Hayatta yaptığımız her eylem aslında iki amaç içindir; ya elimizdekini korumak veya eksikliğimizi gidermek.
Bir işe girip çalışıyoruz. Peki neden? Çünkü hayatta kalmalıyız , yaşamamızı korumak için. Bazen işimizi değiştirmek istiyoruz. neden? Cunku o iş artik bizi maddi veya manevi yönden tatmin etmiyor veya eski huzurumuz kalmadığından dolayi o huzur eksikliğini gidermek için kafamızın rahat olacağı bir işe geçiyoruz.
Bence hayat görece basit ama asıl zor olan onu basit oynamak galiba.
nedir hayat? kuyudur. içinde can çekişen taşın sesini dışarı duyurmamak hayatın huyudur. hayatın dibindeki taş, suyudur. bu kuyudan su içmek isteyen, yani yaşamak isteyen, taşı sıkmalı, ölmek için bu kuyuyu yıkmalı. peki intihar isteyen? kuyuya bakraçla inip kuyudan bakraçsız çıkmalı.
Herkesin kendini başrol sandığı bir filmdir. Peki ya başrol olduğunu sandığın filmde aslında başrolün arkasından yürüyerek geçen bir figüransan? Belki de hepimiz başkasının filminde figüranlarız.
Orgazm yüklenmesi olan pozitif bir enerji. Boşaldıktan sonra iliklere kadar negatif bir boşluk hissi doğuruyor. Yüklenme ve boşalma arasındaki bu kısırdöngü hayatın kendisidir. (Acaba kendisi midir?)
üçgen.
Çoğulculuğu esas alırsak hayat üçgendir. Yemek, seks ve dışkı.
1950'ler 60'ların önemli mecmuası. yapı ve kredi bankasının kurucusu kazım taşkent sponsor olmuş, büyük koleksiyoner şevket rado büyük özveri ile yönetmiştir. reşat ekrem koçu dahil bir devrin önde gelen entelektüelleri için önemli bir mecra olmuştur. türkiye tarihçiliği için de kaynak sayılabilecek yayınlar neşretmiş mecmua. mesela ayşe osmanoğlu'nun hatıraları bildiğim kadarıyla ilk kez burada yayınlandı.
tam koleksiyonuna sahip olmayı istedim. öyle bir mecmua.
bu 5 harf her ne kadar kısa görünse de çok uzun ve dolamaçlı bir yol. hele ki başında bir büyüğün ailen vs yoksa bitiyorsun arkadaş cidden. duyguların ölüyor başta diyecek çok şey var.