgesiyle utanmasa beni bile somurtturacak makinaya. evimde temizlenmedik köşe bucak bırakmadı, bir de en olmadık yerleri özveriyle temizleyişi yok mu? bu kadar temizliğe alışkın olmayan bir insan olarak kulağından çekip napıyosun sen de bakalım? diyesi geliyor insanın. ama eline sağlık, iş durumundan mütevellit otel gibi kullanmaya başladığımdan dolayı artık gayet derli toplu duracak her şey yerli yerinde. bende unuttuğu çoraplar da buna dahil. *