seneler önce tanıştık bu ibneyle. hem karı kız tavlamadaki üstün yeteneği, hem bütün o piç görüntülerimizin altında ikimizin de aslında iyi çocuklar olmamız nedenleriyle arkadaş oldum. aralarda yazıştık hep, hiç görüşmedik ama eminim görüşsek de sözlükteki gibi muhabbet ederdik, geyik yapar karı kız keserdik. içlerde bilirdik dertlerimizi, acılarımızı ama takmazdık göstermezdik. gülümserdik sadece.
ilk tanıştığımızda o bile unutmuştur ama çok üzgündü ibnetor. kendi kendine evinde oturup üzülüyodu. üzüldüğü şey boktan bişiydi ama işte o göremiyodu. mahvediyodu kendini. benim ayrı dertlerim vardı. o bana destek oldu, ben ona. seneler geçti, işe girdik, okulları bitirdik, şehirler değiştirdik. bu kız hep üzgün kaldı. hep değmeyecek şeylere. burdaki yazdıklarını hiç kendisi uygulamadı, kendisini dinlemedi. bana verdiği muazzam akıllardan kendisi nemalanamadı. bütün o atarlı tavırları yalan dolan yani. özünde güçsüz ibnenin teki.
bugün yine üzgün. perişan. bu da geçecek. seneler de geçecek. bigün kendisi hatırlamaz bana dedi ki "bizim senle dertlerimiz rotasyona binmiş, bi sen bi ben sırayla". şimdi tırsıyorum sıra bana mı geldi la diye.
kendi hayatlarımıza bakıp düşünüyoruz, neden bunları yaşıyoruz diye. o da bunu soruyo kendine yalnızca neden neden diye. neden olduğunu söyliyeyim la, çünkü hayat bu.
herşey geçiyor da geriye tek şey kalıyor la. arkanda nasıl bir iz bıraktığın. biz iyi arkadaşlarız. iyi insanlarız. harbiden la. benim allah inancım vardır, mutlu olacağız. seneler geçecek, o zaman bakıp kaç sene üzgün gezdiğimizi hesaplayacağız. bir de şimdi ne kadar mutlu olduğumuzu.
seni, beni sevmeyen ölsün la. güzel günler beklesin bizi. değerimizin anlaşılacağı zamanlar beklesin.
ağlama çok ibne..
Aslında kimse görsün de beni anlasın diye yazmadım.
Yazma sebebim bu olsaydı bunun bir işe yaramadığını 5 yıl içinde anlar ve yazmayı bırakırdım *.
Birileri beğensin, takdir etsin diye, 'yav şu entry'i şöyle değil de böyle yazarsam beni entel zannederler' demedim. Gerçi desem de sözlük selebritisi olmazdım yine kimse siklemezdi. Şu ortamda akıl almaz güzellikte yazılar olan insanları görüp 'aramızda ne cevherler var arkadaş' diye düşünmeyi sevdim, ömrümde en bayıldığım esprileri burada ve ekşi sözlük'te okudum. Şu-bu olaya vatandaşın tepkisini gözlemlemek de çok sevdiğim bir şey. Sanki neye yarayacak...
Doğrusu bu hefeweizen. Ben senin ve senin gibiler kadar sınırsız bir alt yapıya sahip olamadım. Küçük bir kafeste büyümüş kaplan gibiyim ben. Oysa ki kendim olabilmek için yüzlerce kilometrekarelik bir dünya lazımdı bana, oysa senin koskocaman bir dünyan var senin normal hayatına ben kendimi ne kadar kassam ulaşamam o kadar kıskanıyorum ki seni. Ayrıca eminim kocaman da bir götün vardır şişko ve çirkinsindir bunları kıskanmıyorum.
Neyse, benim hiçbir şeye o kadar hevesim olmadı. istedim, en iyi şiiri ben yazayım, harika bir diksiyonum olsun da dinleyeni etkileyeyim. Hitabım güçlensin diye Kitapları ayna karşısında, sanki birisine okurmuş gibi sesli okudum, başarılı olmak için ders çalıştım, ingilizcem gelişsin diye altyazısız film izledim, bilmediğim kelimeleri not tuttum, kimseden dayak yememek için Kick box kung Fu falan yaptım. Ama hiçbirini tam beceremedim. Hepsi eksik kaldı. Ben de topyekûn eksik bir insan olduğumu kabul ettim. Ama bir şeyden keyif almak için o şeyde başarılı olmaya gerek de yok. Mesela yıllardır kayak yapıyorum, hala mal gibi düşüp duruyorum ama uçuyor gibiyim zevkten. Önemli olan bu.
Burada yazdığım yaklaşık 5 senede benim en dram dolu yıllarımdır. yazmak benim içimi dökmemdir. Önceden kimsenin okumadığı kağıtlara sonra txt dosyalarına falan yazardım sonra baktım ki sözlük daha pratik ben de buraya yazdım. iç sıkan, hiç bir özelliği olmayan şeyler yazdım evet. Salak bir nickle salak saçma şeyler yazdım. Beğenisin kaygısı olmadı bende çünkü üstünde uzun uzun düşünüp yazsam da çok beğenilmeyeceğini biliyorum ama daha da önemlisi burada beğeni kazanmaya ihtiyaç duymanın çok ezik bir durum olduğunu düşündüm ve kasmadım.
Ama Senin gibi, ne bileyim lapaz gibi, iktidarsız jigolo gibi, morhuzunlufırtına gibi farklı insanlarla temasta olmamı sağladı yazdıklarım. Yani 3 kuruş etmez şeylerle paha biçilemez insanlarla muhabbet fırsatı kazanmış oldum.
Benim nick altıma yazdığın yazı hayatımda aldığım en güzel hediyelerden biri hefeweizen. Koskoca hefeweizen işi gücü bırakmış bana yazmış. Vallahi heyecan yaptım.
Resmen kendimle yüzleştim. Bunun için ayrıca gavatın teki olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Ağzına tüküreyim senin insan uyumayı sever, neden uyandırıyorsun ki beni cadaloz.
(#17300397)
kendisiyle çelişip, sevdiği şarkıları meşhur etmiştir. ben dinliycem mesela şimdi hepsini. beğenirsem facebook'ta paylaşıcam. sonra beğenilicek, beğenenler paylaşıcak... ohooo.
4. Nesil embesil. O kadar seveni varken bir insan neden gider? Hadi tamam git de silinmeden gidilmiyor mu? Böyle güçlü, realist, dopdolu bir insandın da neden lise bebeleri gibi tripvari bir kayboluş, bir atarlanmaya imza attın? Deliryum mu, nevralji mi, basur mu ne yani sebep ne?
budur lan, benle ayni seyi düsünmüyor ama bam telime doknumuyor soyledikleri, ayrica cok asi, lafi dolandirmadan direkt gorusunu soyleyen adam ya da kadin, felsefeyle psikolojiyle ilgili oldugunu sadece bir entrysiyle gozler onune serip, yok artik dedirten yazar.
(#14486045)
(#13490217)
bu sözlükte bu adam kadar gerçekçisini okumadım.
ruhu, düşünceleri, ifadeleri saydam adam, kardan adam, ıssız adam...
öylesine yalın ve öylesine öze hitap ediyor ki yazılarında hep bir "lannnn kral çıplak" ifadesini yakalıyorsun.
pek çok kişinin hoşlanmayacağı kadar küfürlüdür yazıları; küfürleri kızgınlığını, öfkesini atmak için kullandığı bir bağlaç değil sadece olayın özünün ta kendisi olduğunu göstermek için vücut bulan cümleler bütünüdür ama yine de şiddetle küfüre hayır. olayı kötü bağladım ama bağladım.
(#12204735)
hani topluma ayna tutan aydın derler ya hah bu adam da öyle hatta aynayı güneşe doğru tutup yansıyan ışıkla göz bile acıtıyor çünkü acı ama gerçek* demiş metallica reyiz. ve bir aydın kadar da detaycı;
(#14235226)
thales evrenin özü nedir sorusunu sorarak ilk felsefi soruyu sormuştu ya şimdi thales hakkında çok bilgi kasamayacağım felsefe uzun iş ve ben çok tembel.
bu konuyu nasıl bağlayacağımı bilemedim şu ilerde bir kestirme var ordan sapıyorum ve konuyu şöyle bağlıyorum bu adam az yazmıyor üstüne bir de öz yazıyor.
(#12956645)
almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık peki bu lafı nasıl bağlayacağım? beni takip edin şurdan bir kestirme daha vardı ordan sapıyorum.
avrupa tozu yutmuştur; arada oralardan havadis getirir sözlüğe yazar paylaşır biz de biliriz ecnebiler kimi sever ne yer domuzu kaç derecede pişirir.
(#13498863)
(#13351371)
(#13184900)
(#14505801)
(#13545199)
sinema kültürü derler ya ki böyle ota boka kültür kelimesini ekleyip kategorize etmekle entelektüelleştiğini düşünen sığ beyinlere de gönderme yapmaya çalıştım da bu konuyu da bağlayamayacağım hemen şurdan.. kestirme.. sapt..
iyi bir gözlemci ve detaycı kişiliği film eleştirilerinde de kendisini gösteriyor.
(#13359999)
yazarın yazara çok kişisel notu:
(#14267698) bunu eksiledim hansel.
(#14236642) numaralı entry'si ile uzak mesafe ilişkisi mağdurlarına bir ışık olan yazar. ateş mi deseydim? yaktın yandırdın beni, zalim kandırdın beni...
itiraf başlığına yazdıklarını yazacağına odama el bombası atsa daha iyiydi. demek dandik şiirler ha! Harbi dandik miymiş? nayır nolamaz! gerçekleri kabullenmek ne kadar da zor.
güzel güzel yazan, tatlı tatlı okunan... küçük iskender'le ilgili yazısını okudum, çok hoş bir tarzı var. otobüs biletlerini bile saklayan ben neden kitapların üzerine ne zaman ve nereden alındıklarını yazmıyorum diye kendime sordum. sağolsun...
efendim sözlük içinde her zamanki yaptığımız şeyi yani entry okumayı şeytirirken yazarımızın bir başlık altında yazdığı güzel bi entry'siyle başladı herşey. böle okurken ehehe ne güzel yazmış lan dediydim. sorasında du bakam neymiş neyciymiş mercek altına alalım dedim. efendime söliyim 5 bin küsur kadar entry'si varmış, üşenmedim oturup okuyabildiğim kadarını okudum, bugün yeterince boş zamanım vardı zira. he öle bi oturuşta 300-400 tane felan okumadım, malumunuz göz sağlığı.
hakkında çok çıkarımım var ancak yazacak pek bişey bulamıyorum. zira kendisini anlatmaya kanaatimce kelimeler yetmez; az buçuk izah etmeye yetenleride milletin ağzında sakız olmuş vaziyette.
vel hasıl-i kelam aslen burada bu yüreği güzel yazarımıza söylemek istediğim içinde bişeyler tutma idi, kalmasın yazık olur. zira bir ömür çekilmez o cefa...
bazı zamanlarda içinden yapmak gelir; lakin sonrasında boşver diyip geçiştirilir. piskoloji gereğidir, ne derler ona aspenger sendromu mu?
doğrudan olmasa bile herşeyin birde dolaylı yoldan yapılan versiyonu mevcuttur. bu hususta en güzeli ironi yapmaktır, bu lafım biraz yanlış anlaşılabilir aslında ironiden kastım parodiydi, bu aralar çok karıştırılır oldu ikisi. mizahın gereğidir kendiyle çelişmek, yada öyle bişey işte.
bir davranış, bir düşünce veya bir fikrin içten içe rahatsızlık verdiği bir vakitte kendi içine çökmekten ziyade "hassiktir ehehe" çekmek en makbulüdür. elbetteki bunu yürekten inanarak yapmak mümkün değildir; ancak bi süreliğine topu uzaklara atmaya yeterdir. sözün özü huzur bulursun beyaaa *
neyse ben gidiyom, ne halin varsa gör. * gitmeden sana iki tane essahlısından müzik-şarkı ısmarliyim.