bir erkeğin şu fani hayattaki son nefesinde sarfettiği duyulmadıkça inanılmaması gereken cümle. ancak burada erkekleri yalancılıkla itham edemeyiz. zira bahsi geçen bu erkek arkadaşımız o an için işbu cümleyi gerçekten hissederek sarfetmiş de olabilir elbet. aynısı bağyan arkadaşlarımız için de geçerlidir. " seni sonsuza kadar seveceğim " , " hayatımın erkeğisin/kadınısın" vb. gibi cümleler sarfedenler, içinde bulundukları o anda, mevcut koşullar sebebiyle yanılsamalar içerisindedirler. bu gibi cümlelere maruz kalınıldığında elbette mutlu olunmalı ancak *** inanılmamalıdır.
uğur yücel isminin garantisine güvenerek bekleyen izleyici kitlesi bu filme hak ettiği değeri zaten verecektir ama gönül istiyor ki o malum genel izleyici de sinemalara akın etsin, gişedeki güzel hanımlara hayatımın kadınısın diyerek biletlerini alsın, bu hikaye ile hüzünlensin,türkan şoray'ın o büyülü oyunculuğunu görsün, o görüntü yönetimini takdir etsin, müziklerin filmin ruhuna nasıl uyum sağladığını fark etsin...
çünkü bu film o yüksek sanat anlayışıyla, o seçkinci tavırla yapılmış filmlerden değil.kimsenin umurunda olmayan kişisel bunalımları, hezeyanları anlatmıyor. hikayesi, tam da söyledikleri gibi "bizim hikayemiz." bu filmin insanları yaşadı, hala yaşıyor. bu filmdeki aşk, arabesk, bazıları için ıstıraptan ibaret hayat hala gerçek...
filme taraf olan bu satırların yazarının söyleyebileceği çok fazla söz yok bunlardan başka. başta senarist ve yönetmen uğur yücel'e; oyunculuklarıyla harikalar yaratan türkan şoray'a, yıldırım memişoğlu'na, ezgi mola'ya; özellikle mucizevi istanbul görüntüleri için görüntü yönetmeni jürgen jürges'e; filmin gizli kahramanı orhan gencebay ve diğer müzisyenlere; yapımcılara ve filmde emeği geçen herkese nacizane teşekkürlerini sunabilir en fazla, sabaha karşı yersiz bir duygusallığa kapılabilir ve hayatımın kadınısın sözünün anlamını düşünebilir bir kez daha...
--spoiler--
+ hayat esrarengiz ve biz hep firardayiz kendimizden.
- vay be. hani raki sisesinde balik olsamdan daha baba laf ettin tophaneli.
+ ne laflarimiz vardi da kaybolup gitti be salihcigim.
--spoiler--
şekli şemali, posteri, oynayan kişileri** itibariyle, 70ler modundaki, ayhan ışık-belgin doruk filmlerinin remake'iymiş gibi gösteren buna rağmen, sağ sgösterip sol çakmasını umduğum, bugüne kadar kötü film yapmamış uğur yücel baba'nın, bu işlerde gittikçe ustalaştığını göstermesdini dilediğim, sabırsızlıkla bekliyor olmasam bile, insanda merak uyandıracak olan 24 kasım 2006 tarihinde vizyonlarda olacak olan, senaryosu-yönetimi uğur yücel'e ait olan, eski bir şarkıcı ile, üst katına komşu olan ''tophaneli tayfur'' un hikayesini anlatacak olan türk yapımı film..