cevahir deki şubesinde sanırım kişiye göre ya da cinsiyete göre servis yapmaktadır. müşterisine çay için yalan söyleyebilecek kapasitede çalışanlara sahiptir.
dün akşam 9 gibi cevahirdeki şubesindeydik. saat 9.35 gibi yemeğin ardından 2 kez garsona seslenmemize rağmen lütfedim bakmadı bize beyefendi. direkt yan masaya geçti. 3.'sünde nihayet bizim masaya gelebildi. arkadaştan 2 çay istedik. 1 dakika sonra başka bir garson arkadaş gelip, çay ocağının altını kapattıklarını ve çay veremeyeceklerini söyledi. biz de bunun üzerine kendisinden hesabı istedik ve gitmek için hazırlandık.
daha sonra şubeden çıkarken, bize çay olmadığını söyleyen işletme, 2 masa arkada bir bayan ve bir beyefendi olan masaya çay servisi yapıyordu. (sanırım masada kız olmadığından çay verme alışkanlıkları yok kendilerinin ama iyi yalan söyleyebilmekteler bu konuda.) bunun üzerine oradaki başka bir garsona, müdür ile görüşmek istediğimizi ve şikayet edeceğimizi söyledik. kendisi müdürün şu an olmadığını ama şikayetimizi müdürlüğe ileteceğini bildirdi.
sonuç olarak bu sabah telefonla merkezlerini aradık ve durumu anlattık. döneceklerini söylediler... döndüklerinde sonucu buraya yazacağım.
bunu yiyip de "iskender yedim" diyen ya hayatında iskender yememiştir ya da hosta gibi yerlerde satılan dandik şeyleri yemiş olup buna hayran kalmıştır.
tanım olarak, "ucuz fiyatlı dondurulmuş etli pide" falan diyebiliriz bu yiyeceğe...
iskenderlerinin tadının iyi olmadığını bildikleri için yoğun tereyağı dökerler ki tadı bastırsın, tereyağ domineli olsun... aksi halde kimse yemeyecek.
kesinlikle ama kesinlikle iskender satmayan restauranttır.bunların yaptıkları garip yiyeceğe iskender demek, büyük iskendere bile hakaret etmek sayılır.adamlar bildiğin tereyağlı saman satıyorlar.hayatında hiç iskender yememiş garip tipler de iskender yediklerini sanarak otluyorlar.
tadına, yağlı olmasına, fiyatına bişey demicem ama dönerlerinin boyutlarına vurgu yapmak istediğim iskender lokantasıdır. evet restaurant değil lokanta'dır. nasıl bir baştan savmayla yapıldığı ise adamın döner bıçağını çok kullanmamak adına tepeden bir verip en alttan almasıyla anlaşılır. arkadaş 30cm uzunluğunda döner mi olur ya tabak boyutunda.
ankara kızılayda, haftada bir zevkle yediğim, tereyağı mükemmel, sosu süper, eti fevkalade tatlı, fiyatı ucuz (8.50 tl),köklü ve hd kalitesinde iskender kebapçıdır. istanbul Kadıköy'de de şubelerini görünce "aha la sadece angarada değilmiş hd" dediğimiz süper iskender teşrifatçısı.
getirmeden önce mikrodalgada ıstıyorlar herhalde ki tabaklar ateş gibi oluyor her geldiğinde ve ben her seferinde elimi yakıyorum.uslanmak bilmiyorum.
(bkz: bu yaşta bu zeka)
iskender katili mekan. double iskender yedim, hatta arkadaşın ısrarlarına dayanamayıp bir kez daha yedim şimdi yalan söylemeyeyim hehe. şimdi durum şu ki, o sipariş ettiğim double'ın altındaki pideleri al geriye 4 parca et kalıyor hadi 5 olsun, üstelik kıyma döner. etin ne kadar kötü olduğunu geçtim garson kılığındaki psikomanyak iki gidişimde de elinde kızgın tereyağ dolu tencereyle çeşitli akrobasi hareketleri yaparak azıcık yağı tabağıma boşalttı, nasıl yaptı anlamadım. burada yazanlar gerçektir: 1 doublenin 12 tl olduğu restoranda 2 double, 2 cola ve 2 suya 33 lira ödedik anlayın nereden nasıl çaktıklarını. ve son olarak ikinci gidişimde acelemiz olduğundan arkadaşım ve ben hesabı aşağıda ödeme kararı aldık. aşağıda kasa olmadığını biliyoruz ancak hesabı isteyelide 5 dk olmuş durumda, neyse bunu gören aptal garsonlar yerinize oturun hesabınız gelir artistliğindeyken "biliyoz yarraam" demeyi çok istesemde "acelemiz var efendim" diyebildim ve oda ne? herif bana ters ters bakarak "tekrar yerinize oturun hesabınız gelir" demez mi? gerildim buna bi kafa kodum yandakine bi tekme, baktım şef filan bütün garsonlar üzerime geliyor dedim "adam olun adam geçmişinizi sikerim hepinizin orospu çocukları" dememle hepsi yerine oturdu. sonuç hesabı tabikide aşşağıda ödedim.
bir süre sonra gelen edit : buraya geçenlerde yine gittim. o kadar laf söyledin neden gittin diyeceksiniz ? kız arkadaşım geldi şehir dışından meşrutiyet caddesinde buluşunca bir şeyler yiyelim dedik ve en yakın yer oraydı olm naapak yani keyfimizden mi gidiyoz? neyse oturduk efendim biz yerimize bekledik ki sipariş alınsın. iskenderleri söyledikten sonra sıra geldi o soruya ;
garson : efendim ayran mı alırsınız kola mı?
ben : ayran
garson : efendim iskenderin yanında zaten yoğurt var isterseniz kola vereyim
ben : yok ayran olsun
(lan iskenderin yanında yoğurt olduğunu biz bilmiyor muyuz pezevenk? et dediğin ayranla gider değil mi? en azından bana göre öyle hem sana mı soracam lan ben neyi nasıl yiyeceğimi? mekanda zaten iskenderden başka bir şey satılmıyor madem yanında yoğurt var diye arasında 1.75 lira fark bulunan kolayı satmaya çalışıyorsun, neden dolapta ayran var lan ha neden ? akıl sağlığınızı, düşünce yapınızı, fikir dağarcığınızı bilfiil sikerim hepinizin ibneler.
ve yemekler gelir.
garson : tabaklar çok sıcak dokunmayınız.
(vay amınakoyim tabaklar çok sıcakmış neden acaba? bugüne kadar gittiğim lokantalarda neden tabaklar sıcak gelmedi? benim bildiğim yemek sıcak olur tabak sıcak olmaz. hayır beklemiş ve özenle kesilmiş o boktan etleri tabakla beraber ısıtıp getiriyorsanız orasını bilemeyeceğim. )
not : hd de çalışmadım ya da kovulmadım, başka firmadan da değilim. sadece fikirlerimi belirttim. tüm şubeleri ciddiyetsiz ve uyuz çalışanlara mı sahip? yoksa sadece ankara meşrutiyetteki şubesi mi öyle bilmiyorum.
not 2 : otobüslerde verilen sular varya hani ? hah işte onlar size sorulmadan masanıza konur ve hesaba eklenir. fiyatıda 1.25 tl dir.