- çok havlıyor
- ailem istemiyor
- bana göre değilmiş
- kardeşimin alerjisi var
- komşum şikâyet ediyor
- tuvalet alışkanlığını kazanamadı
gibi bahanelere sığınan, sorumluluktan bîhaber iki ayaklıların terk-i diyar eylediği dört ayaklılarla doludur. sık sık olmasa da arada bir ziyaret etmek insanlıktandır.
aslında sahipsiz köpek barınakları demek daha dogru olur, cünkü türkiye'de kediler için barınak hizmeti verilmemektedir.
hayvan barınakları, heves uğruna, coluk cocugu sevindirmek icin edinilip sonra terkedilmiş cins ya da kırma köpeklerle doludur. köpek edinmek isteyen hayvan severlere, terkedilmiş bir köpeği sahiplenme fırsatı verirler.
hayvan barınakları, gönüllü hayvan korumacıları tarafından düzenli olarak ziyaret edilmekte ve barınak sorunları ilgili makamlara iletilmekte, barınaktaki ihtiyaclar, yardımseverlere çeşitli yollarla duyurulmaktadır. şurası bir gerçek ki, tüm barınaklar hayvan mezarlığı, toplu katliam yerleri değildir. o barınaklara olmasaydı o hayvanlar, belediyenin gezici ekiplerinin zehirli et ya da daha başka türlü insanlık dışı operasyonları neticesinde katledileceklerdi. çünkü insanların çoğu bu hayvanları sokagında, evinin önünde ya da cocuguyla oynarken görmeye katlanamamakta ve bu durumdan şikayetçi olmaktadır. bu şikayetlerde hayvan katliamlarıyla sonuclanmaktadır.
hayvanların pis yerlerde yaşamaya mecbur bırakıldığı, bazılarının hastalıktan öldüğü, barınak görevlilerinin sık sık dövüp işkence ettiği yerlerdir. bir çok barınağa yapılan habersiz baskınlar sonucu ortaya çıktı bunlar. gebze hayvan barınağında her metrekaresi dışkı olmuş bir kafeste tutuyorlar hayvanları. bu şekilde yaşatacağınıza salın sokağa daha iyi. en azından başlarının çaresine bakıyorlar orada. böyle hem esaret altına alıyorsunuz, hemde işkence ediyorsunuz. Hayvanları sokağa ve barınağa atanları da ayrıca anlamıyorum. Ulan 15 senelik ömürleri var, yaşadığımız hayatın 3/1'ini bile yaşayamıyorlar, hayvanları alıp niye sokağa atıyorsunuz huur çocukları, onlarında psikolojisi bozuluyor, istenmediklerini düşünüp intihar ediyorlar.
çalışanların büyük çoğunluğunun hayvan sevmeyen insanlardan oluşması sebebiyle, içindeki hayvanların içler acısı şekilde yaşamaya çalıştığı, çoğunun da hastalık, bakımsızlık, mutsuzluktan ölüp gittiği yerlerdir. ölüm kampı terimi çok yerinde. nazi kampındaki yahudiler gibi... 10m2lik kafeslerde tıkış tıkış, bok ve çiş içinde, buz gibi betonun üzerinde canlar; yetmezmiş gibi yaz kış demeden her sabah temizlik adı altında tazyikli su ile ıslanmak da var.
yaşama isteğinin bittiği anlar vardır ya, hani mutsuzluktan ölmek istersin; öyle hissettirir hayvan barınakları.