ölü ozanlar derneği filminde adı sıkça geçen amerikalı düşünür.. sivil itaatsizlik kavramının temelinde yatan insandır.. walt whitman la benzeyen bir çok yönü vardır..
i went to the woods to live deliberately,
to front the facts of life,
to see if i could not learn
what it had to teach,
that i should not die
and learn that i had not lived
dizelerinin de sahibidir.. bunlar filmde* ölü ozanlar derneğinin her toplantısının açılışında okunan dizelerdir..
sivil itaatsizlik kavramını iLk gündeme getiren kişidir...
1800 Lü * yıLLarda uyguLanan baş vergisini ödemediği için tutukLanmış ve hapse atıLmıştır.cezaevindeyken "resistance to civil government" adlı eserini yazmıştır.
"it is only when we forget all our learning that we begin to know." sözünün sabihi. yunus emre ve hocasının arasında geçen geçen bir konuşmayı özetler sanki:
yunus emre'ye hocası tapduk emre şiir yazabilmesi için git bütün şiirleri ezberle der. yunus emre bir süre sonra hocasının karşına çıkar ve bütün şiirleri ezberlediğini söyler. tapduk emre de tamam şimdi bütün bildiklerini unut o zaman şiir yazmaya başlayabilirsin diye cevap verir.
"Bana sevgi değil, para değil, ün değil, hakikati verin." demiş ve bu sözünü hayatıma rehber yapmış büyük düşünür. cesaretin fikirden daha büyük olduğunun anıtıdır yaşamı.
"Her türlü oy verme işi,dama ya da tavla gibi doğru ve yanlışla ilgili bir tür kumardır;kişinin ahlakı hiçbir zaman çıkarın önüne geçmez.Doğruya oy vermek bile doğru uğrunda bir şey yapmak değildir.Akıllı bir insan doğruyu ne şansın merhametine bırakır, ne de çoğunluğun gücüyle üstün gelmesini ister."
Ama bak!
insan kendi araçları için bir araç haline geldi.
Acıktığında bağımsız bir şekilde meyve koparan insan çiftçi ve bir ağacın altında barınmaya çalışan insansa kapıcı oldu.
Şimdi sadece geceleri kamp kuruyoruz, dünyaya yerleştik ve cenneti unuttuk.
"Bir yurttaş, vicdanını bir an için ya da bir nebzecik olsun yasacının eline bırakmalı mıdır? Bırakmalıysa, neden bir vicdanı var öyleyse? Bana kalırsa, önce insan olmalıyız, sonra da uyruk. Doğruya olan saygımız ölçüsünde yasaya saygı beslemeye özenmemeliyiz. Boynumun borcu saydığım tek şey, doğru bildiğim şeyi her istediğim zaman yapmaktır. Yeterince, hem de haklı olarak söyleyip durmuşlardır şunu: bir topluluğun vicdanı yoktur; vicdanlı insanlar topluluğu vicdanlı bir topluluktur. Yasa, insanı azıcık olsun doğru yapmaz hiçbir zaman. En iyi niyetliler bile, yasaya olan saygıları yüzünden, Tanrının günü haksızlıklara araç olmaktalar. Yasaya karşı beslenen yersiz saygının bir sonucu olarak, bakıyorsunuz, tabur tabur asker, albay, yüzbaşı, onbaşı, er, topçu yamağı sürü sepet, eşsiz bir düzen içinde dere tepe demeyip savaşa koşuyorlar, hem de istekleri dışında, sağduyu ve vicdanlarına karşın. Allahın belası bir işe sürüklendiklerinden hiç kuşkuları yoktur. Hepsi de barıştan yanadır çünkü. Peki öyleyse, sorarım size, nedir bu adamlar şimdi? insan mıdırlar, yoksa, baştaki bir avuç vicdansızın buyruğu altında ayaklı birer kale, birer cephanelik midirler? Deniz kuvvetleri tersanesine hele bir gidin de, bir deniz erine şöyle bir bakın: Amerikan hükümetinin yapabileceği ya da cadı kazanında pişirip kotarabileceği türden bir insan görürsünüz. insan değil de, düpedüz bir insan taslağı, diri diri tabuta konmuş, adeta cenaze töreniyle silah altına gömülmüş. "
"Yalnızlık, kişi ile arkadaşlarının arasına giren millerle ölçülmez. Cambridge üniversitesinin kalabalık anfilerinden birinde çalışmakta olan gayretkeş bir öğrenci çöldeki bir derviş kadar yalnızdır. Çiftçi tüm gün tarlada ya da ormanda çalışabilir, çapa yapabilir veya odun kesebilir, fakat yalnız hissetmez çünkü meşguldür; fakat gece eve döndüğünde odada yalnız başına, düşüncelerinin insafına kalmış bir şekilde oturamaz."
Oysa çoğunluğun egemen olduğu bir yönetim hiçbir durumda doğruluk üstüne kurulamaz, insanların adaleti kavrayıp kaçınılmaz bulduğu durumda bile iyi ile kötünün ne olduğuna çoğunluğun değil de vicdanın karar verdiği bir yönetim olamaz mı?
Çoğunlukların yalnızca kestirmecilik kuralının uygulanabilir olduğu sorunlar konusunda karara vardıkları bir yönetim olamaz mı ?
Bir yurttaş vicdanını bir an olsun ya da bir parçacık bile olsun yasa koyucunun ellerine bırakmalı mıdır??
Doğruysa bu, her insanın bir vicdanı olmasına ne gerek var???
Bana kalırsa , önce insan olmalıyız ; kul olmak ,uyruk olmak sonra gelir.