her şeyi bırakıp gitme isteğinin hunili versiyonu. çizilirse, konu edilirse asla şaşmayacağım konu. mecazeni bir yana, hepimizin zaman zaman içinde bulunduğu ruh halinin en mizansen durumudur.
'3 ay ömrün kalsa ne yapardın?' gibi sorularla geçti gitti çocukluğumuz. kimimiz aşklarıyla, kimimiz yalanlarıyla vakit geçirmeyi seçmekten bahsetti. bazılarımız 'herkesin karşısına geççeem, söyleyemediğim her şeyi söyliçeem' gibi klişelerin ardına saklandı. ne manyak çocukluğumuz varmış, minik anketörlermişiz o ayrı. ama böyle şeylerin kişilik belirgeci olduğuna inanmaya başladım.
her daim 'yanlışlarını belirttiğimde utanmasından ve yanlış anlamasından korktuğum insanlara, son görevim bu yanlışları göstermek olurdu..' derdim. şaka lan çocukken nası kurayım böyle bi cümle? o; 'yalançılıklarını herkese söyliycem, hepsini bildiğimi anlatçam' gibi bi şeydir maksimum.
her neyse, geçen gün yine sıçı-yok lan bi saniye- geçen gün yine düşünselimdeki karmaşıklığımı ayıklamaya çalışıyordum ki belirdi aklımda bu durum. içten içe kindar insanlarınız hepimiz, arap ve polyanna hariç tabi. şimdi diyecen ki polyanna tamam da arap neden? adamın içten içe bi halimi var be yavrum, içindeki dışına çıkmamış mı zaten. sırıksız sırıkla atlamıyor mu bu ibiş.. neyse, şey diyecektim; en büyük korkum yanlış anlaşılmalarla insanları kırmak oldu hep. ailem tarafından centilmen, nazik, kibar bi' adam olarak da yetiştirilince bu korku çoğu zamana dehşete de dönüştü benim için. cümlelerimde, bakışlarımda hep bi yanlış anlaşılmamak uğruna söylemi yumuşatma içerisinde bulundum. bilen bilir gibi saçma bir kalıp kullanmayacam şimdi. ama aranızda şahit olanınız vardır bu duruma.
yoruyor. bazen içimdeki kırıp dökme isteği, kırgınlıklarımın ve hayal kırıklığımın öcünü alma açlığı vücuden ani gaz salışları meydana getirmeye el verişli olabiliyor. bu sinirlenince osurup gaçıyom anlamına gelmiyor pek tabii. ama hangimiz adrenalin salgılamadın ölmek isterizki?
dur dur karizmatik bitircem. ölmek isterizki? hepimiz ya da hiçbirimiz...