doğum günlerinde, yılbaşında falan böyle alınan ıvır zıvır. bugün arkadaşımın doğum günü için sürpriz parti hazırladık. arkadaşım x olsun. ben de "bir çift küpe alayım, hem sever o küpeleri. umarım beğenir." dedim. sürpriz ise pastayı ona başka bir şehirde yaşayan arkadaşının getirmesiydi. tabi ki geldiği şehirden değil. arkadaşı da y olsun.
neyse.. parti ya, bekliyoruz biz y nin gelmesini. y geldi, başımı bir kaldırdım... diyaloglar aynen şöyle;
ben: oha. hoşgeldin..
y: hoşbulduk, nasılsın ? *
ben: iyiyim, teşekkür ederim. o ne ya ? * keman mı çalıyorsun ?
y: hayır ahah..
ben: kim çalıyor ? **
y: x.. ahah..
ben: x keman mı çalıyor ?? *
y: hayır ama artık çalacak.. ahah. *
ben: oo demek kursa da göndereceksin. ahahah. *
herkes: hahahahaha.
bu gece bir hediye ver bana; senden aylardır ayrı kalmanın hasretini baltalarcasına. sadece hasretin boynunu vursun, akan kanlarla avutayım kendimi. içinde ne bir yanlış ne de bir meyil olsun. bataklıkta çırpınan bir güvercin düşün, uçmak varken boğularak sussun. mutluluğunla durdurayım öldüremediğim saplantımı.
kimileri vardır ki ne alacağınızı bilemezsiniz maddi yada düşüncevi kendinizi zorlarsınız ama , en güzel yanı o kişi anlarsa ki sizin gayretinizi , çabanızı , özverinizi bu sizi herşeyden daha mutlu eder.
müslümanların çatır çatır para aldıkları kuran-ı kerim adlı kitapın satışında söyledikleridir. bir kitapevine girip de "kuran kaç para?" diye sorsanız ters ters bakarlar. niye? kuran parayla satılmaz, anca hediye. "eh, ben 1 lira hediye etmek istiyorum" derseniz o kitabı nah alırsınız!
bunun adına ikiyüzlülük diyor bazı toplumlar. müslüman toplumlarda ise bir karşılığı yok. adamların iliklerine işlemiş, özel bir ad vermek akıllarına gelmiyor.
aldığınız kişiye çok dikkat edilmeli. size karşılıksız olarak içten verdiğine kesin inanıyorsanız alın yok eğer şüpheleriniz varsa almayın daha iyi. ileride verdiği hediye yüzünden sizi borçlu çıkarmasın sonra...
elbetteki hediyenin ne olduğu, onu kimin aldığı dikkat çekicidir. ama asıl önemli olan yanı hediye veren kişinin karşısındakine iletmek istediği mesajdır : " zevklerine, ilgilerine ya da ihtiyaçlarına göre seçmeye çalıştım, beğenmen için uğraştım; kısacası seni önemsiyorum. benim için değerlisin ve aklımdasın." işte budur paketi açarkenki merakın, kalpteki heyecanın ve yüzdeki tebessümün sebebi. **
ikiye ayrılır:
1. maddi olanı:
burda kabiliyetler konuşur. kişide hediye seçme kabiliyeti olmazsa hayatı israfla geçer (zaman israfı, para israfı ve kişi israfı)
bir yıl görmediği kardeşine hediye olarak bir adet kalemtraş alan insanlar bu gruptandır.
2. manevi olanı:
kabiliyeti olmayıp da ya da parası olmayıp da bunu örtmeye çalışanların oluşturduğu ikinci çeşit hediye. aslında yoktur öyle bir şey. bütün hediyeler sadece maddidir.
verildiginde bir cevap bir karislik ya da en azindan bir tepki beklenilen;"karsiliksiz" kisvesi altinda sunulan sey. hediye verme kavrami ne zaman ozel gunler kapsamindan siyrilabilirse o zaman karsiliksizlik sinirlarina dahil olabilir. hediye vermek sadece "7. ayimizda canima uzerinde onun ve benim adim olan bi yastik aldim" olmamalidir. veyahut "bugun anneler gunu dolayisiyla, ona mutfak robotu alip onu dunyanin en mutlu annesi yaptim"..bir seyin adi hediyeyse kaybeder bence o sey anlamini; bastan yitirir onemini. yani hediye almanin amaci alma gerekliliginden olmamalidir. lakin hediye kelimesinin koku bunu icerir.
"gecen bilmemnerede bir sey gordum aklima sen geldin. bu, tam sana gore diye dusundum. umarim begenirsin.." denilip karsidaki kisinin gozlerindeki isigi izlemektedir keyif; onu hazirliksizken yakalamaktadir; hic beklemezken surpriz yapmaktadir.
hediye vermek/almak kavramlari tedavulden kalkmalidir.
Gözlerinde gördüm, gördüm ışığı
Yokluğunda tattım kara siyahı
Bana zehir etme anlık dünyayı
Neylesin bu gönül sensiz hayatı
Suçum sana aşık olmak
Cezam sensiz nefes almak
Ya sen olursun yar ya sen olursun
Sen bana bir hediye hemde soluksun
Nefes almak senle başladı senle biter
Gönlümde tek sen varsın
Sen son olursun .
"hediyenin büyüğü, küçüğü olmaz" lafına sığınanların geçiştirdikleri bir zorunluluktur. elbette olmaz. ama bir başkasına çok daha fazlası yapılıyorsa, değeriniz hediyeyle ölçülür. bal gibi de ölçülür.
uzun hasan, fatih sultan mehmet'e kutu içinde bir hediye gönderir. kutu açılınca içinden yılanlar ve akrepler çıkar. bunun üzerine fatih'de, uzun hasan'a hediye olarak bal gönderir. bu durum bazılarının şu soruyu sormalarına vesile olur;
"padişahım neden böyle yaptınız?" fatih şöyle yapar açıklamasını;
"herkes yediğinden gönderir."
insanların manevi olarak birbirlerine verdiği değeri gösteren, içine emek karıştırılmışı makbul olan, maddi değeri manevi değerinden fazla olmaması gerekirken; tüketim toplumu olma yolunda danışıklı dövüş şeklinde gelişen, her geçen gün manasını yitiren bir nezaket göstergesidir.
ben hayat hırsızı, sevgi arsızı
dolaştım aşktan aşka yoruldum artık
kalbimi satsam olmaz
yerlere atsam olmaz
ben bu gönül işinden usandım artık
gel gör ki şu aklım bir sende kaldı
bu gönül deli bir senden iz aldı
sana bir hedıyem var
su kırık kalbi yüreğine sar sakla benim ıcın
bir küçük hatıra
kabul et benden
kalbimi gönderdim söküp yerinden
bir küçük hatıra
kabul et lütfen
kalbimi gönderdim sokup yerinden