anormal olan insanlık dramlarının normalleştirilmesinin
-sıradanlaştırılmasının ilk adımı
o yüzden pervasız ve umarsızız
başkalarının acısına gülüyoruz ne yazık
yazar arkadaşlar alınsın biraz.
hayat kadınlığını kutsal olarak addedenlerin yaşadığı bir ülkenin acı gerçeğidir. genelevlerini isteyenler "iyi de yolda, sağda, solda kadınlara mı saldıralım. orada tatmin oluyoruz," diyorlar; ancak bir gerçeği unutuyorlar. annesinin genelevde çalışmasını isteyen var mıdır aramızda? peki ya eşinin? kızının hayat kadını olmasını isteyen veya isteyecek olan? kız kardeş, hala, teyze, kuzen, yeğen? bu soruya kimse evet demeyecektir (evet diyen varsa özelden bana mesaj yazsın ona gerekli cevabı vereyim). o halde ne hakla istiyoruz genelevlerinin varlığını? unutmayalım ki oradaki hayat kadınları da (ki eminim belki hiçbiri bu işi seve seve yapmıyordur, o bataktan kurtulabilseler hemen kurtulacaklardır) bir annedir, bir abla, hala, kız evlat, eş veya ne bileyim teyzedir. kendi akrabalarımız için istemediğimizi başkalarının akrabası için istemek iyi bir şey mi? hiçbir şekilde çoğunluk tatmin olacak diye azınlık da olsalar o el üstünde tutulası kadınlarımızı feda edemeyiz. onlara diyemeyiz, "hadi sizin göreviniz bizi tatmin edip, sapıklık yapmamızı önlemek." böyle çarpık bir zihniyet yok. yolu bir şekilde oralara düşmüş olanlar bu dediklerime kızmasın ve de kusura bakmasın; ama kendimiz için istemediğimiz bir şeyi başkası için istememe düsturunu sık sık ihlal ediyoruz gibime geliyor. çok acı.. çok..
itiraf edilmeli ki bir gizli meraktır her kadında.
seksin özgürlüğüne dair, adını bilmediğin bir adamın senin adını bilmiyor olmasına rağmen oldukça kutsal bir şeyi paylaşmak, seni yarın hatırlamıyor olacak muhtemelen karısına sevgilisine askere artık neyse dönecek ve sen oyunun bilinen ahlakın bütün kurallarından parayla ayrılmış olmak.
erkeklerden çok kadınların cinselliği bastırdığı toplumda çaresiz kadınları içgüdüsel olarak düştüğü ilk yoldur. namus meselelerinden kaçanların vardığı nokta bunun bir güç olduğunu keşfetmesidir. ve bu güç onun bir parçasıdır.
tabi ki ne çok idealistim ne de acılar çeken ne zorluklarla bu işi yapan kadınlara lafım.
hem kadınlıklarını kullandırdıklarını düşünmüyorum, hem hiç bir kadın rahime sıkışcak kadar basit değildir.
kadın tutuktu, sustu. mavi dese, o kadar sonsuz muydu hayatı?
peki ya yeşil dese? cıkk, o kadar müreffeh bir gün yüzü gördüğü tek gün hatırlamıyordu ki biçare.
sarı? olabilirdi, nasıl olsa hayatı hep soluyordu anbean...
ama onda da bir umut yok muydu, ertesi bahara çalacak ayların müjdesine dair?
peki ya kırmızı? onca ihtiras dolu adamların altında kıvrım kıvrım inliyordu işte!
iyi ya, sorunda buydu zahir... iştah ve ihtiras berikilerinde, hüzün ve kahır kendisindeydi. zevk denilen şeyi öğrenmemişti ki? daha on ikisinde zehirlenmemiş miydi bir kömürlük girişinde bedeni ama önce ruhu? olmaz, kırmızı onu daha da çok kışkırtıyordu, bu insani paylaşımın hayvani tarafını yaşadığı için hayatı boyunca!..
peki ya siyah? tam onun rengiydi o vakit... matemi dibine kadar vurduracak, ruhunu tek sözle açıklayacak kadar apaçık, peyderpey gerçeği muştalayacak kadar yalındı, asildi de üstelik. bir kerecik de olsa asillik ona yakışsaydı ya bu dünyada... ııı-ıhhh; o da olmazdı. kızı ela vardı, adını gözlerinden alan piç olan yavrusu: sinesi, hayatı, ömrü olan kızı. onunla hayat siyah olur muydu hiç?
atıldı apansız, düşünmedi bu defa çokça zihninde:
"gri" dedi boğuk bir sesle...
sustu beriki küçümsemesiyle...
sonra başladı sert herzeleriye:
"soyun!.."
mutluydu kadın, şuncacık sohbet edeni çıkması bile güzeldi satılmadan önce vücudu. ruhu mu dediniz? haydi canım, kimin umurundaydı ki onun izdüşümü...
birinin şuncacık sohbet etmesi de onu düşünmesinden ya da merakından çok, hayvani içgüdüsünü palazlamaktı. epi topu yapacağı sokmak-çıkarmak işini kallavi tarafından süslemekti!..
"gelecegi birakin cocuklugunuda herkez oyuncagiyla oynuyorken ben tecavuze ugruyordum herkez ruya gorurken ben ruyamda sadece o tecavuz sahnelerini goruyordum, yani benim cocuklugumu calmadilar benim ruyama kadar caldilar, benim gece uykuma kadar caldilar..... bizler ailelerimize kirgin olmayalimda, ben aileme kirgin olmiyimda onlar mi bana olsun."
diyor bir hayat kadini arkadasimla yaptigi roportajinda,
neden orospulara hayat kadini diyoruz denilmis, bu kadinlarin hayat hikaylerini kim bilebilirki?
kim hic tanimadigi kisiler tarafindan gunlerce saatlerce aci cekmek ister? kim dovulmek ister? hirpalanmak ne dusundugunun ne hissettiginin kimsenin umurunda olmamasi.....
onlar hayat kadini hayat en agir yuku onlara vermis hayat kadini onlar hayatin hic yuzlerine gulmedigi kadinlar !
bir tanesinin hikayesini okumustum.
Köyde yaslı akrabası tarafından tecavuze ugruyor. Henuz cok kucuk, belki genc kız bıle degıldi. Aile damgayı basar. Affedilmek gibi bir konu mevzu bahis bile değidir. Ama o yürekli baba(!) kızını öldürmeye kıyamayıp, sonunun ne olacagını bile bile istanbul gibi bir şehire bırakır.
bu insanlara orospu dıyenlere soruyorum. O küçücük yasında, belki de okuma yazması bile olmayan bir kız çocugu ne yapabilir?
bu aciz durumlarından yararlanan, onları birer namus timsali edaları ile küçümseyen insanımsılar, asıl sizler olmuşsunuz bu hayatın insanı..
yetimlerden, sokak çocuklarından sonra dünyanın en acınası varlıkları. sırf keyfçilik olsun diye bu işi yapanların olduğuna inanmıyorum. belki bir kısmı böyle başlamıştır ama deyyus patronları peşkeşten vazgeçmediğinden kurtulamamıştırlar. kapitalizm ne yapıyor (türkiye dahil) onlara vesika verip seks işçisi olarak çalıştırılmasına izin veriyor. bir de vergi alıyor onlardan. aynı devlet onlardan, bunlardan topladığı parayla bir de imamların maaşını falan veriyor. sonra da genelev önlerinde nöbet tutan polislerden biri ölse şehit oluyor!
şimdi türkiye genelevlerinde çalıştırılan kadınların hepsi nataşa mı? ki öyle olsa bile insandır, mazlumdur her halükarda korunması gerekir. ama genelevlerde çalışan kadınlar hep bu milletin kızları! kimi gençlik heyecanıyla ya fotomodel ya aktrist olmak için evden kaçıp düşmüş bu tuzağa. kimi yavuklusunun ihanetinden... ama devlet baba kızlarını ordan alıp kurtaracağına, onları çağdaş köleler olarak kendi oğullarına peşkeş çekilmesine izin veriyor. oğulları da "yahu bu bizim bacımızdır. biz nasıl böyle bir haltı yeriz" diye de hiç düşünmüyor. bitecek.
hayat kadıınııııı allahsız sürtüüük .... şeklinde nakaratı olan bir şarkı ismidir ve öte yandan
''hayatımın kadınısın'' cümlesinin kullanırlığını azaltan tabirdir....
her biri kendisini 'bu hayattan kurtarmaya cekip gelecek' olan mavi ford taunuslu kadir inanir'i bekleyen ammavelakin cogu bu bekleyiş sırasında gümbürdeyip giden olgu.