bu daha öncelerde olmasını beklediğin, ancak şimdi olan, hız kesmeden sana doğru gelen, gelmesini istemediğin halde yine de gelen, ayak ucundan boğazına kadar sesle dolmanın nasıl bir şey olduğunu ispat edecek o ağrıdır.
üzerindeki her şeyden kurtulman gerekli. hem de derhal. soyunmalısın. çırılçıplak bir öksüzü oynamalısın bu akşam! korkuyor gibi yapmalısın , korkmadan. alnın hiçbir yere değmemeli, martının kıçından çıkartıp bir binanın çatısından aşağıya fırlattığı o beyaz sıvı gibi amaçsız, düşünmeden, düşmelisin bütün düşüncelerden! ses etmemelisin sese. biri bir ninni bağıracak, öteki adını haykıracak, öl demeden, öl diyebilmenin ispatını edecekler. anlayacaksın bir kaç harfin taşıdığı anlamdan kurtulup, nasıl anlamsız bir heyecanla seni dürttüğünü. sapacaksın yaşamdan. korku öpüyor olacak sırtını. sırıtacaksın, ne diye gıdıklandığını bilmeden. hangi rolü giyindiğini bile bilmiyorken sen, yakıştıracaklar adının önüne bir sıfat. ne istiyorlarsa o olmanı bekleyecekler. sen öksüzüm dediğinde daha bir güçlü vuracaklar sırtına, adam olduğunu sanacaksın. adamlıktan çıkmanın tarifini dinliyor olduğunu bilmeden. Velhasıl gideceklerdir, elbette gidecekler! sen kendini kaybettiğin yere geldiğinde, bulduğunda kendini ve anladığında şarkıların içindeki acıyı, olacaksın. sen, sen olduğunda kimse kalmayacak etrafında. kimse olmayacak. anlamadıklarını, anlamamalarına rağmen anlamsızlaştırıp, terk edecekler seni, düşüncelerini...
herkesin söyleyecek bir şeyi vardır hayata dair,hiç ummadığınız insanların bile.düşünemezsiniz ya da tahmin edemezsiniz. sizin gözünüzdeki o ya da onların da bir şeyler söyleyebileceğini.konuşmaya yeni başlayan çocuğunda söyleyebildikleri var. kendi dünyasında çok çok anlamlı. gece sessizken,her önüne gelene sevdim diyen sarhoş adamında,aylak adamında.herkes söz sahibi ama her sözün tek bir hayatta geçerliliği var.
Ölümden daha kötü ne olabilir ki hayatta. varsın sıkıntılar dertler olsun. insan yaşamayı bilmeli. Ölmeden öldürmemeli kendini. Taptaze umut dolu bir hayat arzu etmeli kendine.
hayata dair birşeyler var içimde.
herşeyin şans olması ile alakalı.
dilenen ya da sakat insanlar ya da varlık içinde geçinenler.
750 lira maaş için hayatını satanlar ya da onca para varken zaman gibi değerli birşeyi olduğunca verimli kullanamayanlar.
bülbülü öterken çalışıp bülbül sustuktan sonra rahatan kavuşanlar.
herşeyin zamanında güzel olduğunu biliyorum ama ben daha en başından hayata geç kaldım iyi mi.
genç göstermenin de canı cehenneme o zaman.
*Ankaradan Antalya'ya tatile gelirken yolda kız arkadaşıyla kavga eden şahıs, sevgilisinin üzerine benzin dökerek ateşe verdi. Ağır yaralanan kadın, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti;
*Kadınlarımızı döveriz, bıçaklarız, kurşunlarız, yakarız;ama asla onlarla sokak ortasında öpüşmeyiz.... Çünkü biz çok ahlaklı bir toplumuz.
ilk önceleri çok tatlıdır da yıllar yılları kovalamaya başlayınca acılığı başlar. keşke hiç büyümeyip hep küçük kalsak hayatta tatlılığını sürdürse...dostluklar öylesine samimi kalabilse, annem yaşlanmasa, ben büyümesem.....ama olmaz ki!
hayat hep acıtacak, yıkacak, kıracak...
cocuk iken 40 derece sicaklikta gunesin altinda yaptiginiz o kum kalesini denizin dalgasi vurup yok etiginde o an ki his.. 18den sonra hep yasayacagin histir. yasama dair..
Şu hayatta acılar tam sevinçler yarım yaşandığından yani; acının miktarı ve süresi sevincin miktarı ve süresinden çok daha fazla olduğundan;
insanların asıl amacı mutlu olmak değil;acı çekmemektir.
insanın mutluluk kovaladigini sanmak hayatla ilgili en temel yanılgımız, acıların büyüklüğü ve sürekliliği karşısında hiçbir insan mutluluk gibi küçük ve süreksiz bir şeyi kovalamaz.
insanlar hayatları boyunca acıdan kaçmak için mücadele ederler.
Hayat sevdiklerimizle var olduğumuz kadardır,
Dünler geçmişi,
Bugünler yaşadığını,
Yarınlar geleceğini anlatır.
Dünü unutma
Bugüne aldanma
Yarına ağlama
Çünkü;
Dün tecrüben
Bugün hayatın
Yarın hayallerindir.
koşulsuz misafirperverlik yokmuş. evime gelen arkadaşıma karşı iyi bir ev sahibi olmak istedim ama o hiç hak etmeye değer bir şey yapmadı, sürekli talepler ve evi babasının eviymiş gibi kullanma çabaları beni tüketti. bir daha gelmemesi dileğiyle...
ne olursan ol yine gel sözü teoride mükemmel ama biraz da hayat dön bak canım.
ölmek üzere olduğunu sandığın saksıdaki limondur hayat.toprağı kötüdür.değiştirme şansı yoktur.eşelersin anca örgü şişiyle.bol bol sulayıp canlanmasını beklersin.ama onun dökülür yaprakları sürekli.bi gün bakarsın gövdesinden yeni filizler vermiş.goncalar çıkmış yeni.aha dersin yaşıyor.ama hani yeni yapraklar.yaşamla ölüm arasıdır hayat.
sigarasından bir duman daha alıp, "her şeyin bir sonu var" dedi. "tüm bu olanlar bir gün bitecek. bu telaş, bu öfke, bu kaygılar. bu tedirgin insanlar yerlerini başka tedirgin insanlara bırakacaklar. bu sokaklar arınacak bir gün kötülüklerden. biz göremeyeceğiz ama birileri görecek. tüm patronlar, tüm işçiler, tüm devlet başkanları ölecek, yerlerine yenileri gelecek. şu dökülen yaprakları görüyor musun? insanlar o yapraklar gibidir. ömrümüz bir mevsim. dallarımıza tutunarak rüzgarda süzüldüğümüz anlar kar kalacak yanımıza. sonra bir gün devrimiz dolacak, birileri gelip süpürecek bizi düştüğümüz yerden. şanslıysak cenazemizi birileri uğurlayacak, değilsek sakince asıl geldiğimiz yere döneceğiz. insan unutulmak üzerine yaratılmış bir canlıdır. tüm hikayeler bitmek için başlar. bütün cümleleri bir yerde noktalamak için kurarız. tüm yolculuklarımız sonunda soluklanacak bir yere ulaşmak içindir. sonu olmayan tek şey, sonların kendisi.