Balkondayım, boğaz'a bakıp rothmans içiyorum. Rüzgâr yüzüme yüzüme vuruyor. 1 yıldır bu sakin yerde yaşıyorum. Denize girdim, 4 metreye daldım, plajlarda sürttüm, bolca içki içtim. Sevdiklerimle sohbet ettim, müzik dinledim, kitap okudum, yürüyüş yaptım.
Ama bu kadar tatil yeter.
Sigaradan ve manzaradan bile eski tadı alamıyorum.
Artık yoğun bir şekilde çalışmak, doğup büyüdüğüm şehir olan istanbul'un kaosuna karışmak istiyorum.
Kasım'da gideceğim. Vakit geçmek bilmiyor. Ah! Ah!
sürekli aynı anlamsızlıklara, saçmalıklara, ince düşüncesizliklere, saygısızlıklara, kendini beğenmişliklere, kıroluklara, aynı kişilerin mutluluklarına tanık olup, varolduğundan şüphe duyduğun güce canını alması için yalvardığın sabah da aynı saçmalıkların başlayacağını bilmenin sebep olduğu durum.
öğünlerin azaldığı, tatilin hayal olduğu, seyahatin bile zorlaştığı bunaltıcı bir ülkede çoğu kişinin gerçeği.
Öyle sıkılmak ki hayatı kusmak gibi bir şey.
Rüzgarın ters yönden esip saçımı karıştırmasından, her gece yatmadan kapıyı kitleyip gazı mazı kontrol etme sorumluluğuma kadar sıkıldım.
Oyun oynuyorum sıkılıyorum, kitap okuyayım diyorum sıkılıyorum, netflix açıp bir şeyler izleyeyim diyorum sıkılıyorum, Uludağ'a bir gireyim nolmuş diyorum sıkılıyorum.. Ne yapsam sıkılıyorum kesinlikle şüphesiz..
Karpuzcu’ nun dediğini aynen yaşıyorum. Benim için gerçekten istediklerimi yapamayınca diğer istediklerime bazen isteğim kalmıyor. Karnı doyurmak azaldı, tatil hayal oldu, istanbul’ a günübirlik gitmek mesele, en acısı da sebep olanı biliyorsun ama eleştiremiyorsun.
Ne kadar aptal bir hayat ve bunaltıcı bir ülke !