çaresi çok net bir biçimde yapanın toplumdan izole edilmesidir.
insanlar varken hayvanlar bir dursun dediğinizi duyar gibiyim, ama her şeyin bir başlangıcı var.
şimdi orospu çocuğunun biri mesela öyle bir açlıkla yaşamış ki buna kalkıştı diyelim...
bu işler yüz bulma işidir.
buna kalkıştı, bırak hukuktan elle tutulur ceza görmeyi, kimsenin haberi bile olmadı...
yüz bulur bu sefer başka suçu günahı, direnme gücü olmayan kadın veya çocuk bulduğu yerde gözünün yaşına bakmayacak. hep deneyecek, ta ki en ufak zarar görene kadar.
hukuğun ana düsturu ne? cezalar insanları yontmalı kaba tabirle de bunun nesini yontacaksın da napacaksın?
ya abi getirmişsin 1 kilo pirinç, 900 gramı taş, 100 gramı da kırık. bundan pilav mı olur? demek ki bu pirinç de değil aslında.
ayır çürüğe siktirsin gitsin, nasıl asker ocağı 2 gram yağ fazlasının bile sonucu seni orduya almıyorsa.
bu kadar hasarlı beyin ne işine yarayacak toplumun? aldığı nefes ziyan.
ayrıca insana verdiğin değerle hayvana verdiğin değer arasında bu kadar uçurum görmemek lazım.
insanla bariz arasında bariz fark var mı? var elbet.
peki bu farkı görecek adam mı bu işe kalkışan aç orospu evladı? değil işte.
bir hayvan sevebilse, başını okşamaktan, beslemekten zevk alsa zaten ''ya şu zavallı sefil penisten soysuz soy fırlasın artık... kediye köpeğe tavuğa farketmez aq.'' diye yaşamaz.
sallandıracaksın 2 tanesini taksim'de edebiyatını genel anlamda sevmem ve bayağı bulurum.
ama bu konuda hepsinin sallandırılmasından ve 81 ilde canlı yayınlanmasından yanayım.
çünkü bu toplumda insanlar ucunda ölüm olmayan her şeye cesaret edebilirler, öyle bir hak görüyorlar kendilerinde.
daha radikal şeyler de önerebilirim de ben toplum zararlısı gibi görünürüm o sefer.