hayatın anne babasının öldüğü, arkadaşlarının onu unuttuğu ve sevgilisinin terkettiği andır.
fakat hayat soyut bir kavram olduğu için böyle bir olgu hiçbirzaman yoktur.
sıkıntılı, dertli ve acılı andır.
çünkü o zaman, ne kadar kalabalık olunursa olunsun, cep telefonun "rehber" kısmı ne kadar dolgun, msn listesindeki nickler ne kadar rengarenk olursa olsun, herkes bir deliğe kaçar.
o an feci şeyler yaşamışsınızdır.yanınızda kimse yoktur.ama söz konusu olan fiziksel anlamda kimsenin olmaması değildir.size ulaşabilecekleri her şeyi kapatmışsınızdır.
sırayla..önce pc kapanır,cep telefonu kapanır,ev telefonunun kablosu çekilir,kapılar kapatılıp kilitlenir,cam,perde ve daha bir sürü vs..kendinize bişey yapmayı, ama kötü bişey yapmayı kafanıza koymuşsunuzdur çünkü.ve sizi bulmalarını istemezsiniz.
saatler geçer ve bir türlü yapamazsınız.cesaret edemezsiniz.sonra sırayla..önce pc açılır(hiç ileti yoktur),cep telefonu açılır(sizi kimse aramamıştır ve hala aramamaktadır),ev telefonu da aynı şekilde..kapı,cam,perdeler açılır herşey aynıdır.
işte o an hayatınızın en yalnız anıdır.ne yaparsanız yapın,ne yaşarsanız yaşayın,
bu an'lar kronik bi şekilde çoğalacaktır,cesaret edemediğiniz sürece..
başkalarının sürekli fotoğraflarına baktığın andır. o fotoğraflardaki kalabalıkta boğulursun.. hayatının hiçbir yerinde olmayan o kadar insanı görmek, mazoşistçe bir zevk verir özlemlere sürükledikçe seni...
tatile gittiğiniz yerde gün boyu eğlendiğiniz arkadaşınızla saçma bir tartışma içine girmek. ve sabaha kadar sahilde tek başınıza oturduktan sonra eve gelip yastığa başınızı koyduğunuzda aklınızdan geçenlerin doğru olduğunu düşündüğünüz andır.
ağlarken göz yaşınızı silecek bir mendil uzatan kişinin olmadığını fark edip daha da fazla ağladığınız andır.
kalabalık bir caddede mesela istiklal caddesinde canınız sıkıldığı için kulaklıktan gelen güzel bir müzik eşliğinde muhteşem bir kalabalıklığın içinde yürürken tanıdık bir yüz göremeyip hayatı daha da fazla sorguladığınız andır.
yüzünüz asıldığında "neyin var?" diye soranlara gerçek nedeni anlatacak kadar samimi bulabilecek bir kişinin olmadığını fark ettiğiniz andır.
bütün sorunlarınızı anlatabilmek için bir psikyatrise gittiğinizde anlarsınız yalnız olduğunuzu.
ve her gün eve geldiğinizde yüzünüzde ki mutluluk maskesini bir kıyafet gibi çıkarıyorsanız, odanıza girdiğinizde sessizce ağlıyorsanız ve yaşadıklarınızı anlayabilecek bir tek insan bile kalmamışsa her anınız en yalnız anınızdır aslında.
dolu dolu yaşanmış bi günden sonra telefonunu kapatıp başını yastıkla bütünleştirdiğin andır. kendini sorgularsın ve uyumadan önce en az 5 dk birilerini, yaptıklarını yapmadıklarını düşünürsün.
tum sevdiklerini, tum aliskanliklarini, tum kazanimlarini geride birakip; yolunu, izini bilmedigin; hatta dilini bile dogru durust konuamadigin bir ulkeye dogru yola ciktigin andir.
hergün yatağa başını tek başına koyduğun andır.
belki de bütün gün berabersindir sevdiğinle, ama o an düşünürsün bak yok şimdi yanında. aslında yalnız olduğunu anlarsın.