iki sevgili ya da arkadaş arasına kesinlikle ama kesinlikle karışmamak gerektiğini yoksa senin kötü olacağını.
Dün nefret ettiğin, hoşlanmadığın bir insanın yarın bir gün en iyi dostun olabileceğini. (Aksi de oldukça mümkün. Askeriyede biri vardı pandemi sırasında karantinada en iyi dostumdu. Saatlerce sohbet ederdim kendisiyle. Sonrasında ise kanlı bıçaklı olmuştuk herifle)
Duygularıma fazlasıyla yenildiğimi. Onları yeterince kontrol edemediğimi. Bundan mütevellit büyük bir mal olduğumu efendim, evet.
ekmek arası yapmayı, o pikap bu pikap şu pikap demeyi, okeyde balkon olmayı, alabalıklar içinde yalnız kalmayı, sevişmeden de yaşanılabileceğini, alfabeyi.
tamamen başkaları için yaşamak mutsuz ediyormuş. önce " ben" demeli, kendine yatırım yapmalı, ideallerinin peşinde koşmalıymışsın. çünkü sen mutlu değilsen, kimseyi mutlu edemezmişsin. aksi halde " ben kimim" sorusunun cevabı çok canını yakıyor, keşkelerle boğuşuyormuşsun. sonra böyle mış lı muş lu cümleler kurup...
Bir Aidiyet bağın olmayacak, risk almayı seveceksin, para en büyük düsturun olacak, aklını kullanacaksın, kendine değer vereceksin, spor yapacaksın ve zevklerinin uğruna yaşamayı iyi bileceksin.
Arkadaşlar ister katılın ister katılmayan ama cidden durum bu. Değer verip,merhamet gösterip severseniz yüzünüze bakmazlar ama Kötü olduğunuz zaman peşinizden dört dönerler.
ilker Gümüşoluk'un youtube'da yaptığı apartman sohbetleri adlı röportajların son ve fix sorusudur. Bu soruyu genellikle tanıdığımız, bildiğimiz isimlere sorar. Ekran yüzlerinin çocukluğunu, daha samimi yanlarını görürüz. Bana sorulmuş olsaydı sanırım cevap veremezdim çünkü hala öğreniyorum.
(bkz: apartman sohbetleri)