"dakka başı çay kayan mekanlar"dır. hayır fizyolojik, biyolojik ve psikolojik* olarak bir insan evladının 10 dakikada 3 bardak çay içmesi imkansızdır. "bunlar king oynuyor, anlamaz mallar" düşüncesiyle itele iteleyebildiğin kadar.
ne kadar çırpınırsanız çırpının, garsonun "yok mu daha çay, kahve içen" bakışlarından kaçamadığınız, kaçmanızın mümkün olmadığı mekanlardır. öyle ki, bu delici bakışlar hemen akabinde size masanızın üzerindeki bir çay bardağı, kahve fincanı vb. olarak geri dönmektedir. ama bu mekanların, insanları çeken de bir tarafı vardır, orası ayrı. kazıklanmaya doymayışımız buna sebep olabilir..*
ankara ismetpaşa, maltepe; istanbul aksaray, tarlabaşında yerleşik, 1 büyük rakıya (yanınıza oturan bayanın 1 kadeh bacardi vb. bir şey içtiğini varsayalım) 800 ytl hesap ödetebilen mekanlardır.
tophane: garsonlar her 10dkda bir gelip yarisina kadar içtiğiniz çayı bitti diye alıp götürüp yerine yenisini getiriyor.. "abi napiyosun dur daha yeni ictik biz cay istemiyoruz şu an" deyince de "olsun hak geçmesin" tepkisi veriyorlar..
kallavi: istiklal caddesinde çok şık bir mekan ancak kutu içeceklere 4YTL gibi bir para alıyorlar.. onun dışında yine 10dkda bir çay getirme takıntısı var garsonlarda. ama nargilesi çok iyi şimdi hakkını yemiyelim..