insanın kendisine uyguladığı işkencelerden birisidir. yeni bir okula başlarsın hayal kurarsın, sevgilin olun hayal kurarsın, işinden ayrılırsın hayal kurarsın. bir insan niye hayal kurar ki? sanırım onları gerçekleştirmek, birşeyleri başarmanın, birşeylere erişmenin egosal tatminini yaşamak için hayal kurar insanoğlu. eğer gerçekleşirse sizden mutlusu yoktur. peki hayal kırıklıklıkları? hayalini kurduğunuz onca şeyin imkansız olduğunu anlamanız, hayal ettiklerinizin gözünüzün önünde yıkılıp gitmesi. o an dünyadan nefret etme, yaşamdan soğuma anınızdır. düşünürsünüz ben nerede yanlış yaptım, neden böyle oldu diye. ama çoğunlukla bir cevap bulamazsınız çünkü hayal kırıklıklarınız yine çoğunlukla başka birisi yüzündendir. hayallerinizi yıkan insandan nefret edersiniz içten içe ama susarsınız. bağırsanız çağırsanız ne değişecek ki? giden hayalleriniz, umutlarınız geri gelmeyecek. ama en azından içinizdeki nefreti kusup rahatlamış olursunuz. velhasıl-ı kelam hayal kurmak hüsrandır, hüzündür çoğunlukla.
hayal kurmak insanın acıya alışmasıdır. hayal kurarsınız, sonra gerçekleşmez mort olursunuz, hayal kurarsınız, sonra kendinize gelirsiniz mort olursunuz, hayal kurarsınız sonra biri gelir "çok beklersin olum" der mort olursunuz. e böyle böyle de acıya bağısıklık kazanır rocky olursunuz. acı yok rocky!
"istemeden de olsa hepimiz hayal kuruyoruz;uymaya mecbur bırakıldığımız, bizi en önemli ruhsal eklemlerimizden, başarı hırsımızdan, düzen arzumuzdan, günahın günlük bir alışkanlık haline gelmesini engelleyen tutuculuğumuzdan yakalayan sistem içinde ancak hayallerimiz bizi, her şeyin yalnızca bizim isteklerimiz doğrultusunda devam ettiği o sihirli topraklara götürebiliyor çünkü...
hayallerimiz, şeffaf bir kağıdın üzerinde senaryosunu yazdığımız, var olmayan kameramanlar, görünmeyen set işçileri ve hangi rolü oynattığımızı asla bilmeyecek oyuncularla çektiğimiz filmlere benziyorlar...
Oysa günlük hayat hayal kurmamıza izin vermez; yapmamız gereken işler, hayallerin serin gölgelerinde unutulmaya mahkumdur çünkü ve günlük hayatı sürdürebilmek için gerekli olan hiçbir şey, ne yazıktır ki unutulmaya gelmez. başkaları, bir başka dünyaya dalmış gözlerimizi fark ettiği anda, 'yine' hayal kurduğumuz için suçlanırız biz; işler yavaşlıyordur, insanlar bekliyordur, "bu böyle olmaz ki ama..."
ya hayal ettiklerimiz için yaşamaya karar verirsek bir gün? Hiç düşündünüz mü o zaman neler olacağını? neleri ve kimleri geride bırakmak zorunda kalacağınızı? peki bunu yapabilir misiniz gerçekten? 'ben gidiyorum' diyebilir misiniz aniden, 'ben gidiyorum yapmam gereken daha önemli şeyler var' duyulabilir mi sesinizden?" *
kurallar tamamen kişiye kalmıştır. istenilen herşey yapılır, istenmeyenler bir güzel kovulur beyinden. yüzde aptal bir gülümseme oluşur. bu yüzden toplum içinde pek yapılmaması tavsiye edilir. özellikle geceleri yapılması harikadır. gün içinde yaşananlar ele alınır. istekler birbir gerçekleştirilir. yeni günün getirceği herşey güzeldir o gece. nerde kalındığı hatırlanmadan uykuya dalınır. güzeldir hayal kurmak, ancak kimi zaman gerçeklerin güzelliğini saklar. elde edilemeyen şeylere duyulan istek, bir yandan elinizdekilerin kıymetini kaybetmesine sebebiyet verebilir. aşırıya kaçıldığında gerçekleşmesi bile hayal kırıklığına dönüşebilir.
önceleri hayatın peri masallarındaki gibi olabileceğini düşünenlerin, kendisini o masallardaki prenses ya da prens zannedenlerin yani hayalperest insan türlerinin içinde bulundukları ruh halidir. genellikle bu ruh halinin hemen ardından onuncu kattan beyin üstü yere çakılmak hadisesi mevzu bahistir ki bu yüzden asla tavsiye edilmez. hayal kurmayınız, kurdurtmayınız.
insanı ayakta tutan, hayata daha sıkı sarılmasını sağlayan insanın beynindeki, benliğindeki güçtür. yaşadıklarımız ve sahiip olduklarımız hayal ettiklerimizin parçalarıdır ve hayallerimiz onları istediğimiz ölçüde yşadıklarımız olacaktır.